Adaletin Peşinde: İhanetle Başlayan Hikaye

Adalet için Aylin: İhanetle Başlayan Bir Hikaye

“Neden böyle davranmasına izin veriyorsun, Aylin? Sen onun malı değilsin! Güçlüsün, kaçabilirsin,” diye fısıldadı Elif, koltuğa kıvrılmış halde.

Aylin derin bir nefes alıp sessizce cevap verdi:

“O benim babam. Üstelik elinde imzalı, mühürlü bir kâğıt var: ‘Akıl sağlığı yerinde değil’ yazıyor. Bu yüzden burdayım. Sadece parası olan biri değil, gücü de olan biri. Kaçsam bile beni bulur. Bu kısır döngüyü kıramam…”

“Öyleyse buradayken bana yardım et. Sana öderim, adil olsun,” diyerek göz kırptı Aylin.

“Zaten yardım ederdim,” diye gülümsedi Elif. “Ama tabii ki hayır demem. Özgür kaldığımda bu paraya ihtiyacım olacak. Ne olduğunu anlamak için büyüye gerek yok. Ama rüyamı doğrulamak için bir tutam saçın lazım.”

Elif küçük bir bıçak çıkarıp hızla birkaç tel saç kesti.

“Bu gece her şey netleşecek. Sana hangi iksiri içirdiklerini, korunma yerine neden yeşil bir kederle karşılaştığını öğreneceğiz.”

Ertesi sabah Aylin, Elif’i bulamadı. Onu köşelerde saklanırken, tedavilerde kaybolurken gördü.

“Niye kaçıyorsun benden?” diye yakaladı onu bahçede. “Anlaşmıştık!”

“Bana inanmayacaksın,” diye mırıldandı Elif. “Parayla masal anlattığımı düşüneceksin.”

“Tamam, yeter. Anlat, ne gördün?”

Elif, Aylin’i en kuytu köşeye çekip yanına oturdu.

“Dikkatle dinle. Rüyamda gördüm ki…”

Kerem yatağında keyifle gerindi.

“Uyan, tembel! Yeni kurbanı buldum.”

“Bırak uyuyayım…” diye inledi.

“Sonra uyursun. Şimdi dinle. Gazeteyi görüyor musun? Bu kadın bizim hedefimiz. Adı Aylin. Şirketin ortaklarından, akrabası yok… gelecekteki kocası dışında. Plan işlerse, o sen olacaksın.”

“Evlenmek mi?” diye boğuk bir ses çıkardı Kerem.

“Evet. Ama önce aşık et. Şefkatli, mütevazı, fakir ama çalışkan gibi davran. Sana yardım edecek, ‘işine’ yatırım yapacak.”

“Sonra her şeyi kaybettirip sen mi ortaya çıkacaksın?”

“Aynen, sevgilim,” diyerek başını okşadı Zeynep. “Büyülü bir ritüele ikna edince de ona nazar musallat edeceğim. Bir cin aklını yiyip bitirecek. Sonra… ‘talihsiz kaza’. Tüm miras senin.”

“Ya tutmazsa…”

“Başaracağız. Büyümüz var. Hem sen, hem ben.”

Elif susunca, Aylin dudaklarını sıkarak bekledi.

“Ve diyeceğin?” diye sabırsızlandı.

“Diyorum ki harekete geçeceğim. Önce cini defedeceğiz. Sonra… hesap zamanı.”

“Uyarıyorum, gecikirsen kaçarlar. Onlar beklemeyi sevmez.”

“Hazırım. Onu kovmama yardım et.”

Elif tekrar bir tutam saç kesti.

“Hazır ol. Cin gidince Zeynep hissedecek. Çok zamanın olmayacak.”

O gece Aylin gözünü kırpmadı. Titredi, uyandı, kulağına fısıldayan sesler duydu. Ama sabah her şey yok oldu. Dünya daha renkli, insanlar sıradan görünüyordu.

“Zehra! O gitti!” diye koştu arkadaşının odasına. Ama Elif’i başka bir odaya almışlardı. Gece bir şeyler olmuştu.

“İyileşir iyileşmez geri gelecek,” diye söz verdi hemşire.

Aylin ne Zeynep’e ne Kerem’e ulaşabildi. Telefonları sessizdi. Kaçmışlardı. Şimdi önemli olan buradan çıkmak ve Elif’e teşekkür etmekti.

“Yaşıyorsun!” diye sevinçle bağırdı Aylin, Elif geri dönünce.

“Zamanında yetiştim. Cini geri gönderdim ama kendim de neredeyse orada kalıyordum,” diye hırıltılı bir gülüş attı. “Peki sen?”

“Gittiler. Kayboldular. Kendime geliyorum. Doktor yakında taburcu edecek.”

“Ben kalacağım. Babam süreyi uzattı. Ama sen gelirsin, değil mi?”

“Tabii ki. Peki telefon?”

“İşte benim yöntemim,” diyerek Elif yeniden bıçağı çıkarıp bir tutam saç kesip uzattı. “Yastığın altına koy, duyarım.”

“Ve intikam?”

“Ellerimi kirletmek istemiyorum. Adaletle olsun.”

“O zaman bana güven. Bunu daha yüksek mercilere bırakalım. Hak eden neyse onu alsın.”

Altı ay sonra

Aylin, elinde şarapla kanepeye oturmuş, özel dedektifin dosyasını inceliyordu.

Zeynep ve Kerem kaçmıştı. Aylin boş eve dönmüş, hesaplar boşalmış, “işe” yatırdığı her şey buharlaşmıştı.

Zeynep işten ayrılıp kaybolmuş, Kerem’le birlikte uçmuşlardı. Ama mutluluk kısa sürdü. Para onları kurtarmadı. Kavga ettiler, ganimeti bölüşüp ayrıldılar.

Zeynep yanlış kişiye denk geldi. Dedektif onu bulduklarını… ya da bulamadıklarını. Muhtemelen okyanusun dibindeydi.

“Büyün seni kurtarmadı, Zeynep,” diye fısıldadı Aylin.

Peki ya Kerem? Yine dolandırıcılığa bulaşmış, kaybetmiş, borca batmıştı. Geri ödeyecek hiçbir şeyi yoktu. Sahip olduğu son değerli şey ise organlarıydı.

“En azından birinin hayatını kurtardı…” diye eğildi Aylin. “Her şey adaletle.”

Elif’e gelince… O artık Aylin’in babasının yazlık yapmak istediği ormanda yaşıyordu. Aylin ona bir arazi hediye etmişti. Sığınak. Sessiz bir ev.

Aylin kutudan saç tutamını çıkarıp gülümsedi:

“Hadi bakalım, dostum… Konuşalım mı”Rüyalarımızda yeniden buluşacağız, çünkü adalet uyumaz.”

Rate article
Lifequest
Adaletin Peşinde: İhanetle Başlayan Hikaye