Hiç Olmayan Aşk

**Aşk Ki Hiç Olmadı**

Bir İstanbul otobüsü kavşakta durmuştu ki, Kaan onun dudaklarını gördü. Genç kadın, kolundan bir papatya parçasını silkeliyordu. Dudaklarının o hafif hareketi, karanlık bir odada ansızın içeri sızan güneş ışığı gibi çarptı ona:

“Sen benim eşim olacaksın,” diye patladı içinden, yabancı kadına. Onun ela gözlerinde neden bir anda bütün hayatının yansıdığını anlayamıyordu.

Yavaşça döndü, bakışları korkmuş değil, buz gibiydi. Sanki bir insanı değil de, çatlamış bir tuvali inceliyordu:

“Deli misiniz?”

“Senin için en iyi eş olacağım. Kabul et.”

Güldü, hafif eğri dişleri göründü:

“Neden olsun? Sizi tanımıyorum.”

“O halde tanışalım. Bir daha buluşalım,” diyerek tiyatral bir şekilde eğildi, itiraz etmesine fırsat vermeden. “Kaan, mühendisim, büyük hayalleri var. Tanıştığıma memnun oldum.”

“Defne,” dedi o, rüyadaymış gibi. “Ressamım. Belki ünlü olurum, belki olmam.”

“Mükemmel ikili: teknik adam ve hayalperest,” diye güldü Kaan. “Birbirimizi tamamlayacağız.”

“Hayır, teşekkürler,” diye kesip attı. “Ben zaten tamamım.”

“İşte bu yüzden sana aşık oldum,” dedi Kaan, kalbinin hızla çarptığını hissederek. “Yarın akşam sekizde parktaki çeşmenin yanında bekliyorum olacağım. Sana unutamayacağın bir akşam vaat ediyorum.”

Defne ondan hoşlanmamıştı. Gitmeyi düşünmüyordu. Ama ertesi sabah, arkadaşına hava atarken, bir yabancının ona evlenme teklif ettiğini ve sonsuz aşk vadettiğini anlattı.

“Sen reddettin mi?” diye hayretle sordu arkadaşı. “Nasıl yaparsın! İlk görüşte aşık olan biri varsa fırsatı değerlendirmelisin. Belki zengindir! Onun parasıyla güzel vakit geçirirsin.”

“Beni akşam bekliyor,” diye omuz silkti Defne. “İstersen birlikte gidelim mi? Bakalım ne kadar cömert. Tek başıma dayanamam, çok sıkıcı.”

“Tabii, hadi gidelim!”

O akşamla sınırlı kalmadı. Kaan, onların peşine gölge gibi yapıştı. İki güzel sanatlar öğrencisi için ne parasını ne de zamanını esirgemedi. Genç kızların ne istediğini biliyordu: sinema biletleri, şık kafeler, pahalı boyalar, kaliteli fırçalar. On yıllık tecrübesi olan bir mühendis olarak, yeni teknolojilerle ilgili bir firmada çalışıyordu ve bunları karşılayabiliyordu.

Defne kayıtsızlığını gizlemiyordu. Açıkça, gerçek aşkını bulana kadar onunla sadece can sıkıntısından görüştüğünü söylüyordu. Başka birini. Yani, ona bir iyilik yapıyordu.

Kaan ona, şımarık bir çocuğa bakar gibi bakıyor ve her buluşmadan sonra tekrar ediyordu:

“Sen benim eşim olacaksın.”

O da gülerek karşılık veriyordu. Başkalarına bakan birini kim eş olarak isterdi? Ama Kaan vazO gecenin ardından Defne, hayatının geri kalanını Kaan’ın gölgesinde geçireceğini anladı, ama artık kaçacak gücü de yoktu.

Rate article
Lifequest
Hiç Olmayan Aşk