«Aklını Başına Topla, Zaten Dört Evin Var, Neden Bir Tane Daha? Peki Biz Annemle Nereye Gideceğiz?»

“Nur, Allah aşkına, senin zaten dört evin var, bir tane daha ne yapacaksın? Annemle ben nerede yaşayacağız, sokakta mı?” diye bağırdım kardeşime, ailemizin evini almak istediğini öğrendiğimde. Bu hikâye, kardeşimin açgözlülüğünün bizi annemle evsiz bırakmak üzere olduğunu ve benim bu evi savunma çabamı anlatıyor.

**Aile Evi ve Onun Hikâyesi**
Biz hep şehrin merkezinde, geniş üç odalı bir evde yaşadık. Bu evi anne-babam Sovyet döneminde almıştı ve bizim için gerçek bir yuva oldu. Burada kardeşimle büyüdük, babamız vefat ettikten sonra annem bizi tek başına burada büyüttü. Ev eski ama ferah, tavanları yüksek, pencereleri büyük. Annemle hâlâ burada yaşıyoruz, ama tadilat vakti çoktan geldi.

Ablam Nur ise yıllar önce taşındı. İyi bir evlilik yaptı, kocası işadamı ve yıllar içinde hatırı sayılır bir servet biriktirdiler. Nur’un dört evi var: ikisini kiraya veriyor, birini oğluna aldı, dördüncüsünde de kocasıyla yaşıyor. Onun zenginliğini hiç kıskanmadım, aksine mutlu oldum. Ama geçenlerde, ailemizin evini de almak istediğini söyledi.

**”Bu Benim Hakkım”**
Her şey Nur’un bize ziyarete gelmesiyle başladı. Laf lafı açtı, sonunda eve geldi sıra. “Anne, burada yaşamak sana zor gelmiyor mu? Merdivenler dik, asansör eski. Hadi bu evi satalım, ben size ve Ayşe’ye daha sade bir yer bulayım,” dedi. Şaşırdım: “Nasıl satalım? Annemle ben nerede yaşayacağız?” Nur, bunun “onun mirası” olduğunu ve hakkını almak istediğini söyledi. Eve üçümüzün (annem, ben ve onun) sahip olduğunu, payını istediğini anlattı.

Şoke olmuştum. Birincisi, annem hâlâ hayatta, miras da neyin nesi? İkincisi, Nur çok iyi biliyor ki bizim başka bir evimiz yok, onun “daha sade” dediği de muhtemelen bir öğrenci yurdu odası gibi bir şey. “Nur, dört evin var, bir tane daha ne yapacaksın? Annemle ben nereye gideceğiz?” dedim. O da parayı gayrimenkule yatırmak istediğini, bunun “kârlı bir yatırım” olduğunu söyledi. Ama biliyordum ki mesele sadece para değildi – her şeyi kendisi almak istiyordu.

**Annemle Konuşma ve Kavga**
Annem tartışmamızı duyunca üzüldü. Hep adil olmaya çalışırdı, ama bu sefer dayanamadı: “Nur, utanmıyor musun? Bu ev bizim yuvamız, ben burada bir ömür geçirdim.” Ama Nur diretmişti: “Kavga etmek istemiyorum, ama bu benim hakkım. Satmazsak, miras paylaşımı için dava açarım.”

Kardeşimin buna varacağını hiç düşünmezdim. Çok yakın değildik, ama böyle bir şey yapabileceğini aklıma getirmezdim. Onu ikna etmeye çalıştım, öğretmen maaşımla ve annemin emekli maaşıyla başka bir ev alamayacağımızı hatırlattım. Ama Nur umursamadı bile: “Siz bir çaresine bakarsınız.”

**Ne Yapacağım?**
Şimdi çaresizim. Kardeşimle mahkemelik olmak istemiyorum – hem masraflı hem uzun sürer, hem de annem bu strese dayanamaz. Ama yaşadığımız evi de vermeye niyetim yok. Nur’a payını satın almayı teklif ettim, ama istediği parayı on yılda biriktiremem. Annem ağlıyor, “Bu evden ayrılmaktansa ölürüm daha iyi,” diyor.

Çıkış yolu bulamıyorum. Belki Nur’la bir kez daha konuşup vicdanına seslenmeyi denemeli miyim? Yoksa mahkemeye mi hazırlanmalıyım? Sizin başınıza böyle bir şey geldiyse, bu aile çatışmalarını nasıl çözdüğünüzü yazın. Hem evimi koruyup hem ailemi kaybetmemek için ne yapmalıyım? Lütfen paylaşın, öğütlere ihtiyacım var…

Rate article
Lifequest
«Aklını Başına Topla, Zaten Dört Evin Var, Neden Bir Tane Daha? Peki Biz Annemle Nereye Gideceğiz?»