Kayınvalide Her Şeyi Eleştiriyor: Elbisemden Evimize Kadar

Dünürüm Her Şeye Atar Pulu Yapıştırıyor: Elbisemden Evimize Kadar

Elif ile kocası Burak, şimdilik Elif’in anne babasının İzmir’in şirin bir mahallesindeki küçük evinde kalıyorlar. Mecburi bir durum bu çünkü çift yeni aldıkları ev için kredi çekmiş ve üç yıldır taksitlerini düzenli ödüyorlar. Ancak hayallerindeki huzurlu aile tablosu, Burak’ın annesi Ayşe Hanım’ın müdahaleleri yüzünden her geçen gün biraz daha kararıyor.

Elif başından beri Ayşe Hanım’la aynı çatı altında yaşamaya karşı çıkmıştı çünkü ikisinin karakterleri suyla yağ gibiydi. “Öyle biri ki, güneşin doğuşuna bile mızmızlanır,” diye dert yanıyordu Elif arkadaşına. “Susuyorum, tartışmıyorum ama artık sabrım tükendi. Yaptığım her şeye kusur buluyor, nefes alamaz hale geldim!”

Düğünlerinde Elif’in ailesi genç çifte 300 bin lira hediye etmişti – kredi için peşinat olarak. Burak’ın babası ise oğluna eski bir apartman dairesinde küçük bir oda bırakmıştı. Ayşe Hanım da 50 bin lira ekleyince yeni bir daire almak mümkün oldu. İnşaat firması son rötuşları yaptıktan sonra artık taşınmaya hazırlardı, hele ki Elif hamile olduğu için sabırsızlanıyordu. “Yakında kendi evimizde, kendi kurallarımızla yaşayacağız,” diye düşünüyordu içinden. “Annemlerden ayrılınca her şey düzelecek.” Ne var ki inşaat firmasının yaptığı tadilat kusursuz değildi. “Tesisat sorun yok ama duvar kağıtları yer yer kalkmış, parke gıcırdıyor. Detaylar ama zaman ve para gerektiriyor,” diye iç çekiyordu Elif.

Ayşe Hanım yeni daireye adımını atar atmaz genç çifte fırtına gibi eleştiriler yağdırdı. “Buna tadilat mı denir, rezalet! Bu paraya saray yapılır! Bir de şu manzaraya bak, içler acısı!” diye bağırdı. Elif ise omuz silkti. Park, bahçe ve çocuk oyun alanı manzarası ona gayet hoş görünüyordu. “Çöplüğe bakmıyoruz ya, neyi beğenmedi acaba?” diye şaşkınlıkla düşündü. Ayşe Hanım hep böyleydi: düğünde Elif’in gelinliğini beğenmemişti, nikâh öncesi alyanslarını eleştirmişti, şimdi de ev. “İlk kocasının neden kaçtığını anlıyorum. Böyle bir huya kim dayanabilir ki? Kendi hayatını da mutsuz etmiş, her şeyi kusurlu buluyor,” diye içinden söylendi Elif.

Asıl kriz, Ayşe Hanım gençlerin tadilat yapmak istediğini öğrenince patlak verdi. Her sabah alaycı sorularla arıyordu: “Eee, taşındınız mı? Yoksa siz milyoner oldunuz da saray mı döşüyorsunuz? Eskiden insanlar nasıl yaşıyormuş acaba?” Elif bir gün dayanamayıp sertçe yanıt verdi: “Paramızla tadilat yapıyoruz, sizin 50 bin liranız çoktan bitti. Artık aramayın!” Bunun üzerine Ayşe Hanım iyice hırslandı, Burak’ın babasından kalan odayı ve verdiği parayı hatırlattı – ki kendisinin o parayla hiçbir ilgisi yoktu. “O kadar üzülüyorsanız, hepsini geri veririz!” diye çıkıştı Elif. Ayşe Hanım ağlayarak, “Burak böyle yaparsa onu hayatımdan silerim!” dedi.

Arkadaşı Elif’i dinledikten sonra sordu: “Peki Burak ne diyor bu konuda?” Elif içini çekti: “Annesinin huysuz olduğunu biliyor ama ‘o benim annem, sabretmek lazım’ diyor. Olayı geçiştiriyor, ama ben daha fazla dayanamıyorum.” Elif’in annesi bir ara Ayşe Hanım’la konuşmaya çalıştı ama o kararından dönmedi: “Burak kredi taksitlerini öderken bir de tadilatla uğraşacak, Elif doğum iznindeyken! Çocuk büyüsün, sonra yaparsınız. Neden borca sokuyorsunuz oğlumu?”

Arkadaşı kestirip attı: “Senin ailenin evindeyken sık sık gelemiyor. Ama taşınınca, ‘torunumu görmeye geldim’ diye her gün kapınızda olacak.” Elif’in içine korku düştü. “Oğlu için değil, kendi kontrol hırsı için endişeleniyor,” diye ekledi arkadaşı. Bu ihtimal Elif’i korkuttu. Ayşe Hanım her gün torun bahanesiyle gelirse, hayatları kabusa dönebilirdi.

Elif çaresiz hissediyor. Burak’la kavga etmeden bu durumu nasıl çözeceğini bilmiyor. Daha fazla dayanamayacak, ama açık bir çatışma evliliklerini sarsabilir. Ne yapmalı? Sizce Elif, dünürünün müdahalesinden nasıl kurtulup kocasıyla da arayı bozmadan yaşayabilir? Siz de böyle bir durumla karşılaştınız mı?

Rate article
Lifequest
Kayınvalide Her Şeyi Eleştiriyor: Elbisemden Evimize Kadar