Kızını Sokakta Buldum

Bugün işten dönerken telefonum çaldı. Ekrana baktım, annem arıyordu.

“Oğlum, neredesin?” Valentina Petrovna’nın sesi o kadar neşeliydi ki şüphelendim.

“İşten geliyorum, anne. Bir şey mi oldu?”

“Hadi çabuk gel. Seni bekliyoruz,” dedi gülerek.

“Biz kim?” diye sordum şaşkınlıkla.

“Gelince görürsün.”

“Tamam, geliyorum,” diyerek kapattım.

Yirmi dakika sonra annemin evine vardım. Oturma odasına girdiğimde donup kaldım. Annem koltukta oturuyordu ve kucağında kızımız Lena vardı.

Akşam eşim Ayşe’ye yaklaştım. “Bugün annemle karşılaştım,” dedim.

“Eee?” diye sordu omuz silerek.

“Lena’nın doğum gününe gelebilir mi diye sordu…”

“Hayır,” diye kesti attı, yüzünü bile çevirmeden.

“Bak, belki artık affetmenin zamanı gelmiştir? İki yıl oldu…”

“Senin için oldu. Benim için ise iki yıl geçti ama her günü hâlâ hatırlıyorum! Yaptığını asla unutmayacağım.”

“Ayşe, torununu özlüyor, özür diledi… Bir kere yaşıyoruz. Bırak gelsin.”

“Hayır!” Gözleri öfkeyle parladı. “Onu görmek istemiyorum!”

“Ben istiyorum! Bu arada, o benim annem! Ve dürüst olmak gerekirse, ikiniz de hatalıydınız. Neden sadece o cezalandırılıyor?”

“Demek ben suçluyum? Peki o zaman. Gelsin. Ama ben Lena’yla giderim. İkiniz kutlayın!”

“Ayşe, bunu yapma! Kendimi tutamam!”

“Yaparım!” diye bağırdı ve odadan çıktı.

Eskiden herkes Ayşe’yi kıskanırdı. Kocası yakışıklı ve başarılı, evleri düğünden hemen sonra alınmıştı. Kaynanası ise… altın kalpli bir kadın gibi görünürdü. Ayşe işte hava atardı:

“İnanır mısınız, Gülten Hanım, İbrahim’e bana kürk alması için ısrar etti. ‘Durakta üşüyorsun!’ dedi. İşte böyle bir özen!”

“Bize torbalarla yiyecek getiriyor. Kendisi bakıyor, ne eksikse alıyor.”

“Doğum günümde son model telefon! ‘Yeni bir şeyin olsun,’ dedi. Rüya gibi bir kaynana!”

Ayşe hamile kalınca kaynanası adeta tanrıça kesildi. En iyi doktorlara randevu aldı, en taze meyveleri getirdi, sıcacık kıyafetler, vitaminler…

Ama Lena doğar doğmaz her şey değişti.

Kaynana her gün geliyordu. Banyo yaptırıyor, besliyor, her şeyi kontrol ediyordu.

“Sütün az, çünkü hiç uğraşmıyorsun!”

“Uğraşıyorum!” diye gözyaşlarına boğulduğu anlar oldu Ayşe’nin.

“Hadi ya! Uykucu seni. Hep uyuyorsun!”

Anneme daha az gelmesini rica ettim. Alındı. Sonra günde yüzlerce telefon:

“Lena nasıl? Ne yedi? Uyudu mu?”

“Havalandırmayı unutma ama üşütme!”

“Püreyi nasıl yaptın? Topak oldu mu?”

Ayşe bu “ilgi”den nefret etmeye başladı. Dinlenmiyordu, saygı görmüyordu. Gözlerinde sadece torununun bakıcısıydı.

Bir gün, yine bir “mercimek dersi”nden sonra patladı:

“Beni rahat bırakın!”

“Gitmeyi düşünmüyorum bile!” dedi sertçe. “Seni umursamıyorum. Benim için önemli olan Lena! İster istemez seni kontrol edeceğim!”

Bir saat sonra Ayşe kızıyla yürüyüşe çıktı. Eczanenin önünden geçerken hidrojen peroksit alması gerektiğini hatırladı. Arabayı girişte bırakıp içeri daldı… Çıktığında bebek arabası yoktu.

Dünya başına yıkıldı.

Çığlıklar, gözyaşları, kalabalık, polis… Yarım saat sonra ben de yetiştim.

Tam o sırada annem aradı:

“Oğlum, neredesin?”

“Anne?” Nefesim kesilmişti.

“Lena’yı buldum. Tek başına duruyordu! Nasıl olur da çocuğu Ayşe’ye emanet edersin?”

“Geliyorum!” diye bağırdım.

“Ayşe, ağlama. Her şey yolunda. Lena annemde.”

“Annenin yanında mı?” Ayşe’nin yüzü bembeyaz oldu. “O… o mu yaptı bunu?”

“Evet.”

Oraya gittik. Kavga korkunçtu. Annem savunmaya geçti:

“Ders olsun diye yaptım! Çocuğa nasıl bakılmayacağını anlasın!”

“Ders mi?” Öfkeden deliye dönmüştüm. “Ya polise gitseydik? Ne yaptığının farkında mısın?”

“Umurumda değil! İyi niyetle yaptım!”

“İyi niyetle yapılan kötülük!”

Ayşe buz gibiydi:

“Affetmeyeceğim. Arama. Yaklaşma bize. Lena için büyükanne diye bir şey yok.”

Ve öyle yaşıyoruz. Annem artık gelmiyor. Arayamıyor, numarası engelli. Ayşe sokakta görünce kızıyla yön değiştiriyor.

Lena yakında üç yaşına basacak. Büyükannesi için o bir yabancı…

***

Bugün bunları yazarken anlıyorum ki, bazen “iyi niyet” bile yıkıcı olabiliyor. İnsan, sevdiğini kaybetmemek için onu sıkmamalı. Çünkü fazla korumak, bazen kaybetmek demek.

Rate article
Lifequest
Kızını Sokakta Buldum