Kişisel Hayatı Yeniden Şekillendirmek

**Günlük**

Bugün yine büyük bir kavga yaşadık annemle. “Bu denli telaşlanmana gerek yok, Mehmet beni seviyor. Yakında evleneceğiz,” dedim sakince. Ama annemin gözlerindeki endişeyi görmemek mümkün değildi.

“Nasıl telaşlanmayayım? Hamilesin, evli bile değilsin, üniversiteyi bitirmedin, bu Mehmet denilen adamı ise hiç görmedim! Çocuk büyütmek oyuncak mı sanıyorsun? Bugün buraya gelsin de yüzüme karşı sorumluluk alacağına dair söz versin!” diye bağırdı.

“Niye bağırıyorsun? Torununa sevineceğini sanmıştım. Mehmet’i hemen getireyim, yurttan anahtarım var. Orada beklerim, sen çok sinirlisin,” diyerek çantamı kapıp çıktım.

Annem, Sevgi Hanım, yüreğine bir ağrı saplanmışçasına sandalyeye çöktü. Gözleri duvardaki babamın fotoğrafına takıldı.

“İşte gördün mü, yetim büyüdü şimdi!” diye fısıldadı fotoğrafa. “Ah, Ahmet, neden bizi böyle erken bırakıp gittin? Kızımı koruyamadım. Ya bu adam da onu terk ederse? Nasıl geçineceğiz benim maaşım az, kim hamile bir kızı işe alır ki? Daha altı ay ders var…”

Gözlerinden yaşlar boşandı. Hayat ona genç yaşta ağır yükler yüklemişti. Kocasını bir fabrika kazasında kaybetmiş, kızı daha iki yaşındayken tek başına kalmıştı. Şimdi ise kızı ona yeni bir sınav veriyordu.

“Tamam, börek hamuru yoğurayım. Damat gelir nasılsa.”

Sofrayı hazırlayıp en güzel elbiselerini giydi. Örgü örerken kapı çaldı.

“Niye damat yok? Dışarıda mı bıraktın?”

“Gitti işte…” dedim hıçkırarak. “Beni terk etti.”

“Nasıl yani?” Annem şaşkınlıkla sandalyeye yığıldı.

“İşten ayrılmış, eşyalarını toplayıp gitmiş. Yurt müdürü öyle söyledi…”

Gözlerim dolmuştu. Bekâr anne olmak hayallerimde yoktu.

“Ne yapacağım şimdi anne?”

Annemin içinden “Ben dememiş miydim?” demek vardı, ama söylemedi. Yüreği taş değildi sonuçta.

“Bebeğini doğuracaksın işte. Haziran’da doğum bekliyorsun, değil mi?”

“Evet, diplomasını alırım en azından.”

Tam zamanında doğum yaptım. Bir kızım oldu, adını Elif koydum. Üçümüz bir arada yaşamaya başladık.

Elif, zeki bakışlarıyla etrafına neşe saçan bir çocuk oldu. Annem ona hayrandı, ama ben pek ilgilenmedim. Çünkü o kız, tıpkı Mehmet gibi kızıl saçlı, yeşil gözlüydü.

“Anne geldi!” diye koşardı bana sarılmak için.

“Bana ne getirdin?” diye sorardı masumca.

“Hiçbir şey,” derdim asık suratla.

“Dondurma getirmeyeceğini mi söylemiştin?”

“Bırak artık! Yoruldum!” diye itiverdim onu.

Elif ağlamaya başlardı. Okulda “aile” resmi çizince diğer çocuklar “Senin baban yok!” diye alay ederlerdi.

Annem onu teselli etmeye çalışırdı:

“Herkesin babası olmaz kuzum. Dondurmaya gidiyoruz, ne dersin?”

“Peki, anne için de alır mıyız?”

“Elbette alırız.”

8 Mart’ta her zaman şenlikli kutlamalar yapardık. Ama bu sefer ben bir erkek getirdim. Annem şaşkına döndü.

“Tanış, bu Murat. İş yerinden, müdürüm. Terfisi çıktı, başka şehre taşınıyoruz. Evleneceğiz.”

“Bu benim babam mı?” diye atıldı Elif.

Murat gülümsedi: “Hayır, ben senin baban değilim. Al bakalım, sana oyuncak getirdim.”

Elif oyuncağı almadı. Murat’tan hiç hoşlanmamıştı.

Akşam hiç keyifli geçmedi. Murat bize tepeden bakıyordu. Ben de ona yaranmak için kızıma baskı yapıyordum.

“Otur düzgün! Amcan ne sanacak bizi?”

Annem ise sessizce oturmuştu. Murat konuşuyor, ben de onaylıyordum.

“Bu mahallede şirketimiz çok iyi performans gösterdi. Artık şube müdürüyüm. Yazlık bir evimiz olacak. Sen de benimle geliyorsun, Aylin.”

“Ben de gelecek miyim?” diye sordu Elif.

Murat bana baktı. Anladım.

“Anne, işler nasıl? Belki emekli olabilirsin,” dedim.

“Henüz erken, geçimimizi nasıl sağlayacağız?”

“Murat sana maaş bağlayacak. Hiçbir şeye ihtiyacın olmayacak.”

“Niye böyle bir şey yapıyor?”

“Kızım, odana git, oyuncağınla oyna,” diye emretti Murat.

Annem başını sallayınca Elif odasına gitti. Oyuncak ise kapının önünde kaldı.

“Anne, işte mesele şu… Elif’i yanımıza alamayız. Önce yerleşelim, sonra alırız.”

“Kocaman eviniz varmış! Çocuk size ne zarar verir ki?”

“Bize uygun değil,” dedi Murat soğukça.

“Adı var bu çocuğun! Para verip benden kurtulmaya mı çalışıyorsunuz?”

“Anne, bu geçici bir durum. Yeni eşime çocukla yük olmak istemiyorum.”

“Geçici olan kalıcı olur. Gidin istediğiniz yere, Elif benimle kalacak.”

Murat ayağa kalktı, gururlu adımlarla çıktı. Ben annemi sakinleştirmeye çalıştım.

“Anne, nihayet iyi bir adam buldum. Altı ay sonra Elif’i alırım.”

“Ne yaparsan yap. Ama kızıma asla kötü davranılmaz. Derim ki iş seyahatine çıktın. Zaten babasız kaldı, şimdi annesi de onu terk mi edecek?”

“Ben terk etmiyorum!”

“Peki şu an ne yapıyorsun?”

Sessizce çıktım. Bir hafta sonra valizler hazırdı. Elif yanıbaşımda dolanıyordu.

“Anne, üşütmezsin inşallah. Atkını unutma. EldElif, gözyaşları içinde bana sarıldı ve “Anne, lütfen gitme,” diye fısıldadı, ama ben dönüp bile bakmadan taksinin kapısını çarptım, içimde büyüyen boşluğa rağmen.

Rate article
Lifequest
Kişisel Hayatı Yeniden Şekillendirmek