Kullanışlı Olduğunda Hatırlanırsın: O Zamana Kadar Unutulursun

Sen sadece işe yaradığın kadar değerlisin. İşin bitince unutulursun.

Emre, karısını almak için kayınvalidesinin evine gitti, yine bir “küçük tartışma” sonrasında. Eski dokuz katlı binanın önünde arabasını durdurdu, yakasını düzeltti ve giriş kapısına yürüdü. Tam kapıya yaklaşmıştı ki, birinci kattaki pencerede birini fark etti. Kalbi hızla çarptı.

“Anne? Sen burada ne yapıyorsun?” şaşkınlıkla sordu, annesi Leyla Hanım’ı tanıyınca.

“Sessiz ol,” diye fısıldadı Leyla Hanım, “buraya gel.”

“Ne oluyor?” diye kaşlarını çattı Emre.

“Gel de dinle,” diyerek annesi, aralık pencerenin olduğu tarafı işaret etti.

Kayınvalidesinin evinden iki kadın sesi duyuluyordu. Yüksek sesle, çekinmeden konuşuyorlardı. Biri Elif—eşi—diğeri de annesiydi.

“Anne, bir görmeliydin nasıl korktuklarını. Özellikle o—gözleri yaşlı olan. ‘Ben suçluyum, torunumu koruyamadım!'” Elif kahkaha attı. “Her şey plana göre ilerliyor. Emre ise tam bir hazine: en ufak şeyde koşup kurtarmaya çalışıyor, sadık bir köpek gibi. Hastaneye bile götürdüm. Biliyordum ki eğer bu ‘hamilelik’ numarasını yapmasaydım, asla evlenme teklifi alamazdım.”

“Elif… bu çok alçakça,” diye karşı çıktı kayınvalidesi, tereddütle.

“Anne, sen hiçbir şey anlamıyorsun. Şimdi önemli olan ondan o daireyi koparmak. Unutma, şehir merkezinde üç oda var. Zaten onlara ‘bebek geliyor, birleşmeliyiz’ dedim. Sonra yavaş yavaş yaşlıları kenara iteriz. Önemli olan Emre’nin her şeyi kabul edecek olması. O kapıyı çarpıp gidecek biri değil. Yumuşakça, sessizce… yönlendirilebilir. Nasıl istersem.”

Emre, sanki göğsünden kalbi sökülmüş gibi donakalmıştı. Her kelimeyi duyuyordu, kıpırdayamıyordu. Yanındaki annesi, onun elini sıkıca tuttu.

“Duydun mu?” diye fısıldadı.

Başını salladı. Yüzü bembeyaz olmuştu.

“Hadi gidelim.”

Yukarı çıktılar. Emre sert bir şekilde kapı ziline bastı. Kapıyı Elif açtı, yüzünde sahte bir gülümsemeyle.

“Sevgilim! Bu kadar erken mi geldin?” dedi, zoraki bir neşeyle.

“Lafazanlık yapma. Gerekirse davayı ben açarım,” dedi Emre sakince. “Yarın boşanma davası açıyorum.”

“Ne?! Delirdin mi sen? Neden?”

“Çünkü her şeyi duydum. ‘Hamilelik’ numarasını, daire planlarını, ne kadar ‘kullanışlı’ olduğumu. Bana gerçek yüzünü bu kadar çabuk gösterdiğin için teşekkür ederim.”

Elif bir şeyler söylemeye çalıştı ama kelimeler boğazında düğümlendi.

Leyla Hanım, eski gelinine sert bir bakış attı:

“Ben de kendimi suçluyordum. ‘Acaba onu kabul edemedim mi, anlaşamadık mı?’ diye düşünüyordum. Meğer annenin kalbi her şeyi hissediyormuş, sadece görmek istemiyormuş.”

Döndüler ve gittiler. Emre arkasına bakmadı. Göğsünden büyük bir yük kalkmış gibi hafiflemişti. Sessizce yürüdü, yanında annesi—yıllar sonra ilk kez—hiç konuşmuyor, sadece elini sıkıca tutuyordu. Sessiz bir destek, kelimelerden daha kıymetliydi.

Rate article
Lifequest
Kullanışlı Olduğunda Hatırlanırsın: O Zamana Kadar Unutulursun