Aile Arasında Uyumsuzluk

Aile Kırgınlığı

Eda, kızı Defne’nin dedesiyle büyükannesiyle İzmit’in küçük bir kasabasında kalmasını fırsat bilip büyük bir temizliğe girişmişti. Camları pırıl pırıl yapmış, halıları silmiş, raflardaki tozları tek tek almıştı. Birden telefonun çalmasıyla sessizlik bölündü. Arayan Defne’ydi, sesi ağlamaktan titriyordu:

— Anne, beni eve al lütfen!

— Kızım, ne oldu? diye telaşlandı Eda, içine bir korku düşmüştü.

— Büyükanneyi ver!

Bir saniye sonra telefondan Eda’nın annesi Sevim Hanım’ın sesi duyuldu.

— Anne, ne oluyor orada? neredeyse bağırarak sordu Eda.

— Ah kızım! Gelinim yine ortamı birbirine katmış! Anlatması bile zor! Sevim Hanım derin bir iç çekip anlatmaya başladı. Eda dinledikçe sinirden yüzü taş kesildi.

— Senin kızın terbiyesizlikte sınır tanımıyor! diye diklenmişti Işıl, Eda’nın erkek kardeşi Mehmet’in karısı, alaycı bir gülümsemeyle. Misafirliğe gelmiş, buzdolabını talan ediyor! Çocuklarım için aldığım pastayı ve yoğurtları yemiş! Hadi bakalım, zararını öde bana. Akşam uğrarım parayı alırım.

Eda’nın Işıl’la arası hiç iyi olmamıştı. Yedi yıl önce kardeşi Mehmet, Işıl’la evlenmiş ve bu seçim ailede büyük bir tepkiye neden olmuştu. Işıl, Mehmet’ten on yaş büyüktü ve üstelik önceki evliliğinden üç çocuğu vardı.

— Oğlum, neden bunu yapıyorsun? diye sızlanmıştı Sevim Hanım. Kocaman üç çocuğu var, hem de senden büyük! Yaşıtın, tertemiz bir kız bulamadın mı?

— Kimsenin çocuğu ‘öteki’ değildir anne, diye çıkışmıştı Mehmet. Çocuklar süper, zaten kaynaştık bile. Işıl da harika bir insan, sen yeterince tanımıyorsun. Eminim sen de seveceksin!

Eda da kardeşinin bu tercihini anlamamıştı ama karışmamıştı. Mehmet yetişkin bir adamdı, kendi hayatını kendi kurmalıydı.

İlk kıvılcım, Mehmet’in Işıl’ı ailesiyle tanıştırmaya getirdiği akşam çıkmıştı. Sevim Hanım ve eşi Selahattin Bey, oğulları için özenmişlerdi: Sofrayı kurmuşlar, gelin adayına hediye almışlardı. Ama akşamın sonunda Işıl herkesi şaşkına çeviren bir soru sormuştu:

— Vasiyetinizi hazırlattınız mı?

Sevim Hanım afallamıştı:

— Ne vasiyeti? Biz daha genç sayılırız, en az yirmi yıl daha yaşarız.

— İşte bunları önceden düşünmek lazım, diye gülümsemişti Işıl hiç utanmadan. Sonra çocuklar torunlar miras kavgasına düşmesin. Eviniz de şehir merkezinde, tadilatlı, değerlidir herhalde. Bizim payımıza düşeni alalım, emekler boşa gitmesin.

Mehmet duymamazlıktan gelmişti ama Sevim Hanım hemen Eda’yı aramıştı:

— Kızım, inanabilir misin? Daha ilk tanışmada miras hesabı yapıyor! Oğluma böyle bir kadın mı yakışır?

— Karışma anne, diye öğüt vermişti Eda. Herkes hatalarından ders alır.

Düğünleri sade olunca Işıl büyük hayal kırıklığına uğramıştı. Tören sonrası kayınvalidesine çıkışmaktan geri durmamıştı:

— Biricik oğlunuz için biraz fedakârlık yapamaz mısınız? Bu ne düğün böyle? Ne organizatör var ne düzgün bir restoran! Cafede otuz kişi toplanmışız, siz bundan memnun musunuz? Ben bile gelinliği kiraladım, alacak param olmadı!

Sevim Hanım öfkeyle karşılık vermişti:

— Biz niye bu masrafları üstlenelim ki? Siz yetişkin insanlarsınız, düğün için para biriktirmek size düşer, akrabalardan dilenmek değil! Bu arada senin annen neden yardım etmedi?

— Annem emekli, diye kesmişti Işıl. Parası mı var? Siz ise hâlâ çalışıyorsunuz, birikiminiz olmadığına inanmam!

Işıl sadece kayınvalidesiyle değil, Eda’yla da sürekli çatışıyordu. Gelin, görümcesini kıskanıyor, her buluşmada laf dokunduruyordu:

— Kocan senin böyle giyinip işe gitmene nasıl izin veriyor? diye sırıtarak bakmıştı Eda’ya. Ne iş yapıyorsun sen? Güzellik salonunda mı? Müşterilerin erkek mi yoksa?

— Giyimimde ne var ki? diye karşılık vermişti Eda. Ben kısa giyinmem, senin aksine. Kocam da bana güvenir, rahat bırakır.

— Bilmem, diye alay etmişti Işıl. Dudak dolgun, kirpik uzun… Evli kadın daha mütevazı olmalı. Beni örnek al: Mehmet’e asla kıskançlık nedeni vermem. Değil mi canım?

Işıl, “Bana iyi olsun da, başkasına ne olursa olsun” mantığıyla hareket ediyordu. Gecenin bir yarısı üç oğlunu kayınvalidesine veya Eda’ya bırakıp çıkıyordu:

— Mehmet’le baş başa vakit geçirelim, diyordu. Evde çocuklarla yalnız kalmak imkânsız. Sabah alırım.

İlk başta Eda ve Sevim Hanım, Mehmet’le kavga etmemek için kabul ediyordu. Mehmet ise eşine yönelik eleştirilere çok sert tepki veriyordu:

— Sizde ne var Işıl’da anlamıyorum? diye öfkeleniyordu. Niye böyle davranıyorsunuz? Bir kerecik çocuklara bakamaz mısınız? Bizim de dinlenmeye hakkımız yok mu? Anne, onlar artık senin torunların! Eda, senin yeğenlerin. Aileme normal davranmanızı istiyorum!

Sevim Hanım ve Selahattin Bey, oğullarını kaybetmemek için açık çatışmadan kaçınıyorduSevim Hanım sonunda dayanamayarak, “Artık yeter, bu evde Işıl’ın adı bile geçmeyecek!” diyerek kapıyı çarptı.

Rate article
Lifequest
Aile Arasında Uyumsuzluk