Evimize Kimi Getiriyorsun, Oğlum?

“Kimi eve getiriyorsun oğlum…”

Hale Hanım bütün gün mutfakta didindi. En sevdiği mezeleri hazırladı, dolmaları sardı, çıtır çıtır tavuğu fırına verdi. Bugün özel bir gündü—oğlu Alper, nişanlısını ilk kez eve getirecekti.

Ev pırıl pırıldı, örtü ütülü, balkondaki börek soğuyordu. Hale defalarca saçlarını düzeltti, aynaya baktı ve heyecanla bekledi. Gelin adayını memnun etmek istiyordu.

Kapı tıkırdadı. Hale dikleşti: “Geldiler!” diye geçirdi içinden ve koridora çıkmak üzereydi ki alçak sesli bir tartışma duydu.

“Alper, ciddi misin? Burası senin evin mi?.. Tam bir antikacı dükkanı,” diyerek burun kıvırdı Nesrin.

“Kısık sesle konuş, Nesrin… Annem duyacak. Neden böyle yapıyorsun?”

“Duysun ne olacak! Belki şu eskimiş eşyaları atmanın zamanı geldiğini anlar!” diyerek koridordaki eski konsola sertçe vurdu.

“Ne cüretle?!” Hale odaya çıktı, yüzü bembeyaz, gözleri ateş gibi yanıyordu. “Burası benim evim, pazaryeri değil!”

Ağır bir sessizlik çöktü.

Nesrin özür bile dilemedi. Yemekte tabağını karıştırdı, yarısını bile yemedi, sürekli dekorun “eski kafalı” olduğunu ima etti. Hatta burasını baştan aşağı yenilemedikçe asla burada yaşayamayacaklarını söyledi.

Hale’nin kalbi sıkıştı. Sessizce kalktı, balkona çıktı, ellerini göğsüne bastırdı. Otuz yıldır ilk kez oğlunu tek başına büyüttüğüne pişman oldu. Kocası, Alper henüz bir yaşına bile basmamışken gitmişti. O, her şeyi tek başına taşımıştı—işini, evini, çocuğunu…

Şimdi bu ev, yabancı bir kadına dert olmuştu.

Nesrin hamile olduğunu açıkladığında, Hale sustu. Artık anlıyordu: Bu birliktelik hayır getirmeyecekti. Değerleri uyuşmuyordu. Ama torunu için, oğlu için… Önerdi: “Burada kalın. Ev geniş. Kendinize bir odayı düzenlersiniz.”

“Tek oda yetmez!” diye tersledi Nesrin. “Bu eski evi satıp iki ayrı daire alacağız.”

“Ailemin ömrünü verdiği bu evi parçalatmam!” Hale dayanamadı.

Ertesi gün Alper belgelerle geldi. Payını istiyordu. Hale, bakmadan imzaladı.

“Sat. Ne yaparsan yap. Yalnız bil ki, bu evle kaybettiğin sadece duvarlar değil, ailenin bir parçasıdır.”

Bir hafta sonra Hale hayata veda etti. Sessizce, bir gece, uykusunda. Alper onun fotoğraflarını balkonun kenarında buldu. Birinde, henüz bebekken, büyükannesinin piyanosu yanında duruyordu.

Şimdi bomboş odada tek yankılanan ayak sesleriydi.

Mobilyalara gelince… Nesrin onları çoktan satmıştı.

Üç yıl sonra Alper, “kendi” 1+1’inde yaşıyordu. Yalnız. Nesrin ve çocuk ayrı. Eski yeşil çuhalı masa ise köşede duruyordu. Yanında annesinin fotoğrafı. Ve her akşam, içinden ondan özür diliyordu…

Rate article
Lifequest
Evimize Kimi Getiriyorsun, Oğlum?