O Yaz Günü Nehirde…

O yaz gününde nehir kenarında…

Veren’in ailesi sıcacık bir yuvaydı. Üçüncü sınıfa giderken kız kardeşi Gizem dünyaya geldi. Abla rolü ve annesinin yardımcısı olmak Veren’e çok keyif veriyordu. Annesi öğle yemeği hazırlarken ya da evi toplarken, bebek arabasını iterek gezmeye bayılıyordu.

Gizem büyüdüğünde kreşe alınmadı çünkü sınıflar doluydu ve öğretmen yoktu. Kimse çocuklarla uğraşmak istemiyor, hem de birkaç kuruş için. Kreş müdürü, annesi orada çalışırsa Gizem’i alabileceklerini söyledi. Annesi, eski işine göre daha az kazanacak olsa da kabul etti.

Gizem zayıf ve hastalıklı doğmuştu. Üstüne titrenirdi hep. Kreşte de annesinin gözetimi altındaydı. Okuldan sonra Veren sık sık annesinin işine uğrardı. Çocukların çoğu sütlaç ve sebze yemeklerini sevmezdi ama Veren onlara bayılırdı. Annesi, diğer çocukların yemediği porsiyonları ona ayırırdı. Veren de doyasıya yerdi.

Karnını doyurduktan sonra Gizem’i alıp eve götürür, annesi gelene kadar onunla ilgilenirdi. Gizem’i çok severdi. Ta ki kardeşi büyüyüp dayanılmaz bir hale gelene kadar.

Gizem dört yaşındayken babaları öldü. Yaz çok sıcak geçiyordu. Üç haftadır hava sıcaklığı otuz derecenin üstündeydi. Hafta sonları herkes boğucu şehirden kaçıp doğaya, yazlıklara ya da nehir kenarına koşuyordu.

Anne babaları yanlarına su ve yiyecek alıp sabah erkenden çocuklarıyla birlikte şehir dışına çıktılar. Nehir kenarı tıklım tıklımdı. Sıcaktan kurtulmak için güneşle ısınmış suya giriyorlardı. Kıyıda her yaştan çocuk ve onlara göz kulak olan yetişkinler vardı. Gizem de kıyıda çırpınıyor, Veren ise onu ezilip itilmeden ve derinlere gitmeden korumaya çalışıyordu.

Babası koşarak suya dalıp etrafa sular saçtığında, Veren onun sadece serinlemek istediğini düşündü. Ama babası gittikçe kıyıdan uzaklaşıyordu. O sırada nehrin ortasında iki genç gördü.

Önce şakalaştıklarını sandı. “Aileleri nasıl bu kadar uzakta yüzmelerine izin veriyor?” diye düşündü. Nehir oldukça genişti. Bir yetişkin bile zorlukla karşıya geçebilirdi, ki kimse de böyle bir şey denemiyordu. Ama bu gençler ortaya kadar gitmişti.

Biri sürekli suyun altına batıyor, diğeri de onu çıkarmaya çalışıyordu. Babasının onlara doğru yüzdüğünü görünce anladı: Oyun oynamıyorlardı, boğuluyorlardı. Daha doğrusu biri boğuluyor, diğeri onu kurtarmaya çalışıyordu.

Etrafta herkes eğleniyor, nehrin ortasında olup biteni kimse görmüyordu. Veren gözlerini babasından ve gençlerden ayıramıyor, ayaklarının dibinde çırpınan Gizem’i unutuyordu.

Babası gençlere ulaştı, hemen daldı ve birini suyun üstüne çıkardı. Sonra kıyıya doğru yüzmeye başladı. Yavaş hareket ediyordu çünkü bir eliyle kürek çekerken, diğeriyle çocuğun başını suyun üstünde tutmaya çalışıyordu. Diğer genç de yorgun düşmüştü, babasına tutunarak onu engelliyordu.

— Onu da boğacak! — diye bağırdı Veren.

Çığlığına iki adam dikkat kesildi. Veren’in baktığı yöne göz attılar, durumu anladılar ve babasına yardım etmek için suya atladılar. Kıyıdaki diğer insanlar da olup biteni izlemeye başladı.

Adamlar gençleri devraldı. Veren sevinçle ellerini salladı. Ama sonra babasını göremediğini fark etti. Gözleri yanana kadar baktı, ama babası yoktu.

— Baba! Baba! — diye bağırdı.
Annesi koşarak yanına geldi.

— Orada… — diyerek nehrin ortasını gösterdi. Korkudan konuşamıyordu. — Baba yok!

Annesi Gizem’i kucağına aldı ve suda kocasını aramaya başladı. Bazen onu gördüğünü sanıp, “İşte orada!” diyordu ama Veren başını iki yana sallayıp durmadan nehrin ortasını gösteriyordu. Bu sırada adamlar gençleri kıyıya çıkarmış, onları bırakıp babasını kurtarmak için geri dönmüşlerdi.

Onu sudan çıkardıklarında artık ölmüştü. Annesi evine dönmeyi reddetti, inanmak istemiyordu. Veren ise ağlayan Gizem’i sakinleştirmeye çalışıyordu.

Cenazeden sonra annesi evde bir hayalet gibi dolanıyor, kızlarına bakmıyordu. Veren Gizem’i kreşe bırakıp okula koşuyor, sonra onu alıp eve getiriyordu. Gizem ise Veren’le gitmek istemiyor, “Beni annem alsın!” diye sızlanıyordu.

— Annem hasta, — diyordu Veren.

— O zaman babam alsın, — diye mızmızlanıyordu Gizem.

Veren eve geldiğinde annesini bıraktığı gibi buluyordu: Kanepeye uzanmış, duvara dönmüş.

Annesi yemek yemiyordu. Onun için endişelenen Veren, komşularından yardım istedi. Komşuyla konuştuktan sonra annesi ayağa kalktı, ev işlerine başladı. Bir gün sonra da işine döndü, Gizem’in sevincine diyecek yoktu.

Artık üç kişi yaşıyorlardı. İlk zamanlar paraları yetiyordu. Babasının çalıştığı demiryolundan annesine maddi destek verdiler. Birikmiş paraları da vardı. Kreş de yardım ediyordu. Annesi fazla yemekleri eve getiriyordu. Veren, annesinin kendisi yemeyip hepsini onlara bıraktığından şüpheleniyordu.

LYıllar geçtikçe Veren, Gizem’in yokluğunu ve babasının o yaz gününde nehirde bıraktığı boşluğu hep hissetti, ama küçük Ayla’nın gülüşü ona yeniden hayata tutunma gücü verdi.

Rate article
Lifequest
O Yaz Günü Nehirde…