İstanbul’a gri bir sonbahar bulutu çökmüştü, ama kalbimdeki fırtına çok daha karanlıktı. Nasıl sakin kalabilirim ki, kayınvalidem kendi torunlarına yabancı gibi davranırken? Onun bu soğukluğunu, bu kayıtsızlığını anlamak mümkün değil. Ama Lale Hanım hep aynı cümleyi tekrarlıyor: “Sizin çocuklarınız sizin sorumluluğunuz. Ben üzerime düşeni yaptım, oğlumu büyüttüm.”
Kayınvalidem erken emekli oldu. Küçük kızı Derya tam da o sırada ikiz doğurmuştu. İlk üç yıl Lale Hanım ona yardım etti, bebeklerle ilgilendi. Ama çocuklar kreşe başlar başlamaz hemen yeni bir iş buldu. Hem de ne iş! Zengin bir ailenin yanında dadılık yapmaya başladı, bütün gün başkalarının çocuklarıyla vakit geçiriyor.
Artık sadece hafta sonları evde, o günleri de temizlik, arkadaşlarıyla buluşmalar ve dinlenmeye ayırıyor. Evet, iyi para kazanıyor ama kendi torunlarına—dört yaşındaki Ali ve iki yaşındaki Can—ayıracak ne vakti var, ne de sıcaklığı.
Eşimle defalarca yardım istedik. İşe dönmem gerekiyordu, aile bütçesine destek olmalıydım, ama çocuklar sık sık hastalanıyor, kreşe gidemiyorlardı. Annem başka bir şehirde, yüzlerce kilometre uzakta yaşıyordu, tek umudum kayınvalidemdi. Ama o, hiç düşünmeden reddetti.
“Bir dadı tutun,” dedi soğuk bir tonla. “Beni işimden alıkoymayın.”
Şok olmuştum. Annem burada olsaydı, her şeyi bırakıp yardıma koşardı. Birkaç haftalığına tatile geldiğinde bize uğrayacağını söyledi ama bu iki hafta neyi çözer ki? Lale Hanım başkalarının çocuklarıyla yurtdışı tatillerine çıkıp yatlarda gezinti yaparken, ben evde hasta çocuklarla baş etmeye çalışıyorum. İşimi kaybetme korkusuyla boğuşuyorum. Anlıyorum, onun için bu iş adeta “altın bilezik” ama bu kadar duygusuz olmak nasıl mümkün? Para gerçekten torunlarından daha mı değerli?
Sosyal medyada paylaştığı fotoğrafları her gördüğümde—gülen, şık giyinmiş, lüks eğlence parklarında gezinen yabancı çocuklarla—yüreğim sızlıyor. Benim çocuklarım hiçbir okul etkinliğinde büyükannelerini görmediler, hiç geceleri ona masal dinlemediler. “Anne, babaannem bize neden gelmiyor?” diye soruyorlar. Ne cevap verebilirim ki? Büyükannelerinin başkalarının çocuklarını para için tercih ettiğini mi?
Eşimle, Mehmet’le konuşmaya çalıştım ama o elini kolunu sallayıp geçiyor. “Annem hep böyleydi,” diyor. “Değişmez.” Ama ben buna nasıl katlanayım? İhanete uğramış gibi hissediyorum. Sanki kayınvalidem sadece torunlarından değil, bizden de uzaklaşmış. Onun umursamazlığı, canımı yakan bir bıçak gibi.
Bazen düşünüyorum, belki de fazla şey bekliyorum? Ama sonra kendi annemi hatırlıyorum, yorgunluğuna rağmen bize her zaman vakit ayırırdı. Bir büyükanne sevgi, sıcaklık ve ilgiyle değil midir zaten? Lale Hanım’ınki ise sadece hesap ve bencillik…
Siz ne dersiniz? Kayınvalidenin parayı torunlarından üstün tutması normal mi? Siz olsaydınız ne yapardınız?




