Evde Oturup Hiçbir Şey Yapmamak mı?

“Evde oturuyorsun, hiçbir şey yapmıyorsun!” dedi içinden.

“Anne, arabalarla oynamaya gidelim, söz vermiştin ya…” diye yalvarıyordu beş yaşındaki Kerem, mutfağa kadar gelmişti.

Ebru önce oğluna baktı, sonra bulaşıkların yığıldığı tezgâha ve doğranmayı bekleyen tavuğa göz gezdirdi. Yeniden Kerem’e döndü. Çocuk da ona bakıyor, ne soru ne istek olan bu cümlenin cevabını bekliyordu.

“Keremciğim, biraz daha sabret, tamam mı? Birazdan geliyorum.” dedi alçak sesle, belki de kendisi bile bu “birazdan”ın ne zaman geleceğine inanmadığı için.

“Yine mi! Hep böyle diyorsun, sonra gelmiyorsun! Tek başıma oynamak istemiyorum!” diye ağlayarak odasına kaçtı.

Ağabeyinin feryadıyla uyanan minik Deniz de ağlamaya başladı. Ebru sandalyeye çöktü, başını ellerinin arasına aldı, sanki kulaklarını tıkamak ister gibi… Bir an gözlerini kapadı.

…Ebru çocuklarını çok seviyordu, hep istemişti onları. Ama şu an, tek başına, temizlik, yemek, bez, doktor randevuları, park gezmeleri, akşam banyoları, uyku masalları olmayan bir yerde olmayı diliyordu.

Çoğu kadın böyle yaşıyordu, ama onların yardımcıları vardı: babaanneler, anneanneler, eşler… Ebru’nun durumu farklıydı. Ailesi bin kilometre uzaktaydı, kayınvalidesi işinden ve kendi hayatına dair meşguliyetlerinden torunlarla ilgilenemiyordu. Eşi Barış ise çoğu zaman çocuklar uyuduktan sonra eve geliyor, yemeğini yiyip ya bilgisayar başına ya da televizyon karşısına geçiyordu. Ebru’ya yardımı yok denecek kadar azdı. Üstelik son zamanlarda aralarındaki ilişki iyice gerilmişti.

“Annecimmm…” diye uzun uzun seslendi Deniz.

“Geliyorum kızım!” dedi Ebru, hızla çocuk odasına yöneldi.

Çocuklarla uğraştı, biraz toparlanma yaptı. Öğleden sonra Kerem’in konuşma terapisi vardı. O ders alırken, Ebru Deniz’le parka çıktı.

Eve akşamüstü döndüler. Çocukları yıkadı, yemeklerini yedirdi. Kendisi yemek yemedi, sadece çay içti. Bulaşıkları topladı, tezgâhtaki tavuğa baktı ve “bugün olmaz” dedi. Barış’a hazırlamak için mantı kaynattı.

Barış akşam saat dokuz civarı geldi. Zaten Ebru artık onun sinirli gelmesine alışmıştı.

“Geldim! Karşılamayan mı var?” diye bağırdı girişten.

“Barış, sesini yükseltme lütfen, Deniz’i yeni uyuttum.” dedi Ebru, yumuşak bir ses tonuyla, kızdırmamak için.

“Bravo! İşte baba evine hoş geldin! Gelir gelmez susturuyorsunuz!” diye söylenip banyoya yöneldi.

Ebru sofrayı hazırladı: mantıyı tabağa koydu, yanına maydanoz ve yoğurt getirdi. Çaydanlığı kaynattı, ekmeği dilimledi.

“Ebru, bu mantıyı indirimden mi aldın? Bütün hafta bunları mı yiyeceğiz?” di”Ebru, daha fazla böyle devam edemeyeceğini biliyorsun, artık kendin için de bir şeyler yapmanın zamanı geldi,” dedi içinden ve gözlerindeki yaşları silerek çocuklarının yanına gitti.

Rate article
Lifequest
Evde Oturup Hiçbir Şey Yapmamak mı?