Şok edici bir ziyaret: kayınvalidenin evinde akşam yemeği
Geçenlerde erkek arkadaşımın ailesini ziyaret ettim ve bu ziyareti asla unutmayacağım! Bir düşünün: tencereye bakıyorum, yüzeyinde kalın bir beyaz yağ tabakasıyla bulanık bir suyun içinde bana domuz paçaları, kulakları ve hatta burnu bakıyordu! İçim ürperdi, iğrendim doğrusu! Kimseyi kırmak istemiyordum ama bir türlü tadına bakamadım.
İlk tanışma: sıcak karşılama
Erkek arkadaşım, adını Mehmet koyalım, beni ailesinin yaşadığı küçük bir kasabaya davet etti. Annesine Ayşe diyelim, babasına da Ahmet. Şirin bir bahçeli evde yaşıyorlardı. Önce biraz heyecanlıydım ama çok sıcak karşıladılar. Ayşe Hanım beni kucakladı, ev yapımı börekle çay ikram etti, Ahmet Bey de şakalar yapıp hikayeler anlattı. Rahatlamıştım, her şey yolunda gidecek sanıyordum. Ama asıl sürpriz daha gelmemişti.
Yemek kâbusu: tencerede ne var?
Akşam yemeği vakti gelince Ayşe Hanım sofraya çağırdı. Basit ama lezzetli bir şeyler bekliyordum, belki etli nohut ya da çorba. Ama masada kocaman bir tencere duruyordu ve garip bir koku yayıyordu. İçine bakınca donakaldım: üstü kalın yağ tabakasıyla kaplı, altında ise bulanık bir suyun içinde domuz paçaları, kulakları ve burnu vardı! İşkembe çorbasıydı ama öyle bir hali vardı ki tüylerim diken diken oldu.
Ayşe Hanım gururla, “Bu bizim özel tarifimiz, aile yemeğimiz!” dedi. Gülümsemeye çalıştım ama içim kıyılıyordu. Mehmet göz kırpıp, “Dene, çok lezzetli!” dedi ama hiç isteğim yoktu. Bizim evde de işkembe çorbası yapılır ama berrak ve düzenlidir, böyle “sürprizler” içermez! Adeta bir korku filminden fırlamış gibiydi. Kibarca, “Az önce yemek yedim,” diyerek atlattım ama Ayşe Hanım’ın kırıldığını hissettim.
Ev hayatı: bulaşıklar ve gelenekler
Yemekten sonra yeni bir teste geçtik. Bulaşıkları toplamaya yardım etmek istedim ama “Misafir iş yapmaz,” dediler. “Tamam, bulaşık makinesi var herhalde,” diye düşündüm. Yok öyle bir şey! Ayşe Hanım tabakları soğuk suyla çalkalayıp dolaba koydu. İşkembe çorbasını yedikleri kaşıklar da öyle. Şok olmuştum. Bizim evde bulaşıklar deterjanla tertemiz yıkanır, oysa burada öyle bir şey yok!
Ahmet Bey şaşkınlığımı fark edip, “Böyle küçük şeylerle vakit kaybetmeyi sevmeyiz. Önemli olan yemeğin lezzeti!” dedi. Başımı salladım ama içimden, “Kirli bulaşıktan nasıl yiyorlar?” diye geçirdim. Sonra mutfağın köşesinde biriken çöpleri gördüm: kabuklar, ambalajlar, hatta kemikler! Ayşe Hanım, “Haftada bir çıkarırız, her gün taşımaya gerek yok,” dedi. Bizim evde her gün çöp atılır, mutfak daima temizdir!
Garip sürprizler: sabah şoku
Ertesi sabah her şeyin daha iyi olacağını umdum. Ama kahvaltıda yine aynı işkembe çorbası vardı! Ayşe Hanım buzdolabından çıkarıp, “Taze taze bitirelim,” dedi. Yine reddettim, ekmekle zeytine sarıldım. Mehmet ortamı yumuşatmaya çalıştı, “Bizim geleneğimiz böyle,” dedi ama ben artık eve dönmeyi düşünüyordum.
Gün içinde evde neredeyse hiç beyaz eşya olmadığını fark ettim. Süpürge yok, çamaşır makinesi eski, bulaşık makinesi hiç yok! Ayşe Hanım “sade yaşamakla” övünüyordu ama bana fazla kaçmıştı. Banyoda herkesin ortak kullandığı bir bez görmek son damla oldu.
Kurtuluş: dışarıda zaman geçirmek
Tek iyi yanı kasabayı gezmek oldu. Parklarda yürüdüm, sokakları keşfettim, temiz yiyecekler yiyebileceğim kafelere gittim. Ama eve her dönüşümde kendimi huzursuz hissettim. Mehmet durumumu anlıyordu, hatta “Ben de bazen ailemin alışkanlıklarından utanıyorum,” diye itiraf etti. Ama değiştirmek gibi bir niyeti yoktu.
Eve dönüş: öğrendiklerim
Evime döner dönmez ilk iş bulaşık makinemi kucakladım ve tertemiz tabağımdan yemek yedim. Bu ziyaret bana kendi düzenimi daha çok sevdirdi. Mehmet’le görüşmeye devam ediyoruz ama kesin kararımı verdim: artık ailesinin yanında bir günden fazla kalmayacağım. Hatta anlaştık, gelecekte kendi evimizde bizim kurallarımız geçerli olacak: temiz bulaşıklar, her gün çöp atımı ve paçalı işkembe yok!
Bu hikaye gösterdi ki herkesin yaşam tarzı farklı. Ayşe Hanım ve Ahmet Bey’i yargılamıyorum, onların evi onların kuralları. Ama bu ziyaret bana bir şey öğretti: eskiden farkında olmadan sahip olduğum temizlik ve konforun değerini şimdi daha iyi anlıyorum.




