Acı Gerçeklerin Sessiz Çığlığı: Tenha Drama

Eski bir günün sessizliğinde, İstanbul’un tenha bir semtindeki evin mutfağında sadece çay kaşığının şıngırtısı duyuluyordu. Ayşegül, telefonunda haberleri karıştırırken, demli çayını yudumluyordu. Banyodan çıkan kocası Mehmet, kendi kendine mırıldanarak mutfağa girdi. Yüzünde tuhaf bir neşe vardı, sanki kimsenin bilmediği bir sırrı biliyormuş gibi.

“Ne bu halin? Niye bu kadar keyiflisin?” diye sordu Ayşegül, kaşlarını çatarak.

“Öyle işte, canım sıkılmıyor,” diye cevapladı Mehmet, çayını doldurup karşısına oturdu. Hafif bir gülümsemeyle karısına baktı. “Ayşe, e-postanı kontrol ettin mi bugün?”

“Hayır, neden?” dedi Ayşegül, içine bir kuşku düşmüştü.

“Bir bak istersen. Sana bir sürpriz var,” diyerek çayından bir yudum aldı.

Ayşegül telefonunu kaptı. Okunmamış tek bir e-posta duruyordu. Mesajı açıp göz gezdirdiğinde donup kaldı. Eli titredi, çayı masaya döküldü.

Ayşegül ile Mehmet sekiz yıldır evliydi. Hikâyeleri herkesinki gibi başlamıştı: gençlik aşkı, birlikte yaşam, ardından mütevazı bir düğün. İstanbul’a taşınmışlar, hayatlarını sıfırdan kurmuşlardı. Kiralık bir evde oturuyor, biriktirdikleriyle kendi evlerini almayı hayal ediyorlardı.

“Sen parayı idare edemiyorsun,” demişti bir gün Mehmet. “Maaşını bana yolla, ben aile bütçesini düzenlerim.”

Ayşegül itiraz etmemişti. Kocasına sonsuz güveniyordu. O günden sonra Mehmet tüm finansal işleri üstlendi. Onun hesabı sayesinde ev kredisi çektiler, sonra da yazlık bir arsa aldılar. Lüks içinde yaşamıyorlardı ama rahattılar. Mehmet karısına harçlık veriyor, Ayşegül de onun kendi için lüks harcamalar yapmayacağını biliyordu.

Değişim birden olmadı. Bir akşam Mehmet işten erken dönmüştü, yüzü asıktı.

“Ayşe, annem bize taşınacak,” dedi. “Tek başına zorlanıyor. Yazlığa yerleştirebilir miyiz? Ev sağlam, market de yakın.”

“Tabii,” diye onayladı Ayşegül. Kayınvalidesi Fatma Hanım’la arası iyiydi, aile kavgalarından hep kaçınmışlardı.

Bir hafta sonra Fatma Hanım yazlığa taşındı. Ayşegül işe dalmıştı, vakti yoktu. Aylar sonra yazlığa gittiğinde şaşkına döndü.

“Fatma Hanım, bu ne hal?” diye bağırdı, kapının önündeki kutulara takılarak.

“Hoş geldin Ayşe,” diye karşılık verdi kayınvalide ilgisizce. “Bir şey yok. Mehmet dedi ki bu ev artık benim, onun için eşyalarınızı topladım.”

“Bizim evi mi size verdik?” Ayşegül’ün kanı beynine sıçradı. “Nasıl yani?”

“Mehmet sana söylemedi mi?” dedi Fatma Hanım hafifçe gülümseyerek. “Ben kendi evimi Mehmet’in kardeşi Ahmet’e verdim. Kalacak yerim yoktu.”

“Nasıl verdi?” Ayşegül öfkeden nefesi kesildi.

Mehmet’in kardeşi Ahmet evliydi ama Ayşegül onun evsiz olduğunu bilmiyordu. Dedikodular vardı ama kulak asmamıştı.

“Ne yapayım, çocukları var, sokakta mı kalsınlar?” diye omuz silkti kayınvalide.

Ayşegül bir şey demedi. Eve döndüğünde Mehmet’in üzerine yürüdü.

“Bu ne cüret? Nasıl olur da annene yazlığı verirsin?”

“Ne diye bağırıyorsun?” diye sert çıkıştı Mehmet. “O benim annem, karar verme hakkım var.”

“Ya ben? Benim de hakkım yok mu?” diye haykırdı Ayşegül. “Ben de söz sahibi olmak istiyorum!”

“Vay, ne kadar da bağımsızmışız!” diye alay etti Mehmet. “Para biriktirme işi bana kalınca kabahat benim, karar verme sırası gelince sen mi öndesin?”

Bir hafta konuşmadılar. Ayşegül sakinleşince yeniden konuşmaya çalıştı.

“Sadece bilmek istiyorum,” dedi sessizce. “Yazlık benim için değerli. Vermek istemiyorum, anlıyor musun?”

Mehmet suratını ekşitip sustu.

“Senin annene yardım ederken hemen koşuyoruz,” diye devam etti. “Benimkine yardım etmek yasak mı?”

Tartışma yeniden alevlendi. Ayşegül neredeyse her gün yazlığa gidip kayınvalidesini gitmeye zorlamaya çalıştı.

“Hiç böyle biri olacağımı düşünmezdim,” diye yakınıyordu arkadaşı Zehra’ya. “Zalim gelin, zavallı kaynanayı rahat bırakmıyor.”

“Hakkını savun,” diye cesaret verdi Zehra. “Yoksa her şeyini alırlar, elinde bir şey kalmaz.”

Cesaretlenen Ayşegül yazlığa gitti. Fatma Hanım bahçeyle uğraşıyordu; her yer düzenli, çiçekler açmıştı. Ama Ayşegül bu düşünceleri kovdu.

“Burada ne işiniz var?” diye çıkıştı. “Kim size benim toprağımla oynama izni verdi?”

“Ayşe, ne oldu sana?” diye şaşırdı kayınvalide. “Mehmet dedi ki…”

“Mehmet’in dedikleri beni ilgilendirmez!” diye kestirip attı Ayşegül. “Bu evin tek sahibi o değil! Anladın mı?”

Fatma Hanım’ın gözlerindeki korkuyu gördü ama durmak istemedi. Hatta bu güç hissi hoşuna gidiyordu.

“Her şeyi bana soracaksınız! Bana, ona değil!”

“Tamam Ayşe,” diye mırıldandı kayınvalide. “Bir dahakine sorarım. Ama Mehmet…”

“Mehmet’in söyledikleri umrumda değil!” diye bağırdı Ayşegül. “Şu çiçekleri de sökün! Her şeyin görüntüsünü bozuyor!”

“Paramı harcadım onlara…” diye itiraz etti Fatma Hanım sessizce.

“Benim problemim değil!”Ayşegül her gün yazlığa gitmeye devam etti, ta ki bir gün döndüğünde kapıda bir avukatın beklediğini görüp buz kesilene kadar.

Rate article
Lifequest
Acı Gerçeklerin Sessiz Çığlığı: Tenha Drama