Gaspçı Kaynana ve Görümce: Çocuklarımın Geleceğini Çaldılar

Hırsızlar ve Kaçaklar: Kaynana ve Görümce Çocuklarımın Geleceğini Nasıl Çaldı

Hep inandım ki aile bir destektir. Yakınların ihanet etmez, küçük düşürmez, değersizleştirmez diye düşündüm. Ama gerçek korkularımdan daha acımasız çıktı. Kaynanam ve kızı sadece hayatımızı mahvetmekle kalmadı, çocuklarımın mutlu bir gelecek şansını da çaldılar. Üstelik bunu kocamın tam desteğiyle yaptılar.

Tolga’nın hâlâ düzgün bir işi varken, “biricik” annesini ve kız kardeşini düzenli olarak besliyordu:
“Anne, faturaları ödeyemiyoruz…”
“Oğlum, yemeğe para yok…”
“Tolga, arabaya benzin alamıyorum…”
“Biz Ayşe’yle tiyatroya gitmek istiyoruz, bilet alır mısın?”

O da itaatkâr bir köpek gibi koşa koşa gidiyordu, hep para, ilgi ve suçlu bir gülümsemeyle. Önce sustum. Sonra konuşmaya çalıştım. En sonunda yoruldum. Özellikle de ikinci doğum iznime girmişken onun işten çıkarılmasından sonra.

Yerinden kalkıp en azından bir iş aramak yerine—belki eskisi kadar iyi olmasa da—Tolga günlerce kanepede yattı, “haksızlıklardan” yakındı ve geçici bir iş bile düşünmeyi reddetti. Ona göre, gelen teklifler “onun seviyesinin altındaydı.”

Ben erken işe dönmek zorunda kaldım. Çocukları kocama bıraktım. Bir hafta geçti, tam işe alışmaya başlamıştım ki aramalar başladı. Artık ona değil, bana. Kaynana ve kızı “yeni para kaynağını” bulmuşlardı.

Dayanamadım. Eğer ihtiyaçları varsa, çalışsınlar dedim. Üzerinde oturdukları boyun artık yorulmuştu. Tabii ki hemen Tolga’ya şikayet ettiler. O da… benim tarafımı tutacağına, onları eve aldı.

Evet, aynen böyle. İşten geldim, bir de baktım ki kaynanam ve kızı bavullarıyla içeride. Kendi evlerini kiraya vermişler—”gelir için,” dedi kaynana. Demek ki bizimle yaşayacaklardı. Üç kişi. Benim maaşımla. Tabii ki kimse bana sormamıştı.

Daha ayakkabılarımı çıkarmadan kaynana:
“Oo, geldin! Hani akşam yemeği?”

Tolga paltomu alıp yumuşak bir sesle:
“Sevgilim, lütfen kızma. Annemle Ayşe’nin durumu kötü, çok kalmayacaklar. Onları bırakamayız değil mi?”

Tabii, çok kalmayacaklardı. Mutfağa girdim, ortalık felaketti. Çocuklar çikolataya bulanmış, her yer kir, boş tencereler, yığılmış bulaşıklar. Bir yaşındaki çocuğa koca bir çikolata vermişler, elini bile silmemişler. İçim kabardı.

Sıcak başıma geldi, hepsini payladım. Sonuç? Kaynana patates soyuyor, kızı bulaşık yıkıyor. Eğer bende yaşayacaklarsa, iş bölümüne hoş geldinler. Ben hizmetçi değilim.

Ama zaman geçti, bu “misafirlerin” gitmeye niyeti yoktu. Kiradan gelen parayı bir haftada harcayıp sonra bana yalvarmaya başladılar. Reddettiğim anda ağlama krizleri, kavgalar, suçlamalar… Evdeki huzur tamamen yok oldu.

Doğum günümde Ayşe “iyi ki doğdun” bile demedi, kaynana da zoraki bir şeyler mırıldandı. Ailemin yanına gittik. Annemin ördüğü kazağı, sıcak sözleri ve… bir piyango bileti bekliyordu beni.

Evet, çocukluğumdaki gibi sıradan bir bilet. Piyangoya bayılırdım. Kızımı kucağıma alıp çekilişi izledik, numaraları işaretledik. Ve birden… kazandık! Gerçekten! Çığlık çığlığa kutladık. Tolga şokta, kaynansa:
“Böyle sevinmeyin, yanlış okumuşsunuzdur!”

Tekrar kontrol ettim, hayır, kazanmıştık. Büyük bir servet değildi ama hem büyük kızımız için özel okul, hem küçük için iyi bir kreş yeterdi. Gece boyu hayal kurdum, hayatımızın nasıl değişeceğini düşündüm.

Ama sabah… ev çok sessizdi. Fazla sessiz. Odalara baktım, ne kaynana vardı ne de Ayşe. Bazı eşyalar kayıptı. Tolga’nın evrakları yoktu. Ve… piyango bileti de.

Anladım. Kaçmışlardı. Kazancımızı çalmışlardı.

Yıllar geçti. Çocuklarımla yaşıyorum. Kocamsız. Duyduğuma göre Tolga her şeyi kaybetmiş, içkiye vermiş. Kaynana bir klinikte alkol tedavisi görüyormuş. Ayşe’nin çocuğu ağır bir hastalıkla doğmuş. Tolga’ya ise karaciğer yetmezliği teşhisi konmuş.

Ben ise evimdeyim. Kızlarımla. Kalbimde sıcaklıkla. İhanetsiz.

Bazen düşünüyorum: Belki de böyle olması iyi oldu. Parayı çaldılar. Ama beni kıramadılar. Asıl olanı—onurumu, gücümü ve çocuklarıma olan sevgimi—alamadılar.

Rate article
Lifequest
Gaspçı Kaynana ve Görümce: Çocuklarımın Geleceğini Çaldılar