Zorunlu Olanı Tercih Etmeyen: Liseyi Bitirince Evi Terketişim

“Annem bana hasta kardeşime bakmadığım için kızıyor”: Liseyi bitirir bitirmez eşyalarımı toplayıp evden kaçtım.

Annem hiç çekinmeden bana öfke dolu mesajlar yazıyor. Bir sürü numarayı engelledim ama her seferinde farklı bir numaradan yazıyor. Mesajların içeriği değişse de hepsi küfürlerle dolu. Annem bana ölüm ve hastalık temalı korkunç şeyler diliyor.

Bir anne kendi kızına nasıl böyle şeyler yazabilir? Bunu yanlış bile görmüyor. On yıldır annemin gözünde sadece kardeşim Emre var, ben ise sadece temizlik yapmak ve kardeşime bakmak için varım.

Kardeşimle benim babamız ayrı. Annem ben 12 yaşındayken ikinci kez evlendi. Babamı hatırlamıyorum ama annem onun hakkında hiç iyi bir şey söylemedi. Küçükken babamın kötü biri olduğunu sanıyordum çünkü annem sebepsiz yere ona çamur atıyordu. Şimdi ben de benzer bir durumdayım.

Üvey babam sıradan biriydi, onunla kavga etmezdik, birbirimize saygılı davranırdık. Ona baba gibi hissetmesem de, mesela ödev konusunda yardım istediğimde asla geri çevirmezdi.

13 yaşındayken annem Emre’yi doğurdu. Çok geçmeden çocuğun hasta olduğu ortaya çıktı ve annemle üvey babam doktor doktor gezmeye başladı. Başta umut vardı ama zamanla durum kötüleşti.

Doktorlar önce zihinsel engel teşhisi koydu, sonra kesin tanı konuldu. Maalesef bu hastalığın tedavisi yoktu. Üvey babam bu durumu çok ağır yüklenmişti, sonunda kalp krizi geçirdi ve bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etti. Benim hayatım ise cehenneme döndü.

Anlıyorum annemi. Sürekli bağıran, kendine ve başkalarına zarar veren ya da tuhaf davranışlar sergileyen bir çocukla başa çıkmak zordu. Ama bir sebeple, onu özel bir merkeze yerleştirme teklifi geldiğinde reddetti, “Bu benim çilem, taşıyacağım” dedi.

Tek başına altından kalkamadığı için işin yarısı bana kaldı. Okuldan eve geliyordum, annem işe gidiyordu, ben de Emre’yle kalıyordum. Zordu, hatta bazen iğrençti çünkü böyle hastalığı olan çocuklar her zaman fizyolojik ihtiyaçlarını kontrol edemiyor.

Normal bir genç kız hayatım olmadı. Okul, sonra kardeşime bakmak, annem de günübirlik işlerde çalışıyordu. Eve geldiğinde ben ders çalışmaya oturuyordum ama kardeşimin sürekli çığlıkları yüzünden bu çok zor oluyordu.

Anneme üç kez Emre’yi bir merkeze yerleştirme teklifi geldi. Her seferinde reddetti, “Ben hallederim” dedi. Ama ben halledemiyordum. Liseyi bitirince eşyalarımı topladım ve annem bana “Üniversiteye gitmeyeceksin, kardeşine bakacaksın” dediği gün, evden kaçtım.

Bir arkadaşımın yanında kaldım, iş buldum, sonra da bir oda kiraladım. Üniversiteyi unutmak zorundaydım çünkü param yetmezdi. Ne örgün ne de açıktan okuyabildim.

Neredeyse on yıldır evde yaşamıyorum ve annemle görüşmüyorum. Hayatım biraz düzelip biraz para kazanmaya başladığımda onunla iletişim kurmayı denedim. Çalışıp ona para göndererek yardım edebileceğimi düşündüm ama bana karşı büyük bir nefret dalgasıyla karşılaştım.

Bana ihanet ettiğimi, onu hasta çocukla yalnız bıraktığımı, ne kadar zorlandığını umursamadığımı, şimdi de her şeyi düzeltmeye çalıştığımı bağırdı. EvArtık biliyorum ki annemle aramızdaki bu kırgınlık hiçbir zaman tamir olmayacak ve ben hayatıma onun olmadığı bir şekilde devam etmek zorundayım.

Rate article
Lifequest
Zorunlu Olanı Tercih Etmeyen: Liseyi Bitirince Evi Terketişim