**Mektup ve Kaderin Hediyesi**
Yusuf, asansörde ayakta dururken, sıradan bir yolculuğun kışını değiştirecek bir karşılaşmaya dönüşeceğini bilmiyordu. Köşede, beş yaşlarında bir kız çocuğunun elini tutmuş, gri montlu genç bir kadın vardı. Kız, Yusuf’a büyük mavi gözleriyle dikkatle baktı ve sonra aniden gülümsedi.
“Sen işe mi gidiyorsun?” diye çekinmeden sordu.
“Elif, yabancılara ‘siz’ diye hitap etmelisin,” diye nazikçe uyardı annesi, Yusuf’a mahcup bir gülümsemeyle baktı.
Yusuf da gülümseyerek başını salladı.
“Evet, ofise gidiyorum.”
“Peki, Noel Baba’ya mektubunu yazdın mı?”
Yusuf güldü. Çocukken bile bu tür masallara inanmazdı ama küçük kıza bunu söylemedi. Kız gururla buruşmuş bir karton parçası uzattı. Yusuf içgüdüsel olarak cebine koydu ve vedalaşarak sokağa çıktı.
Bütün gün bu karşılaşmayı unutmaya çalıştı, kendini işe verdi, son dakikada düğünden vazgeçen eski nişanlısını düşünmemek için uğraştı. Unutmak, yeni bir başlangıç yapmak için başka bir şehre taşınmıştı. Ama yeni evinin sessizliğinde bile acısını bastıramıyordu.
Akşam, karlı sokaklarda yürürken, cebindeki kartonu hatırladı. Çıkarıp okudu: “Her zaman mutlu ol ve asla üzülme!” İçi ısındı. Kartı, her gün göreceği şekilde rafa koydu.
Yılbaşından birkaç gün önce, ev sahibini arayarak o kızın nerede yaşadığını öğrendi. Ayşe Hanım sevinçle anlattı: Anne ve kız bir üst katta oturuyorlarmış, annenin adı da Zeynep’miş.
Akşam, Yusuf kapıyı çaldı. Zeynep onu görünce şaşkınlıkla donakaldı.
“Affedersiniz,” diye utangaçça başladı Yusuf, “Elif’i görmeye geldim. Ofisimize geçici olarak Noel Baba geldi. Bana, ‘Elif adında bir kıza bu mektubu bizzat ilet,’ dedi.”
Kız, annesinin arkasından hemen fırladı:
“O seni göndereceğini biliyordum! Bekle, hemen geliyorum!”
Bir dakika sonra, kardan adamlar ve kalplerle süslenmiş büyük bir zarf getirdi. Üzerinde “Noel Baba’ya özel!” yazıyordu.
“Anneme gösterme! Yoksa dileğim gerçekleşmez!”
“Söz veriyorum, mektup sahibine ulaşacak,” dedi Yusuf gülümseyerek.
Eve gidince dayanamadı, mektubu açtı: “Sevgili Noel Baba! Benim adım Elif. Çok uslu bir kız oldum. Lütfen bana büyük, yumuşak bir ayıcık getir. Bir de… yeni bir baba. Çünkü benim hiç kimsem yok.”
Yılbaşı gecesi, Yusuf yine onların kapısındaydı. Zeynep açınca donup kaldı—Yusuf, kocaman pembe bir ayıcıkla karşısında duruyordu.
“Noel Baba, bunu uslu kız Elif’e vermemi istedi,” dedi Yusuf.
Elif sevinçten zıpladı, bir annesini, bir Yusuf’u sıkıca sarıldı.
Zeynep, onu yılbaşı sofrasına davet etti. Yemekte Elif birden sordu:
“Peki ya ikinci dileğim?”
“O biraz daha zor…” diye tereddüt etti Yusuf.
“Başka ne dilemiştin?” diye dikkatle sordu Zeynep.
“Noel Baba’dan yeni bir baba istedim. Ama şimdi babalar kalmadıysa, belki sen kalabilirsin?”
Elif tatlı bir esneme yaptı ve ayıcığına sarılarak uyudu.
İki yetişkin, salataların başında mahcupça gülümseyerek oturdular. Pencerenin dışında kar yumuşacık örtü olurken, evde uzun zamandır ilk defa gerçekten sıcaktı.
O gece anladım ki, bazen küçük bir kızın masumiyeti, koca bir adamın yüreğini eritebilir.




