Her Şey İstediğim Gibi Olacak

Ayşe Hanım, koltukta sallanırken elindeki örgüye dalmıştı. Yan tarafta, eski ama şirin kanepeye uzanmış torunu mışıl mışıl uyuyordu. Ona bakarken yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı. “İşte, büyüyor, sağlıklı da. Tabii benim sayemde,” diye geçirdi içinden.

Ayşe Hanım, tutumlu olmakla hep gurur duyardı. Gençliğinde, eşi Mehmet’le yeni evlendiklerinde her kuruşun hesabını yapmak zorunda kalırlardı. Ama o zamanlar, azla yetinmeyi ve küçük şeylerin tadını çıkarmayı öğrenmişti. Az malzemeyle lezzetli yemekler yapmayı, kıyafetleri tamir edip uzun yıllar giymeyi, çocukları mutlu ve sağlıklı yetiştirmenin yolunu bulmuştu.

Şimdi ise kızı Elif, Murat’la evlenmişti ama Murat, tutumluluk denen şeyi unutmuşa benziyordu. Murat’ın maaşı iyiydi ama Ayşe Hanım’a göre paralar boşa harcanıyordu. Pahalı oyuncaklar, marka bebek bezleri, modaya uygun kıyafetler… Bunların hepsi ona fazla geliyordu. “Eskiden tarlada doğururlardı, bir şey olmazdı!” diye söylenirdi sık sık.

Torununa baktı, komşunun verdiği temiz kazak vardı üzerinde. “Neden yeni şeylere para dökelim ki, eskiler gayet güzel?” diye düşündü. Elif’in kendisini örnek almaya çalıştığını görüyordu ama Murat’ın bu duruma sinir olduğu belliydi. Sürekli yeni şeyler alıyor, asıl önemli olanın parayı doğru harcamak olduğunu anlamıyordu.

Ayşe Hanım derin bir nefes alıp örgüsüne devam etti. “Bu gençler bambaşka,” diye geçirdi içinden. “En iyisini, en modasını, en pahalısını istiyorlar. Oysa eskiden insanlar azla mutlu olmayı bilirdi.” Elif’i yetiştirirken ona çalışmanın ve tutumlu olmanın değerini öğretişini hatırladı.

Murat ise ofisinde camdan dışarı bakarken, akşamın karanlığı yavaş yavaş çöküyordu. İş rutiniydi ama bugün aklına raporlar, grafikler değil, evdeki durum takılıyordu. Eşi Elif ve kayınvalidesi Ayşe Hanım, hayatını bir tutumluluk tiyatrosuna çevirmişti.

Bir zamanlar gerçekten zor durumdaydılar. Tasarruf, hayatlarının bir parçası olmuştu. O zamanlar mantıklıydı, çünkü maaşı zor yetiyordu. Ama iş değiştirip daha iyi bir maaş alınca, artık her kuruşu saymaya gerek kalmadı. Yine de Elif ve Ayşe Hanım, sanki hiç paraları yokmuş gibi davranmaya devam ediyordu.

Murat, ailesi için iyi bir şey yapmak istediğinde direnişle karşılaşıyordu. Elif’e elbese alsa, hemen daha ucuzunu arıyordu. Telefon değiştirse, eskisinin hâlâ kullanılabilir olduğunu söylüyordu. Üstüne bir de Ayşe Hanım’ın “Eskiden insanlar bunlar olmadan yaşardı,” nasihatleri geliyordu.

Ama asıl sınav, bebek doğunca başladı. Artık sevinçli bir sebep vardı, çocuklarını rahat ettirebilirlerdi. Ama hayır! Elif, kaliteli bebek bezi almayı reddedip “zamanın testinden geçmiş” eski bezleri kullanmaya devam etti. Bebeğin yemeğinden giyeceğine kadar her şeyde tutumluluk yapıyordu.

Murat, artık yeterli paraları olduğunu, çocuğun rahat ve güvende olması gerektiğini anlatmaya çalıştı. Ama sözleri duvara çarpıp geri dönüyordu. Elif haklı olduğunda ısrar ediyor, Ayşe Hanım da “eski güzel günler” hikâyeleriyle destek veriyordu.

Bir akşam, yine bir tartışmanın ardından Murat harekete geçmeye karar verdi. Aileyi masanın etrafına toplayıp sakin bir şekilde konuştu. Paranın, hayat kalitesini artırmak için bir araç olduğunu, amaç olmadığını anlattı. Çocuğa iyi bakmanın öneminden, tasarrufun akıllıca olması gerektiğinden bahsetti.

Ama yine duvara tosladı. Elif ve Ayşe Hanım fikirlerinden vazgeçmedi. “Eskiden yaşadık, bir şey olmadı,” “Bunlar lüMurat çocuğu kucağına aldı ve gülümseyerek, “Tamam, artık bez meselesini ben halledeceğim,” dedi, sonra da cebinden çıkardığı kredi kartıyla online alışveriş sitesine bir tık atıverdi.

Rate article
Lifequest
Her Şey İstediğim Gibi Olacak