Ne düşünürsün, öfkelendi bir an
“Sen kimsin ki, yaşlı karga? Kimsenin işine yaramıyorsun. Burada gezinip duruyorsun, kokuyorsun. Benim elimde olsa…” dedi bir an, sonra sustu. Kin dolu bir sessizlik çöktü.
Elif, çayını yudumlarken boğazına takıldı neredeyse. Az önce büyükannesi, Emine Hanım’la görüntülü konuşuyordu. Ufak bir şey için ayrılmıştı.
“Bekle bir dakika, güneşim, hemen geliyorum,” demişti, zorlukla koltuğundan kalkıp koridora doğru yürümüştü. Telefon masada kalmıştı. Kamera ve mikrofon açıktı. Elif bir an bilgisayarına bakmıştı ki… O ses duyuldu. Koridordan gelen keskin, tırmalayıcı bir fısıltı.
Önce hayal mi gördüğünü düşündü. Ama telefona baktığında gerçek olduğunu anladı. Kapı sesiyle biri odaya girmişti. Ekranda önce yabancı eller, sonra bir profil, ardından bir yüz belirdi.
Aylin. Abisinin karısı. Evet, ses de onundu.
Kadın, Emine Hanım’ın yatağına gitti, yastığı kaldırdı, sonra şiltede bir şeyler karıştırdı.
“Burada oturup çayını yudumluyor… Bir an önce ölse de kurtulsak şu işten. Ne diye bu kadar uzattın ki? Hiçbir işe yaramıyorsun, havayı kirletiyorsun!” diye homurdandı gelin.
Elif nefesini tuttu. Birkaç saniyeliğine dünya durmuştu sanki. Aylin, kamerayı fark etmeden çıktı. Biraz sonra büyükanne geri döndü. Gülümsüyordu, ama gözlerinde o eski ışık yoktu.
“Geldim işte. İşler nasıl, kızım? Her şey yolunda mı?”
Elif mekanik bir şekilde başını salladı. İçi paramparça olmuştu. Şimdi oraya gidip o küstah kadını kapı dışarı etmek istiyordu. Hemen.
Emine Hanım her zaman dimdik duran bir kadındı. Sesini yükseltmezdi, ama bakışlarıyla bir sınıfı susturabilirdi. Kırk yıl edebiyat öğretmenliği yapmıştı. Öğrencileri onu severdi, çünkü en sıkıcı metinleri bile eğlenceli hale getirirdi.
Eşi vefat ettiğinde yıkılmamış, ama bir gün o dik duruş hafifçe eğilmişti. Dışarı çıkmaz olmuş, hastalıklar artmıştı. Gülüşü eskisi gibi değildi. Ama yine de hayata tutunuyordu. Her yaşın güzel olduğunu söylerdi.
Elif, büyükannesini hep bir sığınak gibi görmüştü. Onun yanında her şey yoluna girerdi. Bir zamanlar torununa, okul parası için yazlığını vermiş, Elif’e de son biriktirdikleriniEmine Hanım’ın gözleri yeniden ışıldadı, çünkü artık kimsenin onu küçük düşürmesine izin vermeyeceğini biliyordu.




