Yeni Yıl Gecesi Sokağa Atıldı, Yıllar Sonra Kapıyı O Açtı ama Beklenmedik Bir Yerdi

Yılbaşı gecesiydi. Anne babası onu sokağa attı. Yıllar sonra onlara kapıyı açtı, ama umdukları gibi bir eve değil.

Camlar ışıl ışıldı, evlerde şarkılar söyleniyor, insanlar ağaçların altında birbirine sarılıyordu. Şehir bir bayram coşkusuyla doluydu. O ise hafif bir ceketle, ev terliklerinin içinde, karların üzerine düşmüş sırt çantasıyla merdivenlerde tek başına duruyordu. Bunun gerçek olduğuna inanamıyordu. Ancak yüzünü yalayan keskin rüzgar ve kar taneleri ona bunun bir rüya olmadığını hatırlatıyordu.

“Defol git! Bir daha seni görmek istemiyorum!” diye bağırdı babası, ağır kapı gürültüyle yüzüne çarptı.

Annesi mi? Köşede sessizce duruyordu. Omuzları çökmüş, yere bakıyor, dudağını ısırıyordu. Tek bir kelime bile etmedi. Tek bir adım atmadı. Bu sessizlik herhangi bir çığlıktan daha yüksekti.

Emre Demir, merdivenlerden indi. Karlar ayaklarını hemen ıslattı. Nereye gittiğini bilmeden yürüdü. Camlardan içeride çay içiliyor, hediyeler veriliyor, kahkahalar yükseliyordu. O ise, kimsesiz, beyaz bir sessizliğin içinde kaybolup gitti.

İlk hafta neresi elverirse orada uyudu: durak kenarları, apartman girişleri, bodrum katları. Her yerden kovuldu. Çöpten bulduklarıyla karnını doyurdu. Bir gün, çaresizlikten, bir ekmek çaldı.

Bir gün, bastonlu yaşlı bir adam onu bodrumda buldu. “Dayan,” dedi. “İnsanlar vicdansız olabilir. Ama sen öyle olma.” Bir konserve bırakıp gitti.

Emre bu sözleri hiç unutmadı.

Sonra hastalandı. Ateş, titreme, sayıklama… Neredeyse ölecekken biri onu karların arasından çekip çıkardı. Bu kişi, sosyal hizmetlerde çalışan Ayşe Hanım’dı. Ona sarıldı ve “Korkma,” dedi, “artık yalnız değilsin.”

Bir yetimhaneye yerleştirildi. Burası sıcaktı. Çorba ve güven kokuyordu. Ayşe Hanım her gün geliyor, kitap getiriyor, ona kendine inanmayı öğretiyordu. “Senin de hakkın var,” diyordu, “hiçbir şeyin olmasa bile.”

Okudu. Dinledi. Öğrendi. Ve bir gün, onun gibi unutulmuş olanlara yardım edeceğine dair yemin etti.

Sınavları verdi. Üniversiteye girdi. Gündüz okuyor, geceleri temizlik yapıyordu. Şikayet etmedi. Pes etmedi. Avukat oldu. Artık evsiz, savunmasız, sesi çıkmayan insanlara yardım ediyordu.

Sonra, yıllar sonra, bir gün muayenehanesine yaşlı bir adam ve gümüş saçlı bir kadın girdi. Onları hemen tanıdı. Anne babası. Onu o dondurucu gecede sokağa atanlar.

“Emre… bizi affet…” diye mırıldandı babası.

Sessiz kaldı. İçinde ne öfke vardı ne acı. Sadece buz gibi bir dinginlik.

“Affetmek mümkün. Ama geri dönüş yok. Ben o gece sizin için öldüm. Siz de benim için.”

Önlerinde kapıyı açtı.

“Gidin. Ve bir daha geri dönmeyin.”

Sonra işine döndü. Yeni bir davaya. Korunmaya muhtaç bir çocuğa.

Çünkü o, karda çıplak ayakla durmanın ne demek olduğunu biliyordu. Ve o anda birinin “Yalnız değilsin” demesinin ne kadar önemli olduğunu da…

Rate article
Lifequest
Yeni Yıl Gecesi Sokağa Atıldı, Yıllar Sonra Kapıyı O Açtı ama Beklenmedik Bir Yerdi