Vito’ya ve Aileye Özel Pratik Süpürge

“Paspas” Veli için – ve tüm aile için

Veli, her zamanki gibi eve girdi, anahtarları sehpaya bıraktı ve doğru mutfağa yöneldi. Ayşe, ocak başında çocuklarının favori yemeği olan balkabağı çorbasını karıştırıyordu. Veli selam bile vermedi.

“Paspas nerede?” diye sert bir tonla sordu, omzunun üzerinden bakarak.

“Ne paspası?” diye şaşkınlıkla döndü Ayşe, ne olduğunu anlamaya çalışarak.

“Normal paspas. Yerleri silmek için. Bak artık, evi nasıl dağıttığın görülmüyor bile!” diye alaycı bir sesle konuştu ve cevap beklemeden mutfaktan çıktı.

Ayşe olduğu yerde donup kaldı, arkasından bakarken aklı almıyordu. Bu neydi? Kocasına ne olmuştu, o “Ayşecik” diye seslenip bulaşıkları yıkayan Veli neredeydi?

Daha çok değil, bir süre önce her şey farklıydı. Veli işten gelir, ceketini çıkarır ve ilk iş elektrik süpürgesine sarılırdı. İşleri “erkek işi” ya da “kadın işi” diye ayırmazdı. Severek yapardı. Akşam yemeğinden sonra Ayşe’yi kucaklar, “Sen otur, dinlen” der, bulaşıkları kendisi yıkardı.

Neşeli bir hayatları vardı. Partiler, sinemalar, arkadaş buluşmaları. Sonra kızları oldu. Veli mutluluktan parlıyordu. İki yıl sonra bir de oğulları oldu. Herkes hayrandı: mükemmel çift, altın gibi çocuklar, gıptayla bakılan bir aile.

“Ayşe, sen bu adamla ne şanslısın,” derdi arkadaşları. “Artık böyleleri yok.”

Ayşe, aşklarının gerçek ve sonsuz olduğuna inanıyordu.

Ama yavaş yavaş her şey değişmeye başladı. Veli eve sinirli geliyordu. Enerjisi bitmiş, şefkati yok olmuştu.

“Bu ev niye böyle dağınık?” diye soruyordu. “Ben bütün gün çalışıyorum, sen akşam yemeği bile yapamıyor musun? Bütün gün ne yaptın?”

Ayşe anlatmaya çalışıyordu. Oğlunun üstüne çorba döktüğünü, kızının peşinden koştuğunu, duvarları bile kirlettiklerini anlatıyordu. Çamaşırları nasıl yıkadığını, kuruttuğunu, çocukları nasıl sakinleştirdiğini… Ama Veli dinlemiyordu. Sinirliydi. Yorgundu. Yabancılaşmıştı.

Bir gün soğan doğrarken, gözyaşlarının acıdan mı yoksa yüreğindeki acıdan mı geldiğini anlayamadı.

“Annem uyarmıştı…” diye fısıldadı. “Kocanı şımartma. Sevgi sevgidir ama bir başkası için kendini eritme. Boynuna biner, rahatına bakar, teşekkür bile etmez.”

Oysa Ayşe emindi: Veli onun için yaratılmıştı. Onu hissediyordu, sözsüz bile anlıyordu. Ama şimdi… şimdi her şey bir yanılsama gibi geliyordu.

Veli ise Ayşe’nin direnmediğini görünce haklı olduğunu düşündü. Sessizlik, onun gözünde “suçluluk” anlamına geliyordu. Evin yargıcı o olmuştu. Ayşe, dünyasının çöküşünü hissediyordu.

Ama ailelerinin koruyucu meleği bir el atacaktı.

İşten aradılar. Ayşe’nin uzun süredir geçmek istediği bir pozisyon boşalmıştı. Maaşı daha iyi, şartlar daha rahattı. İş arkadaşı emekli olmuştu. Ayşe kabul ederse, iş onundu.

Annesi çocuklara bakmayı teklif etti. Ayşe, heyecanla kuaföre gitti, saçlarını kestirdi, gardırobunu yeniledi. Kendine dönme vakti gelmişti.

Bu sırada Veli… işsiz kaldı. Şirket battı. Şaşkındı ama yine de gururunu korumaya çalışıyordu:

“Çocuklarla ben ilgilenirim, merak etme. CV’yi güncelliyorum, iş bakıyorum. Gerekirse anneni çağırırız.”

Ayşe tartışmadı. Destek oldu. Uzun zamandır ilk kez, sakin ve kararlıydı.

İki hafta boyunca Ayşe işe alıştı. Evde her şey yolunda gibiydi. Ama bir ay sonra fark etti: Ev daha kirliydi, çamaşırlar ütülenmemişti, çocuklar huysuzdu. Veli ise daha gergindi. Sessizce gözlemledi:

“Bak sen de iyice rahata alışmışsın. Ben çalışıyorum, para kazanıyorum, evde düzen yok.”

Sesi yumuşak ama vurucuydu. Kırıcı değil, düşündürücü. Veli küçüldü. Anlamıştı.

“Ayşe… Aptal olmuşum. Şimdi anlıyorum, sen ne çekmişsin…” diye itiraf etti o akşam. “Sabah çocukların oyuncak arabayla kavgasını ayırdım. O sırada çorba taştı. Omlet yapmak zorunda kaldım – Murat yemedi. Ocağı temizlerken, Elif sütü döktü. Tam da video mülakatım vardı. Önlükle, perişan halde çıktım. Ama biliyor musun… işe alındım. Haftaya başlıyorum. Annen bir süre daha çocuklara bakar mı?”

Ayşe başını salladı. Gözlerinde bir dinginlik vardı. Evde nihayet her şey yerine oturmuştu.

Artık biliyordu: Veli anlamıştı. Kendisi yaşamıştı. Artık paspas dersi vermeyecekti. Değerini bilecekti. Çünkü hissetmişti.

Akşam çaylarını yudumlarken, Elif masada resim yapıyor, Murat legolardan kule dikiyordu.

Ayşe kocasına baktı. Uzun zamandır ilk kez gülümsedi.

Veli bakışlarını yakaladı.

“Kör olduğum için affet,” diye fısıldadı. “Yarın akşam yemeğini ben hazırlayabilir miyim?”

“Tabii,” diye güldü Ayşe. “Ama paspasa dokunma yeter. Artık benim güç simgem o.”

İkisi de kahkaha attı. Uzun zaman sonra ilk kez – birlikte.

Rate article
Lifequest
Vito’ya ve Aileye Özel Pratik Süpürge