Kocamın amcası — Vedat Bey — ona her zaman sözünü dinletirdi. Saygı duyar, örnek gösterir, her konuda güvenir. Ben ise ilk günden bu adamın neden değerli bulunduğunu anlamadım. Sert, huysuz, sürekli kavgalı — ister komşular, ister iş arkadaşları, ister akrabalar olsun. Eski işinde bile sadece kıdeminden dolayı katlanılmıştı, yine de oradaki ekibin yarısıyla arasını bozmayı başarmıştı.
Ama her şey, Vedat Bey kocam Emre’yi ekibine aldığında değişti. Ondan önce kimse orada uzun süre kalmamıştı — en fazla altı ay dayanabiliyorlardı. Her şeye laf eder, sıkıştırır, suçu başkasına atardı. Ama Emre — uysal, kavgadan uzak bir adam. Sabretti, sessizce düzeltti, amcasının öfkesini yatıştırdı. Bazen tabii patladığı oldu, ama sonra barıştılar. İşini seviyordu, yine de kârın yarısının Vedat Bey’e gitmesi — diğer yarısı ona — beni hep rahatsız etti.
Evlendikten sonra anladım: Emre’nin içmemesi gerekiyor. Başka birine dönüşüyor — agresif, öngörülemez. Vedat Bey’in bir şekilde yol göstereceğini umdum. Sonuçta kocam ona saygı duyuyordu. Ama her şey ters gitti. Yardım etmek yerine ateşe körükle gitti. Birlikte bara gitmeye, içmeye başladılar. O gecelerden sonra Emre berbat durumda oluyordu. Bir şey söylemeye çalıştığımda ise, “ailede erkek söz sahibidir, kadın itaat etmeli” diyordu. Bu sözlerin Vedat Bey’den geldiğinden eminim.
Sonra, bir kavga çıktığında, Emre amcasından duyduğu saçma şeyleri annem hakkında tekrarlamaya başladı. Onu entrikacı, herkesi kendisine karşı kışkırtan biri olarak niteliyordu. Oysa sadece iki kez görüşmüşlerdi. Üstelik ikisinde de nazik, saygılıydı. Anladım: Vedat sadece etkilemiyor — açıkça kocamı aileme karşı kışkırtıyor. Bana karşı.
Emre’yle her şeyi birlikte çözerdik. Şimdi ise uzaklaşıyor. Önerilerimi dinlemiyor, her uyarıya tepki gösteriyor. Sanki ben onun amcasına bir tehditmişim gibi, karısı değil. Kocamın değiştiğini görüyorum ve bütün sorunların kaynağının Vedat olduğunu biliyorum. Ama kocanın bir otorite olarak gördüğü biriyle nasıl mücadele edilir?
Sonra beklenmedik bir şey oldu: Vedat Bey işten atıldı. Yine bir kavga, patronların sabrı taştı. Emre ise terfi etti. Onu Vedat’ın yerine geçirdiler. Bu, Vedat’ın gururunu incitti. Şehirden kaçtı, “geçici” dedi, ama aslında statü olarak altında olmaya dayanamadığını biliyorum.
Geçenlerde kocam, amcasının geri döneceğini söyledi. Ona yardımcı pozisyonu teklif edilmiş — Emre’nin emrinde çalışacak. Dehşete düştüm. Emre’den patronlarla konuşup başka biri bulmasını rica ettim. Dinlemedi bile. Yardımcısız işin altından kalkamayacağını, Vedat’la eskiden iyi çalıştıklarını söyledi.
Ama ben biliyorum bunun nasıl biteceğini. Ast konumuna razı olmayacak. Tutunacak bir dal, kuyusunu kazacak bir fırsat bulacak. Yıkacak. Çünkü bu işlerde tecrübeli. Kıskanç. Eşit çalışmayı bilmez. Hep kendini öne çıkarır.
Artık kocamı tanıyamıyorum. Vedat’ın elinde bir kukla gibi. Böyle devam ederse — korkuyorum, dayanamayacağız. Ya işini kaybedecek, ya ben ailemi. Belki hepsi birden. Bu endişeli bekleyişle nasıl yaşayacağımı bilemiyorum. Geriye kalanları nasıl koruyacağımı…




