Eski bir yılbaşı gecesinde, tüm ailemiz bayram sofrasında toplandığında kızım Elif ve eşi Murat bir sürpriz yapmaya karar verdiler. Bir zarftan çıkan kağıtta, doğacak çocuklarının kız mı yoksa erkek mi olacağı yazıyordu. İkinci bir torunumuzun kız olacağını açıkladıklarında, içim sevinçle doldu ama aynı zamanda bir parça şaşkınlık da hissettim. Ailede bir kız daha olması sorun değil, değil mi? Fakat derinlerde bir yerde, bu haberin hayatımızı nasıl değiştireceğini düşünmeden edemedim.
Eşim İsmail’le ben her zaman büyük bir aile hayal etmiştik. Elif bizim tek kızımızdı ve Murat’la evlendiğinde çok mutlu olmuştuk. Harika bir çifttiler: Elif ilked ve şefkatli bir ilkokul öğretmeniydi, Murat ise sakin ve güvenilir bir yazılım mühendisi. İki yıl önce ilk kızları Zeynep doğmuştu, küçük prensesimiz. Evimizin neşe kaynağı olmuştu; ilk adımları, ilk kelimeleri, kahkahaları her köşesini aydınlatıyordu. İsmail’le birlikte sık sık onları ziyaret eder, Zeynep’le ilgilenir, bazen de gençlere dinlenme fırsatı vermek için onu yanımıza alırdık.
Elif tekrar hamile olduğunu söylediğinde heyecanlandık. İkinci bir torun, kız ya da erkek, fark eder miydi? Önemli olan sağlıklı olmasıydı. Ancak Elif ve Murat, bebeğin cinsiyetini açıklamayı bir etkinliğe dönüştürmek istediler. Buna “cinsiyet partisi” dediler, onlardan öğrendiğim modern bir şeydi. Sevdiklerini bir araya getirip ultrason sonucunun yazılı olduğu zarfı birlikte açacaklardı. Bu anı daha da özel kılmak için yılbaşı gecesini seçtiler.
31 Aralık akşamı büyülüydü. Elif ve Murat’ın evi ışıklarla parlıyordu; masada zeytinyağlılar, mandalinalar ve şampanya vardı. Zeynep süsleri yakalamaya çalışarak etrafta koşuyor, bizse geçen yıla veda tostları kaldırıyorduk. Saat on bir çaldığında Elif ellerini çırptı ve “Şimdi!” dedi. Murat, altın bir kurultayla süslenmiş beyaz bir zarf getirdi. Herkes sustu, Zeynep bile o anın önemini hissetmiş gibiydi.
Elif gülümseyerek konuştu: “Murat’la ben ailemizin büyüyecek olmasından çok mutluyuz. Bunu ilk sizinle paylaşmak istiyoruz.” Murat zarfı açtı ve birlikte içindeki kartı çıkardılar. Üzerinde “Bir kızımız olacak!” yazıyordu. Elif kahkaha attı, Murat onu kucakladı, Zeynep ise anlamasa da elleriyle alkıf yaptı. İsmail’le göz göze geldik ve alkışladık. “Bir kız daha! Ne güzel!” diye sarıldım Elif’e.
Ama itiraf etmeliyim ki o anda aklımdan bir şey geçti: Acaba erkek çocuk bekliyorlar mıydı? Murat’ın hızlıca güldüğünü fark ettim, ama gözlerinde bir şeyler vardı—belki küçük bir hayal kırıklığı? Yoksa bana mı öyle geldi? Daha sonra sofrayı toplarken Elif’e sordum: “Kız olmasına sevindiniz mi?” Başını salladı: “Anne, tabii ki! Zeynep’in bir kardeşi olacak, birlikte oynayacaklar. Murat şimdiki ve ikisini de şımartacağını söylüyor.” Sözleri beni rahatlattı ama yine de düşüncelere daldım.
Biz İsmail’le hiçbir zaman cinsiyet konusunda bir tercihimiz olmamıştı—önemli olan çocuğun sevgiyle büyütülmesiydi. Ama bazı aileler için cinsiyetin önemli olduğunu biliyorum. Mesela Murat bir ara oğlu olursa birlikte futbol oynayacağından ya da arabalarla uğraşmaktan bahsetmişti. Zeynep’le ne kadar yakından ilgilendiğini görüyordum, saçlarını örüyor, onunla oynuyordu, ama belki içten içe bir erkek evlat hayal ediyordu? Peki ya Elif? Hepsi ve büyüki birElif’in yorgun ama mutlu gözlerine bakarak, her şeyin yoluna gireceğine ve bu yeni küçük kızın da ailemize aynı sevgiyle katılacağına bir kez daha inandım.




