Artık Benim Annem Değilsin

Ali işten çıkıp arabasına binerken telefonu çaldı. Numara tanıdık değildi. İsteksizce açtı.

“Dinliyorum. Kimsiniz?”

“Benim… Merhaba,” diyen bir kadın sesiydi.

“Kim ‘ben’? Kendinizi tanıtın!”

Sessizlik. Sonra, neredeyse fısıldayarak:

“Ben… annenim.”

Ali donakaldı. Parmakları direksiyonu sıktı, kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Ne saçmalıyor sun? Annem yirmi dokuz yıl önce öldü!”

“Hayır… Ben Sevinç… Seni ben doğurdum. Ali, gerçekten benim…”

Telefonu kapattı. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi, avuçları terlemişti. Sanki gömmeye çalıştığı karanlık geçmişin kapısı ansızın aralanmıştı.

Birkaç dakika sonra telefon yine çaldı. Aynı numara.

“Seni duymak istemiyorum,” diye sertçe konuştu. “Benim annem yok. Beni doğuran kadın dokuz yaşındayken terk etti. O günden beri yetimim.”

“Sadece beş dakika istiyorum. Yalvarırım…”

“Ne için? Yeni yalanlarını dinlemek için mi?”

“Sadece bir kez görüş. Her şeyi anlatacağım.”

Ali istemiyordu. Ama biliyordu ki peşini bırakmayacaktı. Adresini bulur, evine gelir, eşini rahatsız eder, kızlarını üzerdi.

İki gün sonra, İzmir’in kenar mahallelerindeki bir parkta buluştular.

Sevinç Hanım bankta oturuyordu, kamburu çıkmış, yaşlanmıştı ama bir zamanların güzelliğinin izleri hâlâ yüzündeydi. Elleri titriyordu.

“Merhaba, Ali…”

“Ali,” diye düzeltti soğuk bir ifadeyle.

Gözlerini kaldırdı, içinde umutsuzluk vardı.

“Biliyorum, suçluyum… Ama başka çarem yoktu…”

Suskun kaldı. Gözünün önüne çocukluğundan sahneler geldi—bağırdığı, tabakları fırlattığı, onu yalnız bırakıp âşıklarıyla çıktığı günler…

“Beni Teyze Ayşe’nin yanına bıraktın ve ‘Bir aya kadar gelirim’ dedin. Ama sen bir işadamıyla Almanya’ya kaçtın.”

“İkimize de yardım edeceğini sanmıştım… Ama seni istemedi. Ben de…”

“Onu seçtin. Beni değil.”

Kadın hıçkırdı.

“Başka kimsem kalmadı. Kocam öldü, onun çocukları beni evden attı. Yiyecek bir şeyim yok. Tamamen yapayalnızım.”

“Kendine mi acıyorsun?” diye hafifçe başını eğerek sordu. “Peki ben dokuz yaşındayken kime acıyacaktım?”

“Beni affet… Nasıl özür dileyeceğimi bilmiyordum. Hep senin gelmeni bekledim…”

“Bana bir kart bile göndermedin. Tek bir kez bile.”

Sessizlik. Sonra Sevinç fısıldadı:

“Yine de iyi bir insan olmuşsun… Gerçek bir adam.”

“Ben, senin nefret ettiğin insanlar sayesinde büyüdüm. Teyze Ayşe sayesinde. Eşim sayesinde. Arkadaşlarım sayesinde. Ama senin sayende değil.”

Elini uzattı, ama Ali çekildi.

“Seni yargılamıyorum. Ama sen benim için hiçbir şeysin. Düşman bile değilsin. Sadece boşluk.”

“Ölüyorum…” diye inledi.

“O halde gidip günahlarını itiraf etmelisin. Ama bana değil.”

Ayağa kalktı ve dönüp bakmadan uzaklaştı.

Ve yıllar sonra ilk kez göğsünde bir hafiflik hissetti. Geçmiş nihayet gitmişti. Hayat ise devam ediyordu.

Rate article
Lifequest
Artık Benim Annem Değilsin