Balayı Sonrası: Acı Gerçekler ve Yeni Bir Başlangıç

Balayından sonra acı gerçek ve yeni bir başlangıç

Elif ve Mehmet, güneşli Karadağ’da geçirdikleri balayından daha yeni dönmüşlerdi. Elif, kanepede kendine rahat bir yer buldu ve banyo tarafına seslendi:

— Hangi filmi izliyoruz?

— Bilmiyorum, sen seç! — diye yanıtladı kocası.

Elif, onun dizüstü bilgisayarını açtı ve koridorda toplanmamış bavullara dalgın dalgın baktı. “Yarın toplarım,” diye mırıldandı, gözlerini çevirdiği anda bir sistem bildirimi sesi duydu. Ekranda bir mesaj beliriyordu. İkonuna tıkladı—ve sanki elektrik çarpmış gibi oldu.

“Özledim, aşkım,” diye yazıyordu tanımadığı bir Zeynep.

“Üzülme, yakında döneceğim,” diye yanıt vermişti Mehmet.

Mesajın tarihi—8 Ağustos. Eve dönmelerinden bir gün önce. Elif, nefesini tutarak yazışmaları açtı ve okumaya başladı: “Zeynep, bu akşam büyüleyiciydi…”, “Bugün gelecek misin?”, “Evet, bebeğim, seni çok özledim…”

Bilgisayarı hızla kapattı. Birkaç saniye sonra Mehmet banyodan çıktı:

— Eee, filmi buldun mu? Komedi izleyelim mi?

— Ah, evet… şimdi bir komedi başlıyor zaten, — diye buz gibi bir sesle karşılık verdi Elif. — Kim bu Zeynep?

Şaşkınlıktan donakaldı.

— Hangi Zeynep?.. Ben kimseyi tanımıyorum!

— Öyle mi? O zaman buyur, şuna bir bak! — ve dizüstünü dizlerine fırlattı. — Daha yeni tatilden döndük, sen şimdiden metresinle buluşmuşsun bile!

— Bekle… Bunun bir önemi yok. İş yemeğinde biraz içtim, o kendisi yapıştı bana… Bu bir hata! Seni seviyorum!

— Hata mı? Hata, seninle evlenmekmiş! — Elif daireden fırladı ve kapıyı çarparak çıktı.

Taksinin arka koltuğunda camdan dışarı bakarken yanaklarından süzülen yaşları fark etti. “Bu gerçekten başıma mı geliyor?..”

Ailesinin evine vardığında annesi onu karşıladı:

— Kızım, ne oldu?

— Boşanıyorum. Bir hainle aynı evde yaşamam!

— Sakin ol, canım… İçeri gel, konuşalım, biraz sakinleş…

Bir hafta geçti. Annesi onu kalmaya ikna etmeye çalışıyordu:

— Niye kira evine para veriyorsun? Bizde kal, istediğin kadar.

— Anne, otuz yaşındayım. Kendi alanıma ihtiyacım var.

İki gün boyunca ev aradı. Dün boşanma davasını açtı. Mehmet hâlâ bir şeyler söylemeye, aramaya, çiçek göndermeye çalışıyordu—ama karşılık bulamıyordu.

Bir ay sonra Elif artık yeni dairesindeydi. Son iki haftadır tek bir gözyaşı bile akmamıştı. Kendini işine verdi, düşünmemek için. Ama hafta sonları zordu: yalnızlık birden üzerine çöküyordu.

Bir akşam, televizyon karşısında kanalları anlamsızca değiştirirken buldu kendini. Dondurma, reçel ve tam bir isteksizlik. Sonra—beklenmedik bir karar.

— Daha ne kadar bu dört duvar arasında oturacağım? — diye mırıldandı Elif ve sokağa çıktı.

Parkta hava sıcak ve sessizdi. Fener ışıkları, ağaçların gölgeleri, el ele gezen çiftler… Ama kısa sürede hava kararmaya başladı. Elif geri dönmeye karar verdi, ancak kaybolduğunu fark etti.

Arkadan ayak sesleri duydu. Adımlarını sıklaştırdı.

— Hanımefendi, affedersiniz… — diye bir ses geldi.

Koşmaya başladı, ama tökezledi. Tam o sırada birisi onu yerden kaldırdı.

— İyi misiniz? Korkmayın, sizi korkutmak istemedim. Adım Can.

Birkaç adım geri çekildi, boş ceplerini gösterdi ve ekledi:

— Buralarda oturuyorum. Sokakta dolandığınızı gördüm…

Elif hâlâ gergindi, ama onun sıcak sesi, dostane bakışları ve içten gülüşü içindeki buzları biraz eritmişti.

— Çıkış yolunu bulamadım sadece, — diye kekeledi.

— İzin verirseniz, size eşlik edeyim?

Yürüyüş bir çırpıda bitti. Can şakalar yapıyor, hikâyeler anlatıyordu, Elif gülüyordu… Apartmanın önünde yavaşladılar.

— Görüşürüz, Elif.

— Görüşürüz, Can… — hüzünlü bir tonla.

— İçeri girinceye kadar bekleyeyim mi? Ya tekrar kaybolursanız, — diye şaka yaptı.

Ertesi gün, hâlâ etkisinde olan Elif kahve almaya çıktı. Ve tam o sırada… yan dairenin kapısında elinde iki bardakla Can belirdi.

— Uyandın mı, uykucu? Sabahdan beri bekliyorum! Hadi, kahve içmeye gidelim mi?

— Sen? Burada ne yapıyorsun?

— Yaşıyorum. İki haftadır komşuyuz. Seni birkaç kez gördüm, ama konuşmak kısmet olmamıştı.

Şaşkınlık içinde kaldı. Can gülümsedi:

— Ee, kahve içmeye gelir misin?

— Emin değilim…

— Peki ya kurabiyelerim varsa?

— O zaman belki…

Telefonu çaldı:

— Evet, anne, hayır, fikrimi değiştirmedim. Burada kalıyorum. Burada… iyi hissediyorum.

Ve Elif, uzun zamandır ilk kez içinde bir sıcaklık hissetti. Bu sefer—gerçekten.

Rate article
Lifequest
Balayı Sonrası: Acı Gerçekler ve Yeni Bir Başlangıç