Bana Oğlum Mu Dedin?

Leyla ikinci katın koridorunda ofise doğru ilerlerken kimseye rastlamadığına sevindi. Kimsenin merhametli bakışlarını görmek, sorularına cevap vermek istemiyordu. Hızla odasına girip kapıyı kapattı.

“Leylacığım, sonunda geldin!” diye sevinçle karşıladı onu Ayşe Hanım, birlikte çalıştıkları kadın. “Burada neler dönüyor bir bilsen! Mehmet Bey emekliye ayrıldı, yerine yeni bir müdür geldi. Genç ama çok sert. Bütün emeklileri yolluyor. Sanırım sıra bana da gelecek. Oğlun nasıl, umarım daha iyidir?”

Leyla masasına oturup etrafına baktı. Ayşe Hanım’ın kendisine bakıp cevap beklediğini hissediyordu.

“Ayşe Hanım, bırakın şunu. Herkesi kovarsa kim çalışacak? Benden önce beni kovar zaten, sürekli Can’ın hastalığı yüzünden izin alıyorum. Kemik iliği nakli lazım, ama paramız yok. Yardım derneklerine başvurdum, ama orada da sıra var. Bana mümkün olan en kısa sürede ameliyat olması gerektiğini söylediler. Bir de donör lazım. Ben uygun değilim, annemse çok yaşlı…”

“Aman Allah’ım, bu masum çocuğun suçu ne ki?” diye içtenlikle üzüldü Ayşe Hanım. “Can’ın babasını bulmayı denemedin mi?”

“Bulsam ne olacak? Donör olmayı kabul edeceğinden emin değilim. Ameliyat riskli bir şey. Bir de inanmaz ki Can…”

Tam o sırada kapı açıldı ve insan kaynaklarından Deniz girdi. İki kadın birden başlarını çevirip ürkek bir ifadeyle baktılar.

“İşe döndüğünüzü söylediler. Leyla Hanım, biliyorum bu sizin için zor bir dönem ama emir…” diye kekeledi.

“Konuşun,” dedi Leyla, içinden “İşte başıma bir şey getirdim,” diye geçirdi.

Deniz gözlerini kaçırıp Ayşe Hanım’a baktı, sanki destek arıyordu.

“Ne, yeni müdür beni de mi kovacak? Hayatta olmaz!” Leyla o kadar hızlı ayağa kalktı ki, kenara çekilmeyen Deniz’i devirecek gibi oldu ve hızla kapıya yöneldi.

Deniz arkasından bir şeyler bağırdı ama Leyla’nın topuk sesleri koridorda hızla uzaklaşıyordu. Geç kalmış iş arkadaşları ona selam verdiler, ama o hiçbirini fark etmedi. “Hayatta olmaz. Bırak da denesin. Hakkı yok…” diye öfkeyle mırıldanıyordu.

Bekleme odasına girdiğinde masada oturan sekreter kızı görünce durakladı. Sanki bir dergi kapağından fırlamış gibi, pırıl pırıl, üst düğmeleri açık beyaz bluzuyla havalı duruyordu.

“NerLeyla, kapıyı açarak müdürün ofisine girdi ve karşısında yıllar sonra yeniden gördüğü Can’ın babasını tanıyınca kalbi yerinden çıkacak gibi attı.

Rate article
Lifequest
Bana Oğlum Mu Dedin?