Aile Bağlarının Sırrı
Serkan’ın, ömrü boyunca annesi sandığı kız kardeşi ağır hasta düşmüştü.
— Serkan, fazla zamanım kalmadı, — diye fısıldadı kadın, sesi halsizlikten titriyordu. — Bana söyleyeceğim sırrı ne kardeşin İsmail’e ne de kardeşin Melek’e anlatmayacağına söz ver. Ayrıca, ailemizin birlik içinde kalmasını sağlayacaksın…
— Söz veriyorum, — diyerek soğuk elini sımsıkı tuttu Serkan. Onu seviyordu, her ne kadar İsmail ve Melek’e daha çok ilgi gösterse de.
— Serkan… biz anne ve oğul değiliz… — sessizce itiraf etti.
Serkan donakaldı, yüreği korkuyla sıkıştı. Ne demek istiyordu?
— İsmail, şu Konya’nın köyündeki evi satmalıyız, — diye diretmişti Melek. — Kim ister ki bu harabeyi? Yıkılıp gitmesini mi bekleyeceğiz? Satalım, parayı paylaşalım!
— Melek, evin masrafı yok. Hayat ne getirir bilinmez, belki bir gün lazım olur. Senin, benim, Serkan’ın sığınabileceği bir yer olur, — diye karşı çıktı İsmail.
— Masrafı yok mu? Şu çorak tarlaya bakan ‘saray’ın aidatını kim ödüyor? — Melek, alışılmış küçümseyen ifadesini takındı. — Yaşlanmayı mı bekleyelim? Ben şimdi yaşamak istiyorum!
Melek, yerel bir şirkette muhasebeciydi. Kocası Cemal ise şoförlük yapıyordu. Ona evlenerek bir iyilik yaptığını düşünüyordu. Kayınvalidesi ise oğlunun bu “şımarık, kafası havada kadından” kurtulmasını istiyordu. Melek’in hayatı, sürekli kayınvalidesiyle kavgalar ve kocasını “adam etme” çabalarıyla geçiyordu. Cemal ise bunları kapris sanıp umursamıyordu; karısının kendinden “daha iyi” birini aradığından habersizdi. Ona olan sevgisi bitmişti ama Melek, hayatına renk katıyordu.
İsmail ise kendini üç kardeşin en başarılısı sanıyordu. Belediyede çalışıyor, hızla yükseliyordu. Ailesiyle birlikte Konya’da bir devlet lojmanında kalıyordu. Eşi Fatma ve on iki yaşındaki oğlu Emre ile altı yaşındaki kızı Elif’le mütevazı bir hayat sürüyordu. Fatma bir dükkân açmayı denemiş ama batırmıştı. Şu anki duruma razıydı. İsmail, Serkan ve Melek’in çocuğu olmadığını biliyor, evin bir gün kendi çocuklarına kalacağını umuyordu.
İsmail’in bir de gizli ailesi vardı: sevgilisi Ayşe ve ondan olan iki oğlu. Fatma hamile kalınca onunla evlenmiş, ama Ayşe’yle de görüşmeyi sürdürmüştü. Fatma bunu biliyor ama sessiz kalıyordu; gidecek yeri yoktu.
— Serkan, merhaba, ben Melek. İsmail’le konuştum, hissesini satmak istemiyor. Beni destekle! — diye aradı Melek.
— Melek, paraya ihtiyacım yok. Siz karar verin, ne olursa olsun kabul ederim, — dedi Serkan.
— Sen hep uzak duruyorsun! — diye çıkıştı Melek. — Cemal’den boşanıp yeni bir hayat kurmak istiyorum. Kendi evim olmalı. Otuz beş yaşında, evsiz bir kadınla kim ilgilenir ki?
Serkan’ın işleri iyi gidiyordu. İsmail’i desteklemek ve evi korumak istiyordu ama Melek’le konuşması her şeyi değiştirdi.
— İsmail, Melek hissesini satmak istiyor. Paran varsa, sen al. Ben de sana payımı bağışlarım, böylece ev senin olur, — diye teklif etti.
— Beni ne sanıyorsun? — diye hırçınlaştı İsmail. — Melek tam fiyat isteyecek! Senin payını alırım ama onunki için kuruş vermem. Zengin sen ol!
Serkan, kardeşlerinin kıskançlığını ve kini biliyordu. Melek yapmacık övgülerle, İsmail ise açıkça kabalıkla bunu belli ediyordu.
Sonra o günü hatırladı:
— Serkan, fazla zamanım yok. Sana bir sırı vereceğim ama kimseye söylemeyeceksin.
Hasta yatağında, sevgisiz bir hayatın pişmanlığıyla konuşmuştu:
— Biz anne ve oğul değiliz. Sen babamın bir başka kadından olan çocuğusun. Annem, yani senin büyükannen, bunu kabullenmedi. Ben seni evlat edindim.
Serkan’ın dünyası yıkılmıştı.
— Gerçek annem nerede?
— Bilmiyorum. Baban ona para verip göndermiş.
O günden sonra ne evin kavgası bitmişti ne de kardeşlerinin açgözlülüğü.
Bir gün avukatı aradı:
— Serkan Bey, ev sigortalıydı. Alt kattaki komşunun gaz kaçağı yüzünden patlama oldu. Ev hasar gördü, herkes tahliye edildi.
— İsmail ve Melek tazminat alacak mı?
— Evet, ben hallederim.
Serkan, duvardaki fotoğrafa baktı. Ona hep “anne” demişti.
Kimdi şimdi İsmail ve Melek için? Fazlalık mı? Hayır, yıllarca onlara destek olmuştu. Ama yardımının aslında zarar verdiğini anlamıştı. Paylarını bırakıp gitti.
Hayat geçmişi düzeltmeye çalışırken şimdiyi kaçırmamalı insan. Serkan artık yeni bir hayata başlıyordu. Onlarsız kim olduğunu zaman gösterecekti…




