Kıskançlık Zehri

Küçük bir Anadolu kasabasının kenar mahallesinde, zamanın unuttuğu eski bir sokak vardı. Asfalt delik deşik, otobüsler nadiren geçer, komşular ise bir elin parmaklarını geçmezdi. Ancak son yıllarda her şey değişmişti: taş yığınlarından bıkan şehirliler buraya akın etmeye başlamıştı. Evler bir bir satın alınıyor, kimisi tamir ediyor, kimisi yerle bir edip yerine geniş villalar dikiyordu.

Mehmet ve Ayşe de taşınmaya karar verenlerdendi. Sokağın sonundaki eski ev uygun fiyata alınmış, şehirdeki dairelerini ise kızlarına bırakmışlardı. Evi elden geçirdiler, avluyu mermerle döşediler, hatta küçük bir çiçek bahçesi bile yaptılar—tıpkı hayal ettikleri gibi. Damatları, bahçesinden küçük bir çam fidanı getirmişti. Onu bahçe kapısının yanına diktiler—öyle ki sokaktan görünsün.

Başlangıçta fidan cılız kaldı, sanki tutunamayacak gibiydi. Ama Ayşe ile Mehmet pes etmedi—gübrelediler, suladılar, onunla canlı bir varlık gibi konuştular. Sonunda bir gün çam büyümeye başladı. Hızlı değil, ama kararlı. İlk kış süslediler, torunlar fotoğraf çektirdi—o günden sonra her bayramda ışıklar, neşe ve aile fotoğrafları o çamın altında bir araya geldi.

İki yıl sonra gerçekten güzel bir ağaç olmuştu. Yeşil, düzgün, yumuşacık iğneleri vardı. Yazın etrafında çiçekler açtı, çift artık gölgesinde oturacakları bir bank hayal ediyordu. Ancak bir sabah Ayşe avluya çıktığında donup kaldı. Çam yok olmuştu. Sadece bir kütük kalmıştı. Biraz ötede, çöp bidonunun yanında ise bir zamanlar sevilen ağacın cansız bedeni duruyordu.

Şok, çığlık, çaresizlik. Kim yapabilirdi bunu—yazın, bayramda değil?

Mehmet, yumruklarını sıkarak, karşıdaki komşuya—Fatma Hanım’a yürüdü. Kadın uzun zamandır huzursuz bakışlarla onları izliyordu. Evi babasından kalma, eski ama bakımlıydı. Kendisi duldu, oğlu nadiren uğrardı. Yeni komşular ise ona batıyordu.

“Niye böyle vahşice, Fatma Hanım?” diye sordu Mehmet, kızgın değil ama acı dolu bir sesle.

“Ne güzel yerleştiniz!” diye sertçe yanıtladı kadın. “İki araba! Bahçe pırıl pırıl! O çamınız gözüme battı. Torunlar bağırıp koşuyor, dinlenemiyorum.”

“Ama bayramdı… Süsler… Aile…” diye şaşkınlıkla savunmaya çalıştı.

“Yazın penceremi kapatmak zorunda mıyım, sizinkiler camların altında cır cır bağırırken?”

Mehmet cevap vermeden döndü. Eve gidip her şeyi anlattı. Ayşe uzun süre sessiz kaldı, sonra gözyaşlarını sildi ve dedi ki:

“Kıskançlık. Başka açıklaması yok.”

“Kıskançlık zehirdir. Biz de emekliyiz. Sadece güzel yaşamayı seviyoruz. Kendimiz ve torunlarımız için.”

Bir hafta sonra damat yine geldi ve bu sefer iki küçük çam getirdi—kısa ama gür, köklü. Çift birini bahçe kapısına dikti, diğerini ise Mehmet alıp… yine Fatma Hanım’a götürdü. Barışmak, onun kalbini biraz olsun yumuşatmak istedi.

“Sadakana ihtiyacım yok!” diye tısladı kadın. “Kendinize dikin, bende her şey var.”

Mehmet dönmek üzereyken, daha yaşlı bir komşu—teyze Emine, seksen yaşlarında, iki ev ötede oturuyor—çitin arkasından uzandı.

“Ağaç mı veriyorsun oğlum? Alayım, büyüsün.”

“Sizin ne işiniz var, Emine Teyze? Yalnızsınız sonuçta…”

“Büyüsün işte. Belki benden sonra eve iyi biri gelir, kapıda bir çam görür—sahibini hatırlar.”

Mehmet’in boğazı düğümlendi. Ayşe’yle birlikte Emine Teyze için çamı dikip bakımını anlattılar, takip edeceklerine söz verdiler. Sonrasında Ayşe börek yaptı—Fatma Hanım’la ilişkileri düzeltmek için bir kez daha denemek istedi.

Ama Mehmet durdurdu:

“Boşver. ‘Zehirli’ der. En iyisi, kamera taktığımızı söyle. Artık bahçenin her karışı kayıt altında.”

Ve öyle de oldu—kamera sistemi çalışıyordu. Mehmet komşusuna gidip, tehdit etmeden ama kararlı bir şekilde, dedi ki:

“Artık kameralar var. Bir daha olursa—polis. Bu vandalizm, kanun var.”

Kadın cevap vermedi. Sadece gözleri kaçtı.

O günden sonra ne çitin dibinde çöp, ne arkasından söylenen laflar kaldı. Huzur geri geldi. Ve çam… Yeni çam büyüdü. Eski çam ise hafızalarda kaldı. Bir iyilik ve sadelik sembolü olarak—ve insanları gerçekten çirkinleştiren o kıskançlığın hatırası olarak.

**Ders:** Kıskançlık, sahibini tüketen bir ateştir. Oysa iyilik eken, gölgesinde oturur.

Rate article
Lifequest
Kıskançlık Zehri