Akrabayı Evimize Aldım, Şimdi Ailedeki Düşmanlarım Sayıca Komşulardan Fazla

Leyla ve küçük kız kardeşi Aylin, ülkenin güneyindeki küçük bir taşra kasabasından geliyor. Orada herkes birbirini tanır, haberler rüzgârdan hızlı yayılır. İki kardeşin kaderi farklı şekillendi.

Leyla, okulun “yıldız öğrencisi”ydi. Liseyi dereceyle bitirip İstanbul’a gitti, üniversiteye girdi. Birkaç yıl sonra orada gelecekteki eşiyle tanıştı. Evlendiler ve eşinin miras kalan küçük dairesine yerleştiler.

Aylin ise ailesinin evinde kaldı. İki kez evlendi, ikisi de başarısız oldu. Her evliliğinden bir çocuğu oldu. Ya karakteri uygun değildi ya da erkek seçiminde şanssızdı. Boşandıktan sonra iki çocuğuyla yeniden anne babasının evine döndü.

Leyla ve eşinin de zor zamanları oldu. Para bazen vardı, bazen yoktu. Ama adım adım geleceklerini inşa ettiler. Önce bir oda aldılar, sonra satıp başka bir daireye yatırım yaptılar. İki odalı bu dairenin oğulları Can’ın geleceği olacağını düşündüler. Can tıp fakültesine girdi, sıkı çalıştı. Mezun olup evlendikten sonra oraya taşınacak, kendi hayatını kuracaktı.

Ama her şey planlandığı gibi gitmedi.

Aylin’in oğlu Kerem liseyi bitirince İstanbul’a taşınmaya karar verdi. Meslek lisesine yazıldı, çalışıp ev tutmayı planlıyordu. Ama kira parası yoktu. Aylin, bildik ısrarcılığıyla kız kardeşinden oğlunu “birkaç yıllığına” yanına almasını istedi. Faturaları ödeyeceğini, iş bulacağını, elinden geleni yapacaklarını söyledi. Leyla inandı ve kabul etti.

İki yıl geçti. Can, Elif’e âşık oldu ve evlenme teklif etti. Düğün hazırlıkları başladı. Leyla yeğenine haber verdi:
“Kerem, yaz gelmeden taşınman gerekecek. Sonbaharda Can ve eşi buraya yerleşecek.”

Adil görünüyordu. Ama sonra telefonlar başladı:
“Yeni işe girdim, maaş çok düşük…”
“Kız arkadaşımla çocuk bekliyoruz…”
“Evlenmeye hazırlanıyoruz…”

Leyla ve eşi yine anlayış gösterdi. Eylül’e kadar kalmasına izin verdiler. Sonra oğullarının taşınması, evin tadilatı vardı. Herkes biliyordu. Aylin bile. Başını sallıyor, anladığını söylüyordu:
“Tabii ki destek oluruz. Her şeyin farkındayız.”

Ama yaz bitti, Ağustos geldiğinde Aylin aradı:
“Oğluma yardım edecek param yok. Kızım doğum yapacak, ona daha çok ihtiyacı var. Bir de düğün yaklaşıyor…”

Ardından büyükanne ve büyükbaba aramaya başladı. Anlayışlı olmalarını istediler:
“O senin yeğenin! Aynı kanı taşıyorsunuz!”

Leyla ve eşi yine boyun eğdi. Kasım sonuna kadar kalabilir, dediler.

Kış geldi. Düğünler yapıldı. Bebekler doğdu. Ama Can ve Elif hâlâ ailesiyle yaşıyordu. “Onların” dairesinde ise Kerem, eşi Derya ve yeni doğan bebekleri oturuyordu. Taşınmayı hiç düşünmüyorlardı.

Her seferinde yeni bahaneler:
“Maaş gecikti…”
“Kiralık ev bulduk ama koşulları çok kötü…”
“Telefonumu kaybettim, o yüzden açamadım…”
“Çok hasta oldum, neredeyse hastaneye yatacakLeyla artık dayanamadı ve avukatıyla konuşup yeğenini hukuki yollarla çıkarmaya karar verdi.

Rate article
Lifequest
Akrabayı Evimize Aldım, Şimdi Ailedeki Düşmanlarım Sayıca Komşulardan Fazla