Kaynanamdan Bir Gün Bile Kurtulamadım: Başkasının Hayatı Hayalime Dönüştü.

Bugün de kayınvalidemsiz geçmedi: Nasıl yabancı bir kadın hayatımı cehenneme çevirdi

Deniz’le evlendiğimizde ilk ve o zamanlar doğru olduğunu düşündüğümüz karar, ailemizden ayrı yaşamaktı. O, özel bir şirkette mühendis olarak çalışıyordu, ben de babaannemin evini satarak kredi çektim. Kendi yuvamızı kurmaya başladık, huzur ve aile hayaliyle… Ama kim bilebilirdi ki bu eve onun annesi de taşınacak?

Fiziken yanımızda yaşamıyordu belki, ama her prizde, her dolapta, her kaşıkta onun varlığını hissediyordum. Hiçbir karar, alışveriş ya da plan onun müdahalesi olmadan geçmiyordu – çaydanlık seçiminden, perdelere, hatta banyo paspasına kadar.

Perde değiştirmeyi ağzıma alır almaz, hemen oradaydı, kataloglarla, önerilerle. Bayramlar için sanki bir tiyatro oyunu sahneliyorduk. Bir keresinde arkadaşlarla yılbaşını şehir dışında bir evde geçirmeyi planlamıştık. Her şey ayarlanmıştı. Ama o kadar ağladı, sızlandı ki, “Böyle bir gecede annenizi yalnız bırakacak mısınız?” diye… Sonunda evde kaldık, paramız boşa gitti, ona gelince, koltukta kraliçe edasıyla televizyondaki şarkıcıları eleştirip durdu.

Hamile kaldığımda, Deniz’le misafir odasını çocuk odasına çevirmeye karar verdik. Sadece bir konuşma arasında bahsettik… Ertesi sabah kapıda iki işçi ve duvar kağıtlarıyla dikiliyordu. Söz hakkım bile olmadan, onun istediği renklerde, onun planına göre tadilat başladı. Kendi evimde bir yabancı gibiydim.

Eşime defalarca anlattım, bu durumun beni yıprattığını, evin hanımı gibi hissetmediğimi, duvar kağıdından bulaşık süngerine kadar her şeye kendim karar vermek istediğimi… Ama hep aynı cevabı aldım: “Annem sadece yardım etmek istiyor. Zevki güzel. Sevdiği için yapıyor.” Peki benim sevgim? Benim tercihlerim? Yoksa hiçbir değeri yok muydu, çünkü ben “onun muhteşem oğlunu” doğurmadım?

Sonunda bir bardağı taşıran damla oldu. Bir gün geldi ve muzaffer bir edayla, “Deniz’le tatile gidiyoruz. Antalya’ya. Yoruldum, her şey benim sırtımda,” dedi. Yedinci ayda karnımda bebekle öylece kaldım. Eşim, “Onu yalnız bırakamam,” diye mırıldandı. Ben de net konuştum: Eğer giderse, bir daha karısı olduğunu hatırlamasın.

Sonuç? Eve öfkeyle girdi, “Bana kıskançlık ediyorsun! Ben sana kocanı doğurdum, yetiştirdim, sen nankörsün!” diye bağırdı. “Sen gidemiyorsun çünkü karnına bebek aldın, şimdi benim biraz olsun dinlenmeme engel oluyorsun!” dedi.

Artık neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyorum. Üç kişilik bir evlilikte yaşamaktan yoruldum. Savaşmak da istemiyorum, boyun eğmek de mümkün değil. Kendimi kaybediyorum – bir kadın, bir eş, bir anne olarak… Korkuyorum, çünkü bebek doğduğunda sadece bezini değil, ismini, okulunu, kiminle arkadaş olacağını da o seçecek.

Böyle “altın” bir kayınvalidenin yanında nasıl yaşanır bilen varsa söylesin. Yoksa kabullenmeli miyim, hayatımın sonuna kadar gölgem olarak kalacak diye?

Yazın artık. Bu çılgınlıkla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum.

Bugün şunu öğrendim: Bazen sınırları çizmek, sevgi göstermekten daha önemli. Ama keşke bunu öğrenmek için bu kadar acı çekmeseydim.

Rate article
Lifequest
Kaynanamdan Bir Gün Bile Kurtulamadım: Başkasının Hayatı Hayalime Dönüştü.