“Tabaktaki Tüy: Nasıl Bir Kedi Tartışması Aşkı Bitirdi”
– İsmail, son kez söylüyorum! Konuyu kapat! Sen bana oğlum hakkında kötü konuşmayacağına söz vermiştin! – Aylin, sesini zor tutuyordu ama öfkeden titriyordu.
– Kötü konuşmuyorum, gerçekleri söylüyorum! – diye çıkıştı İsmail. – Boynuna çökmüş, sen de hâlâ “ay ne tatlı” diyorsun. Hiç mi fark etmiyorsun, tembel yetiştiriyorsun bu çocuğu?
– Son kez söylüyorum: Bu konu kapandı! – neredeyse bağırdı Aylin. – Oğlum öğrenci. Okuduğu sürece ben bakarım ona. Senin iznine ihtiyacım yok!
– Yani benim fikrimin hiç mi önemi yok? – küplere bindi İsmail. – Sadece övgü mü dinliyorsun? Hayır canım, beni de dinleyeceksin!
– Dinlemeyeceğim! – kesip attı Aylin. – Eğer susmazsan, şimdi çıkıp giderim. İki hafta önce yemin etmiştin bir daha konuşmayacağız diye. Unuttun mu?
– Hatırlıyorum! – diye gürledi İsmail. – Ama o çocuk böyle davranırken nasıl susayım? Sen ona son gömleğini satarsın, o ise hiç kıymet bilmiyor!
– Kim dedi sana kıymet bilmediğini? – Aylin öfkeden titredi. – Kerem beni çok seviyor, her şey için teşekkür ediyor. Kapat çeneni, dedim! Konu bitti!
Arkasını dönüp biraz sakinleşmek için mutfağa yürüdü. Ama İsmail, hâlâ öfkeyle kıpkırmızı, peşinden geldi.
– Aylin, beni dinlemeyecek misin? – sesi neredeyse yalvarırcasına çıktı. – Bunu hak etmiyor muyum?
– Önce sen bir çocuk büyüt, sonra ahkâm kesersin! – diye çıkıştı Aylin. – Senin sözlerin sadece kıskançlık!
İsmail’in ilk evliliğinden bir kızı vardı ama onu sekiz yıldır görmemişti – annesi çocuk daha iki yaşındayken başka bir şehre taşınmıştı.
– Kıskançlık mı? – İsmail şaşkınlıktan donakaldı. – Sen cidden oğlunu kıskandığımı mı düşünüyorsun? Saçmalık!
– Tabii ki kıskanıyorsun! – diye attı Aylin. – Daha yirmi yaşında ve senin sahip olmadığın her şeye o sahip!
– Ne, annesi kiralık ev tutup her gün kartına para mı yolluyor? Buna mı imreneyim? – diye alay etti İsmail.
– Belli ki evet! – diye cevapladı Aylin. – Yoksa neden bu kadar takıntılısın?
– Sadece onu şımarttığını söylüyorum! – diye diretmedi.
– İsterim, şımartırım! O benim biricik oğlum, bunu karşılayabilirim! – diye kestirip attı Aylin.
– Tabii canım, sen milyonersin zaten! – diye sırıttı İsmail.
Aslında kavga bu yüzden çıkmamıştı. Aylin bile nasıl tekrar Kerem konusuna geldiklerini anlamamıştı. Her şey çok sakindi: televizyon izliyorlardı, bir masaj koltuğu reklamı çıktı. İsmail hemen aynısını almak istedi, hatta uygun fiyatlı bir model bile buldu.
Aylin karşı çıkmadı ama uyardı:
– Biraz bekleyelim, şimdi değil. Maaşımı alamadım, büyük harcamalardan kaçınalım dedim. Belki senden borç isteyeceğim.
İsmail’den hiç para istememişti. Maaşı geciktiği nadirdi ama şimdi öyle olmuştu. Aylin evden çalışıyordu, sadece markete çıkıyordu. Bütün gün bilgisayar başında bir şeyler yazıyor, kontrol ediyordu ama karşılığında iyi para alıyordu – İsmail’den bir buçuk kat fazla. Milyoner değildi tabii ama kiraya, yemeğe ve oğluna yetiyordu.
– Aylin, para yetmiyorsa, belki birileri part-time iş bulabilir mi? – diye ima etti İsmail.
– Kerem’i mi kastediyorsun? – kaşlarını çattı Aylin. – Dedim ya, karşıyım! Ben onu “Kasa serbest!” diye bağırsın diye okula göndermedim!
– O erkek! Paranın havadan gelmediğini anlamalı! – diye çıkıştı İsmail.
– O zaten anlıyor, senden öğrenmesine gerek yok! – diye tersledi Aylin.
– Hiçbir şey anlamıyor, sen her şeyi önüne hazır sunuyorsun! – diye ısrar etti İsmail.
– Seni ilgilendirmez! Yeter artık! Beni delirttin! – diye bağırdı Aylin.
Kavga bir yarım saat daha sürdü, sonra duruldu. Aylin, gerginliği azaltmak için mutfağa gitti, çay demledi ve tost yaptı.
– Al, ye – diyerek tabağı uzattı.
İsmail burun kıvırıp itti.
– İstemiyo– – derken bir şey fark etti. – Bak! Tabakta kıl var! Senin kedi beni çıldırtıyor! Neden bu kadar kıl var? Hiç mi temizlemiyorsun?
– Haftada iki kez temizliyorum! Daha fazlasına zamanım yetmiyor! – diye karşılık verdi Aylin, öfkesinin yine kabardığını hissederek.
– Evdesin işte! Bir paspas almak bu kadar mı zor? – diye çıkıştı İsmail.
– Öyle boş boş oturmuyorum! Çalışıyorum ve senden fazla kazanıyorum! – diye patladı.
İsmail’in yüzü bembeyaz oldu. Kadının ondan fazla kazanması zaten sinirine dokunuyordu, bir de aşağılayıcı tonu iyice alevlendirdi.
– Yani ben artık erkek değil miyim? – diye tısladı.
– Öyle bir şey demedim! – diye kesti Aylin. – Beni çileden çıkardın! Ben de steril bir evde yaşamak isterdim, eğer biri benim yerime temizleseydi! Temizlik sadece kadın işi değil!
– Ben öyle mi dedim? – diye tersledi İsmail.
– Demedin ama bu eve taşınalı kaç kere sen temizlik yaptın? Hiç! Üstelik altı aydır beraber yaşıyoruz! – diAylin o gece bavulunu topladı, kedisi Pamuk’u kucağına aldı ve kapıyı çarpıp çıktı, artık geri dönmeyeceğini bilerek.




