Bir gece odamın sessizliğinde kendime sarılmış, içimdeki soğukla boğuşurken Paulo Coelho’nun o meşhur sözü aklıma düştü: “Eğer ‘hoşça kal’ diyecek cesaretin varsa, hayat mutlaka sana yeni ‘merhaba’lar sunar.” O an, kendimi karanlık bir boşluğun içine düşer gibi hissettim. Yalnızlık, kırgınlık ve bir hiçlik… İçimde ve etrafımda yalnızca o çınlayan sessizlik vardı. Sağır edici, kemiren bir sessizlik.
Neden mutsuz eden bir aşka bu kadar sıkı sıkıya tutunduğumu sorguladım durdum. Neden değişeceğine inanıyordum? Neden bir gün yeniden güneşin doğacağını, her şeyin eskisi gibi hafif, aydınlık ve sıcak olacağını umuyordum? Cevap çok basitti: Korku. Bırakma korkusu. Bir daha asla onun gibi birini bulamayacağım korkusu. Kendime, onunla aramızda derin, nadir, kaderden bir bağ olduğuna inandırdım.
Ama gerçek şuydu ki bu aşk değildi. Bir bağımlılıktı. Zehirleyen, boğan. Bu duygu içimi kemiriyor, beni yavaş yavaş tüketiyordu. Kendimi, gücümü, “ben”liğimi kaybediyordum. Şimdi gitmezsem, bir hayalete dönüşeceğimi biliyordum. Tek çözüm kaçmaktı.
Evet, bunun acıtacağını biliyordum. Çünkü bu ilişkiye her şeyimi vermiştim. Vaktimi, ruhumu, inancımı. Savaştım. Dayandım. Katlandım. Kendime “Pes etmiyorsun, sonuna kadar mücadele ediyorsun” diyordum. İşte bu yüzden gidemiyordum. Gurur. Yanılsama. İnat.
Ama bir sabah uyandığımda artık dayanamayacağımı anladım. Suskunluğun çığlıktan daha yüksek olduğu bir evde uyanmak istemiyordum. Artık bana değil, sanki içimden geçip giden birine bakarak oturamazdım. Beni duymayan, hissetmeyen, saygı göstermeyen biriyle kalmak istemiyordum.
Gittim. Onsuz yaşamaya karar verdim. Yeniden nefes almaya karar verdim. Sürekli mazeretler, aşağılanmalar, o ağır boşluk olmadan… Ve garip bir şekilde, hafifledim. Birden değil, yavaş yavaş. Sessizlik vardı ama bu sefer kulaklarımı tırmalamıyor, sakinleştiriyordu. Kendimi dinlemeye başladım. Ve gördüm ki içimde çoktan kaybettiğimi sandığım o kadın hâlâ oradaydı: Güçlü, cesur, gerçek.
Eğer seni bir insanın yanında tutacak hiçbir sebep yoksa, orada kalma. Yalnızlıktan korkma, kendini kaybetmekten kork. Seni sevmeyen birinin yanında kalmak, gitmekten çok daha acı verir. Kendine eziyet etme. Hiç kimse, onun umursamazlığı için kendini parçalamanı hak etmez.
İçinde zaten var olan o gücü bul. Biliyorum, zor. Biliyorum, korkutucu. Ama başarabilirsin. Ruhun uzun zamandır sana işaretler gönderiyor. Onları duyuyordun, sadece kabullenmek istemiyordun. Kendine güven.
Yeni hedefler koy. Hayal etmeye izin ver. Seni canlandıran, dolduran, ilham veren şeyleri yap. Geçmişe tutunmayı bırak. Önünde yepyeni bir hayat var. Tertemiz. Özgür. Senin.
Ve nihayet seni aşağı çeken her şeyi bıraktığında, anlayacaksın: Evet, bu doğru karardı. Çünkü içindeki fırtınanın ardından gelen o huzurun yerini hiçbir şey tutamaz.
Korkma. Arkana bakma. En güzeli seni bekliyor. Mutluluğun sana doğru adım atmanı bekliyor. Git onu karşıla.




