Kendim İçin Yaşamak İstiyorum

— Ay, Sevda, merhaba! Anneye mi geldin? — diye seslendi balkondan komşu kadın.
— Merhaba, Raşide Hanım. Evet, anneme geldim.
— Keşke onunla bir konuşsan, — diye iç geçirdi kadın. — Boşandıktan sonra çok değişti zavallıcık.
— Nasıl yani? — Sevda’nın kaşları çatıldı.
— Benim uykum hafif, erken uyanıyorum. Geçen sabah pencereden baktım, saat daha beş bile değil, bir taksi durdu, annen indi. Üstelik görüntüsü… eh, ne diyeyim, her zamanki gibi değildi. Sarhoş gibiydi sanki. Bütün mahalle konuşuyor şimdi. Bu yaştan sonra! Hem niye babanı kovdu ki? Evet, hata etti, ama kim günahsız? Bu kadar yıl beraber yaşadıktan sonra boşanmak akıl işi mi?

— Teşekkürler, Raşide Hanım, — diyerek yutkundu Sevda. — Onunla konuşurum.

Bu sözlerle eve doğru hızlandı. Gerçekten de annesi altı ay önce babasını, onu aldattığını öğrenince, evden kovmuştu. Sevda ona acele etmemesini söylemişti, “her şey olabilir” demişti. Fakat annesi kararlıydı. İşin ilginci ise, beklenenin aksine depresyona girmemiş, tam tersine hayatın tadını çıkarır olmuştu. Yeni kıyafetler, danslar, barlar, arkadaşlar — hiçbirini eskiden yapmazdı.

Sevda bunu kabullenemiyordu. Kendisi neredeyse evlenecekti, çocuk planları yapıyorlardı. Peki ya annesi? Sabaha kadar barda mı? Böyle bir anneanne olur muydu hanım? Kaynanasıyla nasıl tanıştıracaktı onu? Biri örgü örerken, diğeri gece kulüplerinde eğleniyordu.

Kapıyı açtığında annesi elinde çaydanlık ve kocaman bir gülümsemeyle karşıladı onu. Eskiden giydiği yıpranmış sabahlıklar yerine şık bej bir takım vardı üzerinde. Oje, pedikür, takma kirpikler — annesi hayatın tadını çıkarıyordu belli ki.

— Eee, Okan nasıl? — diye sordu, fincanları masaya koyarken.
— İyi, — diye kısaca cevap verdi Sevda, kendini tutmaya çalışarak. — Sen nasılsın?
— Şahane! Dün kızlarla sabaha kadar bardaydık. Önce dans, sonra karaoke. Müthişti!

— Raşide Hanım anlattı, — diye ekledi Sevda asık bir suratla. — Sabaha karşı beşte döndüğünü ve sarhoş olduğunu.
Annesi güldü.
— Ne sandın yani? Bardada çay mı içilir?

Sevda dayanamadı.
— Anne, biraz fazla abartmıyor musun?
— Hangi konuda?
— Şöyle söyleyeyim, artık yirmili yaşlarda değilsin. Ne dansı ne gece kulübü? Sen… yani, örnek olmalısın. Torunumuz olacak yakında!
— Ben nihayet özgür olan bir kadınım. Kimsenin yazdığı senaryoya göre yaşamayacağım.
— Ama babamla bu kadar yıl geçirdin! Bütün bunları silip atabilir misin?

Annesi sustu, sonra sakin ama kararlı bir sesle konuştu:
— Baban beni aldattı. Bu bir hata değil, bilinçli bir tercihti. Ben de artık bir hizmetli gibi yaşamak istemiyorum. Yaşamak istiyorum. Kendim için. Bunca yıl ailem için yaşadım. Şimdi kimse bana ne yapacağımı söyleyemez.
— Ama neredeyse ellisin!
— Ee? Kim takvim yaşıma göre yaşlanmamı emrediyor?

Sevda lafını fazla kaçırdığını anladı.
— Özür dilerim, seni üzmek istemedim. Sadece endişeleniyorum.
— Eğer benden utanıyorsan, düğünüme çağırma beni. Ama bil ki, saçımdaki aklar örtü altında kalacak, bol bir entari giyecek değilim. Dans edeceğim, belki de biraz flört bile edeceğim. Ben kendimi iyi hissediyorum.
— Hayır anne, tabii ki gelmelisin. Sadece…
— Sadece Raşide Teyze onaylamaz mı? Bırak onaylamasın. Ben nihayet yaşıyorum.

Eve döndüğünde olanları nişanlısına anlattı.
— Buna nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum.
Okan gülümsedi:
— Bence annen harika. Depresyona girmek yerine hayatı seçmiş. Mutlu olmak suç değil ya.

Hafta sonu annesini aradı.
— Anne, kaçamak yapalım mı? Önce spa, sonra canlı müzik olan bir bar?
— Benim yüzümden utanmayacak mısın?
— Senin benim ablam olduğunu söylerim, — diye güldü Sevda.
— Tamam öyleyse kabul. Ama erken eve dönmek yok!

O gün her şey değişti. Sevda, annesinin ne kadar güçlü bir kadın olduğunu ilk kez anladı. Belki de ondan öğreneceği bir şey vardı — kendisi olmayı. “Nasıl yaşanması gerekiyorsa” değil, “nasıl istiyorsa” öyle yaşamayı.

Rate article
Lifequest
Kendim İçin Yaşamak İstiyorum