Kocası Mektup Bırakıp Gitti: “Başka Birine Aşık Oldum

Akşam yemeğinde, kocasına bakarak, “Kaynanam aradı, kardeşin boşanıyormuş,” dedi Aslı. Hasan, tabağına bakarak sessiz kaldı. “Niye susuyorsun? Onu destekliyor musun? Üç çocuğu terk ediyor!” İçinde öfkenin kaynadığını hissetti.

“Hadi Aslı, sakin ol,” dedi Hasan, tabağını iterek. “Çocukları terk etmiyor. Boşanıyorlarsa, bir sebepleri vardır.” Mutfaktan çıkıp gitti, onu şaşkınlık içinde bıraktı. Soğuk tavırları kalbine saplanmıştı. Ertesi gün işten döndüğünde masanın üzerinde bir mektup gördü ve sanki yıldırım çarpmış gibi donakaldı.

Aslı ve Hasan, İzmir’deki küçük evlerinde tam 27 yıldır birlikte yaşıyorlardı. Şimdi birdenbire boşanma? Bu nasıl mümkün olabilirdi? Yıllarca yan yana yürüdükleri insanlar nasıl ayrılabilirdi? Peki ya kızları? Hayatlarının bir anda yıkılışına inanamıyordu.

Tanıştıklarında Aslı, küçük bir kasabadan gelmiş, üniversite sınavlarına hazırlanan genç bir kızdı. Sınavlar bittikten sonra arkadaşıyla İzmir sahilinde geziyordu. Bankta oturan bir grup genç gitar çalıyordu ve Aslı, bu tür şarkılara bayılıyordu. Orada Hasan ona yaklaştı, gülümseyen gözlerle. Hikâyeleri böyle başlamıştı.

Uzaktayken bile görüşmeye devam ettiler. Aslı açıköğretim okuyor, sınavlar için şehre geliyor, arada birbirlerine mektuplar yazıyorlardı. O zamanlar cep telefonları yoktu. Aşkları büyüdü ve bir yıl sonra küçük bir düğünle evlendiler. Kiralık bir evde yaşıyorlardı. Aslı çalışıyor, okula gidiyor, aynı zamanda Hasan’ın hasta annesine bakıyordu. Uzun süre çocukları olmadı, ta ki sekiz yıl sonra kızları Elif doğana kadar. Aslı bunu bir mucize olarak görüyordu.

“Boşanma” kelimesi Aslı’ya bir hüküm gibi geldi. Dünyanın sonu demekti. Hasan olmadan yaşamayı hayal bile edemiyordu. O hep sağlam bir limandı: uzun boylu, güvenilir, ailesini her şeyden önce tutan biriydi. Mükemmel bir çift değillerdi belki, Aslı çok çalışıyordu, ev işleri genelde Hasan’ın üstündeydi. Ama şimdiye kadar bu düzen herkese yetmişti.

Her şey, Hasan’ın kardeşinin üç çocuğunu terk ederek boşanacağını açıklamasıyla değişti. Aslı panikledi: Ya kocasının da bir başkası varsa? Akşam yemeğinde Hasan’ı izlerken, “sakalına ak düşmüş adam” diye düşündü. Sessizliği onu korkutuyordu.

“Kardeşini destekliyor musun?” dayanamayıp sordu. “Çocuklarını terk ediyor!”

“Aslı, lütfen başlama,” dedi Hasan keskin bir dille. “Kendilerince sebepleri var.”

Aslı susmadı. Kocasını kontrol etmeye başladı: günde yüz kere arıyor, her konuşmasını dinliyordu. Eskiden kıskanç biri değildi, ama şimdi onun her hareketi şüpheli geliyordu. Hasan gitgide uzaklaştı ve bu durumu daha da kötüleştirdi.

Yazın Elif, Ankara’daki üniversiteye girmek için sınava hazırlanıyordu. Aslı, ona ev bakmak için beraber gitti. Döndüğünde evin bomboş olduğunu göreceğini hiç düşünmemişti. Hasan onu garajda karşılamadı. Telefonlarına cevap vermiyordu. Mutfak masasında bir mektup duruyordu. Aslı zarfa uzandı ve dünyası başına yıkıldı.

“Aslı, nasıl başlayacağımı bilemiyorum… Boşanma davası açtım. Elif büyüdü, bu anı bekledim. Fark etmedin belki, ama ben değiştim. Kızımız için katlandım: işlerine gömüldüğün zamanlarda evi ben çekip çevirdim. Artık ortak bir şeyimiz yok, aşk bitti. Yabancı gibi olduk. Dört yıl önce bir kadınla tanıştım. Bir oğlumuz var, üç yaşında. Onların yanına gidiyorum. Elif’i bırakmayacağım, destek olmaya devam edeceğim. Evi size bırakıyorum. Affet, eğer becerebilirsen.”

Aslı yere çöktü. Gözlerinden yaş gelmiyordu, sadece bir boşluk hissi vardı. Etrafına baktı, ama hiçbir şey ona artık mutluluk vermiyordu. Hayatı paramparça olmuştu. Kızına nasıl anlatacaktı? Dört yıldır başkasını sevdiğini, onunla sadece uygun anı bekleyerek yaşadığını öğrendikten sonra nasıl devam edecekti?

Sokağa çıktı. Haftadır yağmur yağıyordu, adeta onun hüznünü yansıtıyordu, ama bugün güneş parlıyordu. Apartmanın önünde komşusu Filiz’i gördü. Beş yıl önce Filiz ve kocası bir trafik kazası geçirmişti. Kocası vefat etmiş, Filiz ise tekerlekli sandalyeye mahkûm kalmıştı. Aslı, her gün onu parkta tek başına, ama gülümseyerek görürdü, umudunu hiç kaybetmezdi.

“İyi günler Aslı,” dedi Filiz. “Hava ne kadar güzel, değil mi? Merdivenlerden inerken yardım eder misiniz?”

Aslı sessizce yardım etti. Filiz teşekkür etti ve aniden, “Birlikte biraz gezelim mi?” diye sordu. Aslı, sebepsizce başını salladı. Arkadaş değillerdi, ama o an canlı bir varlığa ihtiyacı vardı.

Parkta, yaşlı bir çınar ağacının altına oturdular. Önce sessiz kaldılar. Sonra Filiz konuşmaya başladı: “Mehmet’le kaza geçirdiğimizde, çocuklarımızın olmasını, şehir dışında bir evimizin olmasını hayal ediyorduk. Her şey bir anda son buldu. Karşıdan gelen arabanın şoförü direksiyon hakimiyetini kaybetmişti. Mehmet’i kaybettim. Ben kurtarıldım, ama gözlerimi açtığımda, ‘Niye yaşıyorum ki?’ diye düşündüm. İyileşme süreci cehennem gibiyd”Hayatın kendisi, en karanlık anlarda bile yeni bir başlangıcın ışığını taşır.”

Rate article
Lifequest
Kocası Mektup Bırakıp Gitti: “Başka Birine Aşık Oldum