Çorba Yerine Tatlı: Sıcaklık Veren İyilik Hikayesi

**”Tatlı Yerine Çorba”**

Murat, masada oturmuş, Elif’in anlattıklarını duymuyor gibiydi. Elif ellerini sallıyor, gülümsüyordu ama o kendi düşüncelerine dalmıştı.

“Murat, hiç dinlemiyorsun. Bir şey mi oldu?” diye üsteledi Elif.

“Hayır, bir şey yok,” diyerek kendine geldi Murat. “Anlatmaya devam et.”

“Ama belli ki…” diye ısrar etti Elif.

“Söylesene, çorba yapmayı biliyor musun?” diye birden sordu Murat.

“Ne? Hangi çorba?” şaşırdı Elif.

“İşte, normal çorba. Mercimek, tavuk suyu şehriyeli…”

“Evet, tabii ki. Neden?”

“Sana bir ricam olacak,” diye ciddi bir ifadeyle ekledi Murat.

Giriş kapısının önünde, 15 numaralı dairenin önünde iki gündür çöp poşetleri duruyordu. Murat dün neredeyse takılıyordu. Sabahleyin bir tane daha eklenmişti, küçük bir poşet. Koku yoktu ama garip görünüyordu. Bina yeniydi, ancak bir yıl önce taşınılmıştı.

Akşam eve döndüğünde poşetler hâlâ oradaydı. Başını sallayıp sabah komşuyla konuşmaya karar verdi.

Ertesi sabah poşetler üç olmuştu. Murat kaşlarını çatarak kapıyı çaldı. Bir, iki.

“Geliyorum, geliyorum…” diye ses duyuldu içeriden.

Kapıda gözlüklü, mavi örgü hırkalı yaşlı bir kadın belirdi. Gülümsedi ama mahcup olmuştu, kapıyı biraz daha kapamaya çalıştı.

“Günaydın. Çöpler sizin mi? Lütfen çıkarın. Temizlikçi bunun için değil.”

“Düşünüyordum da… torunum gelecekti. Hazırlanıyordum, ellerim titriyor,” diye özür dilercesine konuştu, titrek ellerini göstererek.

“Ben çıkarırım. Üzülmeyin,” dedi Murat, poşetleri alıp uzaklaştı.

Akşam, apartmana girer girmez 15 numaralı dairenin kapısı aralandı.

“İyi akşamlar. Alın…” diyerek kadın bir banknot uzattı. “Çöp için.”

“Gerek yok, cidden.”

“İçeri buyurun. Ayakta durmak zor.”

Murat içeri girdi. Sade mobilyalar, az eşya. Duvara dizilmiş kutular: hazır çorbalar, instant patates püresi, uzun ömürlü sütler.

“Benim için zor değil. Sadece merdivene koymayın. Sabah sekizde alırım.”

“Sağ ol, Murat. Ben Ayşe Hanım. Torunum ayda bir gelir. Yalnız ellerim… bazen bir çorba özlüyorum,” diyerek gülümsemeye çalıştı.

Akşam Murat ve Elif kafede oturuyorlardı. Elif denediği bir elbiseden bahsediyordu. Murat sessizdi.

“Yine mi daldın?” diye surat astı Elif.

“Kusura bakma. Aklımdan geçen bir şey.”

“Tatlı mı düşünüyorsun? Baklava mı alsak? Yoksa sütlaç?”

“Çorba yapmayı biliyor musun?” diye birden sordu Murat.

“Bana mı geleceksin? Yoksa mutfakta senin tişörtünle mi çorba kaynatmamı istiyorsun? Ezogelin mi olsun?”

“Normal çorba… Mercimek, tavuklu şehriyeli…”

“Restorandan sipariş verip büyükannene götür,” diye tersledi Elif. “Bunun için sosyal hizmetler var.”

Murat kafeden şaşkın çıktı. Marketten bir içecek alacaktı ki bir kızın tavuk seçtiğini duydu.

“Çorba için mi?” diye sordu.

“Evet. En iyisi bu. Ev yapımı gibi.”

“Bulyon için başka ne lazım?”

Konuştular. Adı Emine’ydi, yandaki binada oturuyordu. Büyükanneyi duyunca,

“Bir buçuk saat sonra gel. Bir tencere pişiririm,” dedi.

Murat çorbayı büyükanneye götürdü. Sonra Emine’ye döndü.

“Öyle sevindi ki, çorbaya değil, ilgiye hasret kalmış gibi.”

“Zaten öyleydi,” diye onayladı Emine. “Çorba sadece bir bahaneydi.”

Telefonu titredi. Elif arıyordu. Açmadı.

“Yoksa sen yemeyecek misin? Soğuyacak.”

Murat gülümsedi:

“Çorba gerçekten daha önemliymiş.”

Bugün anladım ki, bazen en tatlı şeyler bile bir kase sıcak çorbanın verdiği huzuru veremez. İnsan, önce yüreğini ısıtmalı.

Rate article
Lifequest
Çorba Yerine Tatlı: Sıcaklık Veren İyilik Hikayesi