«Annem Ev Alımına Destek Olmak İstiyor, Ama Kocam Parayı Babasının Ameliyatına Ayırdı»

Biliyor musunuz, yıllarca başkasının evinde yaşamak, bir gün kapının önüne konulacağınız endişesiyle yaşamak nasıl bir duygu? Eşim Alp’le yedi yıldır kiradayız. Bu sürede ev sahiplerinin bir anda “Eve ihtiyacımız var” diyebileceğini defalarca yaşadık. Ya oğullarının üniversite planları değişti, ya komşular dayanılmaz hale geldi, ya da hiçbir açıklama yapmadan kirayı yükselttiler. Tüm bu süreçte bir çocuk sahibi olmayı bile göze alamadık—çünkü böyle bir belirsizlikte aile kurmak imkânsız gibi.

Hem benim hem de onun ailemizin evleri dar, bize yardım edecek imkânları yok. Alp’le üniversiteyi bitirip mezun olduğumuz yıl evlendik. O zamanlar hayalimiz, çocuklarımız olduğunda genç ve enerjik ebeveynler olmaktı, onlarla aynı dalga boyunda. Şimdiyse bunu isteyip istemediğimden bile emin değilim. Ya çocuk büyüdüğünde bize yabancı gelirse, tıpkı şimdi gençlerin tuhaf fikirleri bize yabancı geldiği gibi?

İkimiz de çalışıyor, biriktiriyor, kıt kanaat geçiniyoruz. Ne kafeye gidişimiz var, ne de tatil. Tek hedefimiz kendi evimizi almak. Ama ne yaparsak yapalım, biriken para yetersiz. Üstelik Alp’in babasının kalple ilgili ciddi sorunları başladı. Henüz yaşlı değil, ama sağlığı bozuldu. Eşim ona destek olmak için cebinden harcıyor. Tabii ki bu da bütçemize darbe vuruyor, ama ne yapalım—aile işte.

Sonra bir gün annem, Ayşe Hanım, büyük bir miras kaldığını söyledi—halamdan kalan para. Bize yardım etmek istiyor: birikimlerimize ekleyip nihayet küçük de olsa bir ev alabilmemiz için. Sevincimize diyecek yoktu! Hatta emlakçı bile aradık, sonra kendimiz bakmaya karar verdik.

İlk başta cazip teklifler çıktı, ama pazarlık yapmaya kalkınca hemen kapı dışarı edildik. Sonrası daha kötü: ya penceresiz, dökülen bir stüdyo, ya da ev sahiplerinin “sıcacık yuva” diye tabir ettiği küçücük bir oda. Yine de vazgeçmedik—zaman, enerji, hatta uykumuzu feda ettik. Hepsi kendi evimiz hayali için.

Sonra Alp ailesini ziyaret etti. Döndüğünde sessiz, düşünceliydi. Akşam karşıma oturdu ve ciddi bir konuşma yapmak istediğini söyledi. Babasının durumu ağır. Belki ameliyat olacak. Şans az, ama yine de var. Alp’e göre, annemin bize vermek istediği parayı babasının tedavisine harcamak doğru olurdu. “Hayat evden önemli,” dedi. “Para bir gün kazanılır. Ama babamın zamanı kalmamış olabilir.”

İçtenlikle, acıyla konuşuyordu. Ben sustum. Sonra açıklamaya çalıştım: Bu para bizim değil. Annem henüz vermedi bile. Üstelik, o bize yardım etmek istemişti, onun ailesine değil. Evet, babasının hastalığı korkunç. Ama başkasının parasını başkasının ihtiyacına nasıl aktarabilirim?

O konuşmadan sonra Alp bana öyle baktı ki, sanki yabancıydım. “BencilArtık ne ev hayalimiz kaldı, ne de birbirimize olan güvenimiz, sadece derin bir sessizlik ve yarım kalmış umutlar var.

Rate article
Lifequest
«Annem Ev Alımına Destek Olmak İstiyor, Ama Kocam Parayı Babasının Ameliyatına Ayırdı»