«Ağırlaşan Şartlar: Evdeki Krize Çözüm Bulmaya Çalışırken»

Anneni buraya getirdiğinde kocam sert bir ifadeyle, “Onun evini kiraya ver, buradan taşınsın,” dedi.

İhsan’la liseden hemen sonra tanışmıştık. Kaderin beni onun kollarına ittiğini düşünüyordum. İlk aşktı bu; göz kamaştırıcı, delicesine, neredeyse masalsı… Düşünmeden evlendik ve şehir dışındaki bir yalıda görkemli bir düğün yaptık. Üç gün süren eğlence, sabahlara kadar müzik, yüzlerce davetli… Annem mutluluktan parlıyordu—sonunda biricik kızı, yarısını bulmuştu.

Düğün hediyesi olarak bana bir daire verdi. Büyükannesinden kalmıştı. Evet, tadilat gerekiyordu ama yeni bir binaydı, güzel bir semtte. En önemlisi, bu ev İhsan’la benim için bir başlangıçtı.

Ancak annem bununla yetinmedi. Tüm birikimini bize aktardı ki güzelce tadilat yapalım, eşya alalım, evimizi kuracak parayı bulalım. İhsan’la benim geleceğimize yaptığı yatırım muazzamdı. Kendimi dünyanın en şanslı kadını hissediyordum. Sevgimizin ve onun iyiliğinin üzerine kurulu sağlam bir temelimiz vardı.

Sonra her şey bir anda yıkıldı.

Düğünümüzde babam genç bir kadınla tanıştı. Deli gibi aşık oldu. Birkaç hafta sonra ailesini terk edip gitti. Ardından belgeleri düzenledi, annemi nüfustan sildi, yıllarca paylaştıkları evi sattı. Annem bir anda ortada kaldı. Ne evi kaldı, ne dayanağı…

Ama dimdik durdu. Gülümsedi, acıyla ayakta zor dururken bile yanımda olmaya devam etti. Sonra felç geldi. Yarısı tutuldu, konuşması zorlaştı, hareket edemez oldu. Ve yapayalnızdı…

Başka çarem olmadığını biliyordum. Onu yanıma alacaktım. İhsan’la benim evim iki odalıydı, 70 metrekare, yeterliydi. Annem zaten sessiz, sakin bir kadındı; kimseye yük olmazdı.

Onu hastaneden eve getirdim. Temiz çarşaflar serdim, başucuna küçük bir sehpa koydum, çay demledim. Artık her şeyin farklı olacağını hissetsin istedim. Sıcak, güvenli, sevgi dolu bir yuva…

Ama hiç beklemediğim şey oldu.

İhsan, annemin artık bizimle yaşayacağını görünce soğuk ve katı bir sesle:
“Bak, Ayşe. Annen burada kalamaz. Ona bir yer bul. Eski evini kiraya ver, o parayla kendine bir şey tutsun,” dedi.

Donup kaldım.
“Ne dedin sen?”
“Ben buna imza atmadım. Bakılması gereken birini yanımda istemiyorum. Bu senin annen, senin problemin.”

Bu evin nasıl olduğunu, bize neler verdiğini unutmuştu. Ona şükran duyması gerektiğini bile hatırlamıyordu artık.

Bağırmadım. Sahne yapmadım. Sadece eşyalarını topladım ve kapıya koydum. Çığlıksız, gözyaşsız, sakin… Bir cerrah gibi, çürümüş olanı kesip attım. Bu bir sondŞimdi annemle bir başkasının merhametine muhtaç olmadan, kendi ayaklarımız üzerinde duruyoruz ve bu bana gurur veriyor.

Rate article
Lifequest
«Ağırlaşan Şartlar: Evdeki Krize Çözüm Bulmaya Çalışırken»