Kızım 38 Yaşında, Ailesi Yok, Eşi Yok, Ama Çocuk İstiyor: Geçmişe Dönemeyiz, Ama Şimdi ve Burada Yaşamı Değerlendirebiliriz.

Geçen ay kızımla birlikte yeğenimin düğününde İzmir’in şirin bir restoranındaydık. Düğün muhteşemdi: en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü, gelin mutluluktan parlıyordu, misafirler sevgi dolu bir atmosferin içinde kaybolmuştu. Şenlikten sonra kızım Elif bende kaldı – farklı şehirlerde yaşıyoruz. Sabah onu pencerenin önünde buldum: boşluğa dalıp gitmişti ve yanaklarından gözyaşları süzülüyordu. Kızım ağlıyordu ve kalbim acıyla burkuldu.

Ona koştum: “Elif’im, ne oldu? Dün her şey harikaydı!” Gözlerini bana kaldırdı, içi hüzün doluydu ve sessizce, “Evet, düğün çok güzeldi. Benim hiç böyle bir düğünüm olmadı. Ve artık olmayacak. Ben evlenirken ne bir gelinlik, ne bir tören vardı…” dedi. Sesi titriyordu ve birden o günü hatırladım, Elif’in evlendiği günü. Sanki yüreğime hançer saplanmıştı.

On yıl önce ona gerçek bir düğün yapması için yalvarmıştım. Tek kızımın beyaz gelinlik içinde parlamasını, güzel bir saç modeli, ojeli tırnaklar, makyajıyla gurur duymasını istiyordum. Her şeyi karşılamaya hazırdım – davul zurnadan fotoğrafçıya kadar. “Elif, bu senin günün!” diye ısrar etmiştim. Ama o, “Düğünler geçmişin kalıntısı,” diyerek beni savuşturmuştu. Nüfus dairesine kot pantolon ve tişörtle geldiğinde dehşete kapılmıştım. Ne çiçek, ne gülücükler – sadece bir imza ve çıkış. Onun düğünü, sonbahar yağmuru kadar soğuktu.

Elif hep böyleydi. Lisede sınıf arkadaşları mezuniyet balosu için elbiseler giyerken, o şortlarıyla okula gelip diplomasını alıp eve gitmişti. Ne dans, ne hatıralar… Evliliği de aynı şekilde ruhsuz geçmişti. Çocuk konusunu duymak bile istemiyordu, kocası Emre ise aile hayali kuruyordu. Genelde bu konular evlilikten önce konuşulur ama genç ve hırslı Elif, çocukların bekleyebileceğini düşünüyordu. Kendi için yaşamak, kariyer yapmak, özgürlüğün tadını çıkarmak istiyordu. Dört yıl sonra Emre dayanamadı – baba olmak istediği için ayrıldı.

Boşandılar. Emre kısa sürede başkasıyla evlendi, şimdi üç çocuğu var. Elif ise yalnız kaldı. Erkeklerle görüşüyor ama her seferinde “Kimseye ihtiyacım yok” diyor. Ama ben görüyorum, ne kadar yalnız olduğunu. O hep gururlu ve bağımsızdı, ama şimdi bu bağımsızlık bir boşluğa dönüştü. Ve işte, penceremin önünde otururken itiraf etti: “Anne, çocuk doğurmadığım için pişmanım. 38 yaşındayım ve hiçbir şeyim yok.” Sözleri ruhumu parçaladı.

Şimdi Elif bir çocuk istiyor. Ben yok olduğumda, onun için yaşayacak birinin olacağını söylüyor. Ama onun için endişeleniyorum. Çocuk büyük bir sorumluluk ve Elif zar zor geçiniyor. Fazla mesai yapıyor ama parayı bir türlü denkleştiremiyor. Ona maddi destek olamıyorum ve bu, içimi acıtıyor. Ona sarılıyorum, teselli etmeye çalışıyorum ama gözlerinde dipsiz bir hüzün var. Çok şeyi kaçırdı: düğünü, ailesini, sıcak anıları… Ve şimdi bu boşluk onu boğuyor.

Ama hâlâ inanıyorum ki Elif’in bir şansı var. Daha 38 yaşında – hayat bitmiş değil. İsterse aşkı bulur, evlenir, çocuk sahibi olur. Önemli olan geçmişe pişmanlıkla bakmamak. Zaman geri gelmez ama şu an sahip olduğun şeylerin kıymetini bilerek yaşayabilirsin. Kızımın mutluluğu bulması, gözlerinin yeniden ışıldaması için dua ediyorum. Ama şimdilik sadece gözyaşlarını görüyorum ve bu, kalbimi paramparça ediyor.

Hayat, bize sunduğu fırsatları değerlendirmekle güzelleşir. Geçmişin yükünü taşımak yerine, bugüne tutunup yarını inşa etmek gerek. Çünkü her yeni gün, yeni bir başlangıçtır.

Rate article
Lifequest
Kızım 38 Yaşında, Ailesi Yok, Eşi Yok, Ama Çocuk İstiyor: Geçmişe Dönemeyiz, Ama Şimdi ve Burada Yaşamı Değerlendirebiliriz.