Fırında Pişen Gerçek: Bir Balığın Aileyi Sarsan Hikayesi

Bugün eve işten yorgun ama mutlu döndüm. Mutfaktan lezzetli bir koku yayılıyordu. İçeri göz attım, ellerimi ovuşturdum:
— Mmm, nefis kokuyor! Ne pişiriyorsun, Aylin’im?

— Balık pişirmeye karar verdim, diye sakin bir şekilde cevap verdi eşim.

Fakat hangi baharatları kullandığını sormadan önce, evin derinliklerinden tuhaf sesler geldi. Dikkat kesildim:
— Komşular mı yine gürültü yapıyor?

— Hayır, komşular değil. Arka odada bir sürpriz seni bekliyor, dedi Aylin gizemli bir gülümsemeyle.

— Ne sürprizi? diye şaşırdım.

— Git kendin gör.

Yavaşça koridordan geçtim, kapıyı usulca açtım—ve donup kaldım. Koltuğunda, hiçbir şey olmamış gibi oturan annemdi—Nermin Hanım.

Daha önce, habersiz bir şekilde kapıya gelmişti. Aylin, kargo sanıp hemen açmıştı kapıyı.

— Nermin Hanım, hoş geldiniz. Neden haber vermediniz? Ya evde olmasaydık?

— Oğlum çalışıyor, sen evdesin. Ben kendi başımın çaresine bakarım, daha sakat değilim. Odam nerede?

— Şimdilik buraya buyurun, sonra hallederiz.

— Üç odanız var, sen hemen birini ayarlayamıyor musun? Peki oğlum nasıl bilmiyor?

— Kendisi de haberdar değildi. Ona söylemediniz mi?

— Ne gerek var? Misafirliğe gelmedim. Artık sizde yaşayacağım.

Aylin içinde biriken öfkeye rağmen kendini tuttu. İşini bitirmesi gerekiyordu, bu yüzden kaynanasına biraz beklemeyi rica etti. Nermin Hanım, alaycı bir bakışla etrafı süzdü ve son bir lafını etti:

— Buzdolabı bomboş…

— Şimdi kargo geliyor.

Kurye paketleri getirdiğinde, Aylin hızlıca basit bir sofra hazırladı: peynir, sucuk, ekmek kesti ve çay demledi.

— Belki sütlaç ya da peynirli poğaça ister misiniz?

— Zahmet etme. İhtiyacım olursa kendim yaparım.

Aylin başını sallayıp uzaklaştı. Yarım saat sonra, işini bitirip mutfağa döndüğünde, kaynanasının banyo yanındaki odayı—Murat’ın bilgisayar başında geceleri geçirdiği odayı—ele geçirdiğini duydu. Nermin Hanım çoktan lafını etmişti:

— Dağınıklık, kir, bulaşıklar. Hiç kendisi temizliyor mu?

— O çalışıyor, burada dinleniyor.

— Çalışıyor mu? Oyuncakları var burada. Sen evde oturuyorsun, internetten alışveriş yapıyorsun. O ise zavallı, hem gece hem gündüz çalışmak zorunda.

Aylin sessizce kendini tuttu. İçinde biriken öfke birikmişti, ama şimdi zamanı değildi. Yakın zamanda annesiyle yaptığı konuşmayı hatırladı, kocasından ve onun hobilerinden şikayet ediyordu:

— En azından başka şeylerle uğraşmıyor. Sessizce oyun oynuyor, diye teselli etmişti annesi.

— Peki ya çoluk çocuk olunca?

— Çocukluğunu yaşayamamış…

Ve haklıydı. Annesinin ev için verdiği tüm parayı Murat, pahalı elektronik eşyalara harcamıştı. “Çocukluk hayalimdi,” demişti o zaman. Yine de ev, Aylin’in ailesinin katkısıyla onun adına yazılmıştı.

Akşam yemeğinden sonra Nermin Hanım “yeni” odasında uykuya daldı. Murat işten dönmüş, horultuları duyunca şaşırdı:

— Bu ne, komşular mı?

— Hayır, annen. Gir, konuş.

Tam o sırada annesi uyandı. Selam bile vermeden, direkt:

— Artık emekli oldum. Seyahat etmeyi planlıyorum, geziler arasında sizde kalacağım. Evimi satmayı düşünüyorum, zaten sana para vermiştim. Demek ki burada da benim hakkım var.

— Anne, ciddi misin? Biz bu odayı çocuk odası yapmayı planlıyorduk. Aylin karşı çıkacak.

— O halde paramı geri ver. Adaletli olsun.

— Zaten her ay sana para gönderiyorum. Bizim bir ailemiz var.

— Aile mi? Aylin evde oturuyor. Sen tek başına çalış. Belgeleri getirin. Umarım her şey usulüne göre düzenlenmiştir?

Aylin sessizce uzaklaştı ve bir dosyayla geri döndü.

— İşte belgeler. Ev benim üzerime kayıtlı. Parayı benim ailem verdi.

— Peki benimkiler?

— Oğlunun üzerine harcandı. Onun “çocukluğu” için.

Murat ayağa kalktı, suçlu bir bakış attı:

— Özür dilerim, anne. Ama o zaman bunu çok istemiştim. Şimdi—artık bitti. Daha fazla istemiyorum.

— İşte! diye parladı Aylin. — Eğer durmazsan, boşanma davası açarım. Annenin yanına, oyuncaklarının yanına gidersin.

— Aylin, lütfen! Hepsini satacağım. Söz veriyorum. Hadi akşam yemeğine. Bugün bilgisayar yok.

Akşam yemeğinde Nermin Hanım sessizce oturdu, suratını astı.

— Demek ben burada hiçbir şeyim? Oysa ev sahibesi gibi yaşamayı planlamıştım.

— Siz eşimin annesisiniz. Ama bizim kendi ailemiz var. Ve her şeyi sizin dediğinize göre yapmayacağım.

— Murat, sen eteğinin altındasın!

— Sevdiğim eşimin eteğinin altında olmak, annemin kontrolü altında olmaktan iyidir. Sen hayatım boyunca benim adıma karar verdin. Artık yeter. Büyüdüm.

Nermin Hanım sessizce ayağa kalktı, çantasını aldı:

— Bana bir taksi çağırın. Gidiyorum. Ama bir gün beni hatırlayacaksın…

Murat sessizce annesini arabaya kadar geçirdi. Eve döndüğünde sofraya oturdu:

— Hem balık, hem et yiyeceğim. Çok acıktım.

— Peki oyunlar hakkında söylediklerin—gerçek miydi?

— Evet. Hepsini satacağım. Çocuklar için paraya iht— Artık gerçekten hazırım ve senin yanında olmak en büyük mutluluğum, dedi Murat, Aylin’in elini tutarak.

Rate article
Lifequest
Fırında Pişen Gerçek: Bir Balığın Aileyi Sarsan Hikayesi