Artık Kimseye Borcun Yok, Sadece Çocuğuna…

Meryem’in nadir bir izin günü vardı ve ev halkına lezzetli bir şeyler yapmaya karar verdi. Biraz düşündükten sonra ailenin favorisi olan elmalı rulo pasta yapmaya karar verdi. Ancak dolaba baktığında unun bittiğini fark etti. Hemen paltosunu giyip evden çıktı ve en yakın bakkala gitti. O sırada evde kimse yoktu — kocası Mehmet ve oğulları, ebeveynlerini ziyaret etmek için yakındaki köye gitmişlerdi. Kızı Ayşe’nin ise şehirde olduğunu biliyordu.

Ama alışverişten döndüğünde içine bir korku düştü: evde biri vardı. Hem de öylesine değil — girişte Ayşe’nin ayakkabıları duruyordu. Yüreği ağzına geldi. Sessizce poşetleri mutfağa bıraktı, kızının odasına doğru ilerledi ve… donup kaldı. Yatağa kıvrılmış, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu küçük kızı.

İlk anda şaşırdı ama hemen toparlandı. Yanına oturdu, saçlarını okşadı. Ayşe, hıçkırıklar arasında anlatmaya başladı. Hayatına giren Kerem’i, onun nasıl aşk yeminleri ettiğini, neredeyse bir yıl birlikte olduklarını… Sonra bir anda her şeyin nasıl dağıldığını.

Hamile olduğunu öğrendiğinde önce sevinmişti — korkmuştu ama sevinmişti. Önce Kerem’le konuşmayı, sonra ailesine söylemeyi düşünmüştü. Ama Kerem ondan daha çok korkmuştu. Daha da kötüsü — aniden kaybolmuştu. Telefonlarına cevap vermiyor, sosyal medyadan silmişti onu, sanki hiç tanımamış gibi.

“Anne,” diye hıçkırdı Ayşe, “kızma ama… Söylemek istemedim. Her şeyin farklı olacağını sanmıştım…”

Meryem sessizdi. Ama öfkeden değil. Acıdan. Kızına olan üzüntüsünden. Ona sarıldı ve yumuşak bir sesle:

“Kimseye borçlu değilsin, duyuyor musun? Sadece minik bebeğine borçlusun. Gerisini hep birlikte hallederiz.”

Akşam Mehmet ve oğulları eve döndüğünde Meryem olanları anlattı. Mehmet uzun süre sessiz kaldı. Sonra kızına, eşine baktı ve gülümsedi:

“Valla Meryem… Bilirsin, ben hep üçüncü bir kız çocuğu istemiştim. Olmadı, torunumuz olsun bari. Belki erkek olur, kim bilir? Bu bir mutluluk aslında. Beklenmedik, zor belki. Ama bizim mutluluğumuz.”

Meryem rahatlamış bir nefes aldı. Mehmet basit ama güvenilir bir adamdı. Ayşe gözyaşları arasında gülümsedi. O akşam bütün aile sofraya oturdu, bir kişi daha katılacağını bilerek…

Aile toplantısında karar verdiler: Ayşe okuluna ara verecek, bebek doğduktan sonra devam edecekti. Kerem’i aramayı ise Mehmet kesinlikle yasakladı:

“Öyle damat bize gerekmez. Kaçkınları aileye almayız.”

Herkes bu karara katıldı.

Ama her zamanki gibi, köyde dedikodular başladı. “Kucağında getirdi”, “Evliden mi?”, “Kendi suçu” diye fısıldaşanlar oldu. Yüzüne karşı bir şey demiyorlardı ama Meryem hissediyordu.

Bir gün bakkalda köyün dedikoducusu Sevim yanaştı:

“Selam Meryem. Duyduğuma göre Ayşe’nin karnı büyümüş, öyle mi? Kimden peki? Yoksa bilmiyor mu?”

Meryem sessizce önüne bir kutu mum koydu.

“Şunları al da daha iyi göresin, kimin kimi yediğini. Ben kızımın kucağında şüpheli bir şey görmüyorum. Belki sen ışıkla iyice bakarsın.”

Sıradaki kadınlar gülüştü. Sevim’in yüzü bembeyaz oldu ve bir daha ağzını açamadı.

Ayşe bir kız çocuğu doğurdu. Adını Zeynep koydular. Mehmet ona bayılıyordu. İki yıl sonra Ayşe, küçük kızı kendi evladı gibi seven iyi bir adamla evlendi. Uzun, mutlu bir ömür sürdüler — sevgi ve saygıyla…

Gerçek bir ailede olması gerektiği gibi.

Rate article
Lifequest
Artık Kimseye Borcun Yok, Sadece Çocuğuna…