Annem Ev Alımına Yardım Etmek İstiyor, Ancak Eşim Bu Parayı Babasının Ameliyatına Vermek İstiyor

Biliyor musunuz, yıllarca başkasının evinde yaşamak, ne zaman kapıyı gösterceklerini bilememek nasıl bir şeydir? Kocam Mehmet’le birlikte yedi yıldır kiralık evlerde yaşıyoruz. Bu süre boyunca ev sahiplerinin her an “Evi geri alacağız” diyebileceğini gördük. Ya oğullarının eğitim planları değişmişti, ya komşular dayanılmaz hâle gelmişti, ya da kira fiyatları sebepsiz yere artırılmıştı. Tüm bu süre boyunca çocuk yapmayı bile göze alamadık—çünkü böyle bir ortamda aile kurmak imkânsızdı.

Annemlerin ya da onunkilerin yanında yaşamayı bile düşündük, ama evleri küçük, bize yardım edecek durumları yoktu. Mehmet’le üniversiteden mezun olduk, son sınıfta evlendik ve o zamanlar hayalimiz genç, dinamik ebeveynler olmaktı. Şimdi ise bu arzumuz bile köreldi. Ya çocuğumuz büyüdüğünde, bugün gençlerin garip bakış açıları gibi bize yabancı gelirse?

İkimiz de çalışıyoruz, tasarruf ediyoruz, kıt kanaat geçiniyoruz. Ne kafelerde vakit geçirmek ne de tatil yapmak… Tek amacımız kendi evimizi almaktı. Ama ne kadar biriktirsek de yeterli değildi. Üstelik Mehmet’in babasının kalbiyle ilgili ciddi sorunlar başladı. Henüz yaşlı değil, ama sağlığı bozuldu. Artık kocam ona cebinden destek oluyor. Tabii bu da bütçemize darbe vuruyor, ama ne yaparsın—aile.

Derken bir gün annem, Hatice Hanım, büyük bir miktar miras kaldığını söyledi—halamdan kalmıştı. Bize destek olmak istedi: biriktirdiklerimize ekleyerek nihayet küçük bir daire alabilmemizi. Sevincimize diyecek yoktu! Hatta bir emlakçı bile aradık, sonra kendimiz bakmaya karar verdik.

İlk başta güzel teklifler vardı, ama pazarlık etmeye kalktığımızda kapıyı gösterdiler. Sonrası daha da kötüydü: ya penceresiz, yıkık dökük bir stüdyo, ya da ev sahiplerinin “şirin yuva” dediği küçücük bir oda. Yine de vazgeçmedik—zaman, enerji, hatta uykumuzu feda ettik. Hepsi kendi evimiz için.

Sonra Mehmet ailesini ziyarete gitti. Döndüğünde durgun ve dalgındı. Akşam karşıma oturup ciddi bir konuşma yapmak istediğini söyledi. Babasının durumu ağırdı, belki ameliyat olacaktı. Şans azdı, ama vardı. Ve Mehmet, annemin bize vermek istediği parayı babasının tedavisine harcamayı düşündüğünü söyledi. “Hayat evden önemli,” dedi. “Biz biriktiririz yeniden. Ama babamın vakti kalmayabilir.”

Ateşli, acı dolu, samimi bir şekilde konuştu. Ben ise suskun kaldım. Sonra anlatmaya çalıştım: bu paralar bizim değil. Annem henüz vermedi bize. Üstelik, o bize yardım etmek istiyor, onun ailesine değil. Evet, babasının hastalığı korkunç. Ama nasıl bir başkasının parasını başka birinin ihtiyacına aktarabilirim?

O konuşmadan sonra Mehmet bana öyle baktı ki sanki yabancıydım. “Bencil,” dedi. Eğer yerinde benim babam olsaydı, tereddüt etmezdim bile. Hâlâ konuşuyoruz, ama her geçen gün daha soğuk, adeta ev arkadaşları gibi. Artık o evi isteyip istemediğimden bile emin değilim. Çünkü orada da yabancı gibi yaşayacağız.

Annem Mehmet’in planını duyunca kesinlikle reddetti. “Ancak sözleşme günü vereceğim,” dedi. Yani dairenin gerçekten alındığı belli olunca.

Onu anlıyorum. Bu onun parası. Bize yardım etmek istedi, kayınpederime değil. Ama yine de içim daralıyor. Çünkü kocamı kaybetmek istemiyorum. Sadece bir yuva istedim. Bizim için. Ama yerine güvensizlik, kırgınlık ve soğukluk doldurdum.

Etrafımızdakiler ikiye bölündü. Mehmet’in dostları ondan yana, benimkiler benden. Ben ise sadece huzur içinde yaşamak, sevmek ve sevilmek istiyorum. Ama görünen o ki, bunu başarmak, ev parası biriktirmekten çok daha zor.

Sizce hangimiz haklı?

Rate article
Lifequest
Annem Ev Alımına Yardım Etmek İstiyor, Ancak Eşim Bu Parayı Babasının Ameliyatına Vermek İstiyor