Yarın Her Şeyi Anlatacağım

Yarın ona her şeyi söyleyeceğim

Kemal koltuğa çökmüş, yere bakıyordu. Kafasındaki uğultu henüz dinmemişti ve göğsündeki öfke hâlâ kaynıyordu. Kendini savunmasız ve incinmiş hissediyordu. İşten yorgun argın dönmüştü, zihni raporlar, yetişmesi gereken işler ve bitmek bilmeyen stresle doluydu. Eve gelip de dağınıklığı görünce sabrı taşmıştı.

“Elif, hiçbir şey yapmadan nasıl oturabiliyorsun?” diye patladı. “Şurayı toplamak bu kadar mı zor?”

Sesi odanın içinde yankılandı ve aralarındaki havayı aniden ağırlaştırdı. Elif soğuk, neredeyse kayıtsız bir tonla cevap verdi ama Kemal gözlerindeki yaşları fark etti. Sakinleştirecek bir şeyler söylemek istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi. Yerine, birikmiş öfkesini daha da kusarak devam etti.

Elif yatağın kenarında oturuyordu, gözleri ağlamaktan kızarmış, kalbi hızla çarpıyordu. Sıkı sıkıya yumruklarını sıktı, içinde yükselen öfkenin vücudunu kapladığını hissediyordu. Daha dün mutluydu, ama şimdi her şey değişmişti. Bu son kavga, sanki tüm umutlarının üstüne bir çarpı atıyordu.

“Neden?” diye fısıldadı kendi kendine, başı duygularla dönüyorken. “Neden erkekler bizim onlara hizmet etmemizi bekliyor?”

Elif her gün aynı sorunla yüzleşiyordu: erkek arkadaşı, etrafındaki her şeyi onun halletmesini bekliyordu. Kendisinin de yorulduğunu ve biraz ilgi istediğini açıklamaya çalıştığındaysa tepkisi hep aynıydı: bağırma, suçlamalar ve incitici sözler.

Gözü sabah yıkamayı planladığı kirli çamaşır yığınına takıldı. Ama artık önemi yoktu. Kemal’in sözleri kafasında yankılanıyordu: “Başka işin mi yok senin?”, “Tabii, yine beni unuttun!” Bu cümleler, sabah kahvesi kadar alışılmıştı ama bugün daha da acı vericiydi.

“Kendimi savunmak zorunda değilim!” diye mırıldandı, karşısındaki aynada kendi yorgun yüzüne bakarken. Ama gözlerinde bir kararlılık vardı. “Ben de onun kadar çalışıyorum. Benim param, benim hakkım!”

Geçenlerde aldığı o güzel elbiseyi hatırladı, uzun zamandır istediği bir şeydi. O anlık mutluluk çok sürmemişti. Erkek arkadaşı parayı kendisi için harcadığını öğrenir öğrenmez, yine aynı tartışma patlak vermişti. “Bencil! Sadece kendini düşünüyorsun!” Bu sözler hâlâ içinde bir sızı bırakıyordu.

Ama asıl sinir bozucu olan, onun duygularını anlamaya hiç çaba göstermemesiydi. Tek gördüğü kendi ihtiyaçlarıydı. Eşyaları ortalığa saçılıyordu ama toplamak ona düşüyordu. Tüm bu küçük şeyler, ilişkilerini yavaş yavaş kemiren bir yumak olmuştu.

“Yeter!” diye seslendi, başını sallayarak. “Daha iyisini hak ediyorum. Kimsenin hizmetçisi değilim. Kendi hayatımı yaşamak istiyorum, başkalarının beklentilerine göre değil.”

Yataktan kalkıp pencereye yürüdü. Artık bir karar vermesi gerektiğini biliyordu. Böyle bir muameleye daha fazla katlanamazdı. Özgürlüğünü geri almalı, kendi hayatının kontrolünü eline geçirmeliydi.

“Yarın,” diye karar verdi Elif. “Yarın ona her şeyi söyleyeceğim. Kendi işlerini kendi yapmayı öğrensin. Yalnız kalmanın ne demek olduğunu bilsin.”

O gece uzun süre uyuyamadı, yatakta dönüp durdu. Aklındaki düşünceler bu kez geleceğe odaklanmıştı. Yeni bir hayat hayal etti: istediği yere gidebilecek, sevdiği şeyleri alacak, her arzusu için suçluluk duymayacaktı. Uzun zamandır ilk kez, önündeki zorlu konuşmaya rağmen hafiflemiş hissediyordu.

Ertesi sabah alarm çalmadan uyandı. Gözü ütülediği temiz kıyafet yığınına takıldı. “Son kez,” diye geçirdi içinden, onları dolaba yerleştirirken. Bugün, hayatında yeni bir sayfa açılacaktı. Belki zorlu bir yol olacaktı, ama sonunda Elif’i gerçek mutluluğa ulaştıracaktı; olduğu gibi sevildiği bir yere.

Rate article
Lifequest
Yarın Her Şeyi Anlatacağım