“Nasıl olur da beni fark etmez?” diye sinirlendi Elif, aynada kendini incelerken dolgun dudaklarını yeniden boyuyordu. “Neyse, yakında şirket partisi var, işte o zaman kesin dikkatini çekerim!” Bu hikâye, arkadaşım Elif’in bir iş arkadaşının ilgisini çekmeye çalışırken başına gelenleri anlatıyor.
Elif ve Kendine Güveni
Elif, üniversiteden beri arkadaşım. 32 yaşında, göz alıcı, bakımlı ve her zaman ilgi odağı. Erkekler ona dönüp bakıyor, o da bu karizmasını nasıl kullanacağını iyi biliyor. Çalıştığımız küçük bir yazılım şirketinde pazarlama departmanında çalışan Elif, oranın yıldızı. Her zaman şık giyinir, toplantılarda yaptığı esprilerle en ciddi patronu bile güldürür.
Ama geçenlerde yeni bir çalışan geldi, Emre, ve Elif için tam bir muamma oldu. Uzun boylu, yakışıklı, kibar biri—kısacası tam onun ilgisini çekecek biri. Ama işte sorun: Emre, Elif’in flört etme çabalarını hiç fark etmiyor gibiydi. Elif bana anlattı, bir gün onu kahveye davet etmiş, o da kibarca meşgul olduğunu söyleyerek reddetmiş. Sonra bir ara “tesadüfen” asansörde yan yana gelmiş, sohbet etmeye çalışmış, ama Emre sadece gülümsemiş ve çıkmış.
“Onun için fazla mükemmel miyim?”
Bir başka başarısız flört girişiminden sonra Elif ofisime geldi ve isyan etti: “Ne yani, acaba farklı bir tercihi mi var? Nasıl olur da beni fark etmez?” Aynanın karşısında saçlarını düzeltiyor, dudaklarını boyuyordu, sanki yeni bir “taarruz” için hazırlanıyordu. Ben gülerek, “Elif, belki de sadece utangaçtır? Ya da bir sevgilisi vardır?” dedim. Ama Elif kararlıydı: “Yok canım, baksana başkalarıyla nasıl konuşuyor, bana ise sıfır tepki!”
Şirket partisinin onun için “şans kapısı” olacağına karar verdi. Yeni bir elbise aldı, stilistine gitti, hatta masada Emre’nin yanına nasıl “tesadüfen” oturacağını bile planladı. “O zaman kesin dayanamayacak,” diye güvenle söyledi.
Parti ve Beklenmedik Gelişme
Parti günü geldi. Elif göz kamaştırıcıydı: kırmızı elbisesi, kusursuz makyajı ve ışıldayan gülüşüyle tüm iş arkadaşlarının dikkatini çekiyordu. Ama ne yazık ki Emre uzakta duruyordu. Diğer kızlarla dans ediyor, erkek arkadaşlarıyla şakalaşıyordu ama Elif’in yanına hiç gelmedi. Onun gerginleşmeye başladığını gördüm, ama yine de gülümsemeye devam etti.
Bir ara Emre’nin, iş arkadaşımız Demir’le balkona çıktığını fark ettim. Uzun uzun konuşup gülüştüler, sonra Emre’nin Demir’in omzuna elini attığını gördüm. Elif de bunu fark etti ve birden rengi soldu. “Gördün mü?” diye fısıldadı. “Bu gerçek mi yani?” Omuz silktim: “Belki de sadece arkadaşlardır?” Ama Elif zaten kararını vermişti.
Sonuç Ne Oldu?
Partiden sonra Elif biraz sakinleşti, ama yine de üzgündü. “Bu kadar uğraştım, ama görünüşe göre kadınlarla hiç ilgilenmiyor,” diye itiraf etti. Sonradan iş arkadaşlarından öğrendik ki Emre gerçekten bir ilişki içindeymiş—ve eşi bir erkekmiş. Elif önce kendine kızdı, “Nasıl anlamadım?” diye, ama sonra gülmeye başladı: “En azından neden bana ilgi duymadığı belli oldu! Ben de acaba bende bir sorun mu var diye düşünmeye başlamıştım.”
Şimdi Elif, bu olayın kendine aşırı güvenmemeyi öğrettiğini söylüyor. Hâlâ iş arkadaşlarıyla flört ediyor, ama eskisi kadar ısrarcı değil. Emre’yle de arkadaş oldular—aslında harika bir adam çıktı, sadece zevkleri farklıymış.
Benzer hikâyeleriniz varsa, bu durumlarla nasıl başa çıktığınızı yazın. Reddedilmeyi nasıl kabulleniyorsunuz? Ya da Elif’e yeni “hedeflere” odaklanması için bir tavsiyeniz var mı? Paylaşın, merak ediyoruz!




