Bir zamanlar, İstanbul’un kalabalık sokaklarında, Lale adında genç bir kadın yaşardı. Annesi Gülnar’ın sesi telefonun diğer ucundan çınladı, sert ve keskin. Sanki bir çekiçle sinirlerine vuruyordu. Lale, bir elinde çaydanlığı tutarken diğeriyle mercimek çorbasını karıştırıyor, telefonu omzuna sıkıştırmıştı.
“Anne, ama zaten söz verdik. Murat’la cumartesi günü onun ailesini ziyarete gideceğiz,” dedi Lale, sesindeki gerginliği gizlemeye çalışarak. “Bahçelerine yardım edeceğiz. İş çok.”
“Benim işlerim kendi kendine mi halledilecek?” diye alaycı bir tonla sordu Gülnar, homurdanarak. “Taşıma işçisi yine içkiye vurdu. Kutuları taşımak lazım. Yardım et. Sabah gelirseniz öğlene kadar biter. Sonra bahçenize gidersiniz.”
Lale bir sandalyeye çöktü, kalbi hızla çarpıyordu. Bu konuşmalar hep aynıydı. Annesi asla rica etmez, emrederdi. Ve argümanları demir gibi sağlam, ağır, üzerine bir de ahlaki borç yüklenmişti. Hatta borçtan öte, bir yük gibiydi.
“Anne, zaten söz verdik. Onlarla zaten az görüşüyoruz. Şimdi iptal edemem,” diye tekrarladı Lale, sonucun değişmeyeceğini bilse de.
“Öyle mi?” diye bağırdı Gülnar. “Demek kızıma bu kadar verdim, o hâlâ başka tarafa mı bakıyor?”
Lale gözlerini kapattı. İşte geliyordu… Şimdi başlayacaktı.
“Düğününüzü hatırlıyor musun? Size ev için kim para verdi? Kayınvaliden mi? Onlar kendi evlerini bile tamir edemiyor, harabe gibi bir yerde oturuyorlar. Ben olmasaydım, kirada zıplardın.”
Murat yandaki odadan her şeyi duyuyordu. Neredeyse her şeyi. Gerisini zaten karısının tepkisinden anlamıştı. Mutfağın kapısında durmuş, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Lale, onun bakışlarını ensasında hissediyordu. Aniden telefonu kapatıp kocasına baktı.
“Her şeyi duydun mu?” diye dikkatle sordu.
“Duymam gereken her şeyi,” diye kısa keserek cevap verdi Murat. “Bir daha asla aramasın. Bizi satın aldığını mı sanıyor?”
Lale itiraz etmek istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi. Murat’ı anlıyordu. Annesi her “yardımını” hatırlattığında, kendini kiracı gibi hissediyordu. Sanki kendi evinde değil, annesinin kiralık bir dairesinde oturuyordu.
Murat, cebinden sigara paketini çıkararak balkona çıktı. Kapı öyle bir çarptı ki Lale irkildi.
Elleriyle başını tutmuş oturuyordu. Başta, annesinin sadece korumacılık yaptığını, iyi bir hayat yaşamasını istediğini düşünmüştü. Ama şimdi bu bal kavanozunun dibinde katran vardı.
Düğünde Gülnar zirvedeydi. AlevLale, gözlerini yavaşça kaldırıp Murat’ın güven dolu bakışlarını gördüğünde, anladı ki gerçek huzur, parayla ölçülemeyecek kadar değerliydi.




