Huzur Dolu Akşam, Aniden Çalan Kapı Ziliyle Bölündü.

Bir akşamüstü, Zühre mutfakta yemeği hazırlıyor, kocası için sofrayı kuruyordu. Sessiz, huzurlu bir gece olacağını düşünürken, ansızın kapının çalmasıyla sükûnet bozuldu. Misafir beklemiyorlardı ki; bu ses, havada beklenmedik bir şeyin habercisi gibi asılı kaldı.

“Ahmet, aç kapıyı lütfen, kim o?” diye seslendi Zühre mutfaktan, ellerini havluyla silerek.

Ahmet, televizyondan gözlerini ayırmak istemeyerek ağır ağır kalktı ve kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında donup kaldı, gözlerine inanamadı.

“Teyze Sevgi? Siz nereden çıktınız?” sesindeki şaşkınlık gerçekti. Karşısında, vefat eden annesinin ablası, yıllardır görmediği bir kadın duruyordu.

“İyi akşamlar, Ahmet’im. Size uğramak istedim. Girebilir miyim?” Sevgi gülümsedi ama gözlerinde bir yorgunluk vardı.

“Tabii, buyurun!” Ahmet kenara çekilerek yol verdi. “Neden haber vermediniz? Sizi garajda karşılardım.”

“Aniden karar verdim,” dedi kadın, ağır çantasını yavaşça yere bırakarak. “Ankara’da kız kardeşinin yanındaydım, şimdi de size geldim, İstanbul’a.”

Zühre, konuşmaları duyunca mutfaktan çıktı, önlüğünü düzelterek. Gelen misafiri görünce hafifçe kaşlarını çattı.

“Merhaba, Sevgi Hanım! Ne sürpriz… Akşam yemeğini bizimle yiyecek misiniz?”

“Hayır demem, teşekkürler,” diyerek Sevgi ellerini yıkamak için banyoya yöneldi.

Zühre, kocasına öfkesini belli etmemeye çalışarak soran gözlerle baktı.

“Geleceğini hiç bilmiyordum,” diye fısıldadı Ahmet savunmacı bir tonla.

“Peki, ne kadar kalacak burada?” Zühre kollarını kavuşturdu. “Ona rehberlik mi edeceğiz, yemek mi hazırlayacağız? Niye geldi ki?”

“Sakin ol, birazdan öğreniriz,” diye geçiştirdi Ahmet, gerilimi artırmamaya çalışarak.

Sevgi Hanım geri geldiğinde, getirdiği hediyeleri masaya koydu.

“Bakın, köyden size getirdiklerim: taze bal, ev yapımı sarımsak, çeşit çeşit otlar. Şehirde bunların kilosu için servet ödersiniz. Haydi anlatın, nasılsınız? Oğlunuz nasıl?”

“Herkes gibi işte,” diye başladı Ahmet. “İpotekli bir ev aldık, çalışıp didiniyoruz. Deniz onuncu sınıfta, bilgisayar programcılığına merak sardı. Birazdan antrenmandan gelir. Siz nasılsınız?”

“Evinizi almanız güzel,” diye onayladı Sevgi. “Ben de akrabaları görmek istedim. Annen vefat ettikten sonra, Ahmet, bağlarımız koptu. Şehre gelmiyorsunuz, işler çok, anlıyorum. Ama benim köyde yapayalnızım. Yaşlılık dedikleri böyle bir şey sanırım…”

“Köftelerin muhteşem olmuş, Zühre,” diye ekledi, bir lokma alarak. “Ev de çok sıcak, helal olsun.”

“Ne kadar kalacaksınız?” diye nazikçe sordu Zühre, sabırsızlığını gizlemeye çalışarak. Ahmet ona sert bir bakış attı.

“Üç gün kadar,” dedi Sevgi. “Şehrinizi görmek istiyorum, uzun zaman olmadı. Sonra yola devam edeceğim. Sizinle, Deniz’le vakit geçireceğim. Zühre, ne kadar güzelsin, hem de ne güzel ev yönetiyorsun.”

Zühre zoraki gülümsedi. İltifatlar hoştu ama durum hâlâ tuhaf geliyordu.

“Yatacak yer olarak mutfakta açılır yatak hazırlayabiliriz,” dedi. “Sadece iki odamız var; bizimki birinde, Deniz’inki diğerinde.”

“Ben kolayım, nereye yatırırsanız orada uyurum,” diye geçiştirdi misafir. “Yemek için teşekkürler, hepsi çok lezzetliydi.”

Tam o sırada Deniz içeri daldı, soluğu kesilmiş, sırtında çantası.

“Oğlum, bu anneannemin ablası, Teyze Sevgi,” diye tanıttı Ahmet. “Sen küçükken onu görmüştün, hatırlamazsın belki.”

“Merhaba,” dedi Deniz, kadına dikkatle baktı. “Anneanneme gerçekten çok benziyorsunuz…”

“Tanıştığımıza memnun oldum, Deniz,” dedi Sevgi gülümseyerek. “Programcılığa meraklı olduğunu duydum?”

“Evet,” diye heyecanlandı oğlan. “Ama bilgisayarım eski, çok yavaş çalışıyor. Program yazıyorum ama işlem uzun sürüyor.”

“Aferin, böyle devam et. Şimdilerde iyi programcılar altın değerinde,” diye cesaret verdi Sevgi.

“Peki siz ne iş yapardınız?” diye sordu Deniz merakla.

“Doktordum, sonra tıp fakültesinde ders verdim. Evlenince köye taşındım. Orada kaldım. İnsanlara yardım etmek, Deniz, en büyük erdemdir.”

“Harika,” diye başını salladı Deniz, etkilenmiş bir şekilde.

“Peki, size yatağı hazırlayalım, dinlenin,” diye önerdi Ahmet. “Yarın izinliyim, şehri gezdirebilirim.”

“Sağ ol, Ahmet, memnun olurum,” dedi Sevgi, içten bir minnettarlıkla.

Herkes odalarına çekilince, Zühre yatakta kocasına sitemle yakındı:

“Bu ne iş şimdi? Gece vakti çıkagelmiş, bal ve sarımsakla, biz de sevinçten havaya mı uçalım? Şimdi ona eğlence mi bulacağız, yemek mi hazırlayacağız? Ne insanlar var böyle!”

“Zühre, sakin ol,” diye fısıldadı Ahmet. “O benim tek teyzem. Annemi o büyüttü, ebeveynleri erken vefat etmişti. Hayatı kolay değildi: kocasını, oğlunu kaybetti. Sonra tekrar evlendi, köye yerleşti. Ama ikinci kocası da vefat etti. Yapayalnız, anlıyor musun? Buna rağmen güçlü duruyor, akrabalarını ziyaret ediyorBirkaç gün sonra, Sevgi teyzenin cömertliği ve sıcaklığı sayesinde Zühre’nin yüreği erimiş, ailenin hayatı ise hiç ummadıkları bir şekilde değişmişti.

Rate article
Lifequest
Huzur Dolu Akşam, Aniden Çalan Kapı Ziliyle Bölündü.