Garip Kayınvalide: Zamanla İlgili Çatışma
Beklenmedik Ziyaret
Kayınvalidem, adına Hatice Teyze diyelim, her zaman biraz huysuz bir insan olmuştur. Ama geçenlerde öyle bir şey yaptı ki, hâlâ şaşkınım. Kocam, adını Ahmet koyalım, ailesini ziyaret etmek için köye gitmişti. Ben de, adım Emine olsun, birkaç günlük izin alıp hem aileyle vakit geçirmek hem de blogum için içerik üretmek için köye gittim. Köydeki manzaralar, Instagram için mükemmel fon oluyor çünkü. Videolar çekmeyi, fotoğraflar paylaşmayı ve yazılar yazmayı planlıyordum.
Ama Hatice Teyze, benim sırf onun için geldiğimi sanmış olacak ki, sabahın köründen itibaren beni işlere boğmaya başladı: Bahçede çapa yap, evi temizle, aileye yemek hazırla… Dolu bir programım olduğunu söyledim ama o sadece başını sallayıp, “Ah şu gençler, hep telefonla meşgul!” diye iç çekti.
Gerginlik Artıyor
İlk gün nazik olmaya çalıştım, bahçede ot yolmayı bile denedim. Tırnaklarım mahvoldu tabii, ama yine de gülümsedim. İkinci gün ise çizgiyi aştı. “Buraya geldiğine göre bana yardım etmelisin, o blog dediğin şey de boş iş!” dedi. Şok oldum! Blogum benim için sadece bir hobi değil, aynı zamanda gelir kaynağım ve tutkum. Yıllarımı verdim bu işe, hem para kazandırıyor hem de keyif veriyor.
Hatice Teye’ye yetiştirmem gereken içerikler olduğunu, takvime bağlı olduğumu anlattım. Ama o, “Yetişecekmiş! Bari güzel bir mercimek çorbası yapmayı öğren!” diye çıkıştı. Ahmet araya girmeye çalıştı ama pek işe yaramadı. Sonunda, ortamı germemek için arka bahçeye çıkıp videolarımı çekmeye başladım.
Tercihim: İş mi, Aile mi?
Akşama doğru işler daha da kötüleşti. Hatice Teyze, Ahmet’e şikâyet edip, “Büyüklere saygısı yok, elinden telefon düşmüyor!” diye söylenmeye başladı. Dayanamayıp, “Ben buraya tüm gün bahçede çalışmak için değil, hem Ahmet’le vakit geçirmek hem de işimi yapmak için geldim” dedim. Bana öyle bir baktı ki, sanki cinayet işlemişim gibi, “Şimdiki gelinler böyle işte!” diye mırıldandı.
Kayınvalidemin farklı bir hayat tarzına alışkın olduğunu biliyordum. Ona göre köy, bahçe demek, ev işi demek, durmaksızın çalışmak demek. Ama ben onun beklentileri uğruna işimi bırakamam. Blogum zaman ve emek istiyor, aile huzuru için bile olsa, bundan vazgeçemem. O an kendimi evlerinde bir yabancı gibi hissettim.
Samimi Bir Konuşma
Ertesi gün Ahmet’le konuşmaya karar verdim. Ona, hem onu hem de ailesini sevdiğimi ama Hatice Teyze’nin isteklerine boyun eğemeyeceğimi söyledim. O da, annesinin bazen abarttığını kabul etti ama biraz daha sabırlı olmamı rica etti. “Sadece ailenin bir parçası olmanı istiyor,” dedi. Ben de, “Ailenin bir parçası olabilirim ama işimi ve sınırlarımı hiçe sayarak değil,” diye cevap verdim.
Sonunda bir anlaşmaya vardık: Bir dahaki sefere programımı net bir şekilde belirtecek, kayınvalidemin beni işlere boğmamasını rica edecektim. Ahmet de onunla konuşup, blogumun “telefon oyuncağı” olmadığını anlatacaktı. Umarım bu, yeni tartışmaları önler.
Dersler ve Sonuç
Bu ziyaret, aile ve işi dengelemenin bazen ne kadar zor olduğunu düşündürdü bana. Belki de Hatice Teyze beni kırmak istememişti ama beklentileri incitti. Sınırlarımı daha net çizmem gerektiğini anladım, anlaşılmazlık yaratsa bile. İşim benim bir parçam ve “iyi bir gelin” olmanın başkalarının beklentileri uğruna bundan vazgeçemem.
Bir sonraki köy ziyaretimi bu derslerle planlıyorum. Ahmet ve Hatice Teyze’yle önceden konuşup herkesin aynı sayfada olmasını sağlayacağım. Bu arada blogum için çalışmaya, güzel kareler paylaşmaya devam edeceğim. Belki bir gün kayınvalidem de videolarımdan birini izler ve bunun “boş iş” olmadığını anlar.




