Kapıya Yaklaşıp Zile Bastım, Ardından Hızlı Adımlar Duyuldu.

Torunumun doğum günü yaklaşmıştı, tam on yaşına basacaktı, önemli bir dönüm noktasıydı. Özenle seçtiğim bir hediye almıştım onun için, uzun zamandır istediği bir şey olduğunu biliyordum. Büyük bir kutu içinde, parçalı bir oyuncak seti… Tam ona göreydi. Belirlenen gün geldiğinde en güzel elbisemi giydim ve evlerine doğru yola koyuldum. Kapıya geldiğimde zile bastım, içeriden koşarak gelen ayak sesleri duyuldu.

“Anne, hadi mutfağa geç,” dedi kızım kapıyı açarken. Sesi sıcaktı, ama arkasında bir yorgunluk saklıydı; sanki bütün günü bu özel gün için hazırlanarak geçirmişti. “İsimsiz kahramanımızın adını hatırlıyor musun?”

Gülümsedim ve içeri adım attım. Tabii ki biliyordum torunumun adını. Emirhan’dı. Ama cevap vermek yerine sadece başımı salladım, ellerimde rengârenk paketlenmiş hediyeyle. Mutfakta her şey hazırdı: renkli tabaklar, çizgi film kahramanlı peçeteler ve tam on mumlu bir doğum günü pastası… Emirhan masanın başında oturuyordu, yüzü mutlulukla parlıyordu. Etrafında, tıpkı onun gibi on yaşındaki yaramaz arkadaşları vardı, birbirlerinin sözünü keserek bir şeyler anlatıyorlardı.

“Anneanne, sen misin?” diye haykırdı Emirhan beni görünce. Koşup sarıldı, sonra da ellerimdeki kutuyu merakla süzdü. “Bu benim mi?”

“Tabii ki senin, canım,” dedim, paketi uzatırken. “Aç bakalım, bekletme bizi!”

Çocuk heyecanla paketi yırttı ve seti görünce gözleri parladı. Diğer çocuklar hemen etrafını sardı, kutuyu inceleyip ne yapılabileceği hakkında atışmaya başladılar. Bu karmaşayı izlerken içimin ısındığını hissettim. Bir çocuğun gözlerindeki mutluluğu görmekten daha güzel bir şey yoktu, hele ki böyle özel bir günde.

Kızım—zihnimde hep Ayşe olarak çağırdığım—yanıma gelip alçak sesle,

“Teşekkür ederim, anne,” dedi. “Onu nasıl mutlu edeceğini hep biliyorsun.”

Omuzlarımı silktim, sanki bu çok doğalmış gibi. Ama aslında uzun uzun düşünmüştüm hediye için. On yaş artık basit bir çocukluk değildi; kendini neredeyse büyümüş hissediyordu. İstedim ki bu hediye sadece bir oyuncak olmasın, hatırlanacak bir şey olsun.

Kutlama devam etti. Çocuklar oynadı, güldüler, sonra sıra mumları söndürmeye geldi. Emirhan bir dilek tuttu, derin bir nefes aldı ve tek üfleyişte on mumu birden söndürdü. Misafirler alkışladı, Ayşe de pastayı kesip herkese birer dilim dağıtmaya başladı. Ben bir köşede oturmuş, bu neşeli karmaşayı izliyordum. Zamanın ne çabuk geçtiğini düşünüyordum. Daha dün gibiydi, Emirhan küçücük bir bebektŞimdi ise büyümüş, kendi hayalleri olan bir çocuk olmuştu.

Rate article
Lifequest
Kapıya Yaklaşıp Zile Bastım, Ardından Hızlı Adımlar Duyuldu.