Yeni Yıl Sürprizi
Ayşe, ayaklarının altındaki buza aldırmadan eve koşuyordu. Çantasında iki uçak bileti vardı. Güneyde, rezervasyonu yapılmış bir otel odası onları bekliyordu. Yıllardır hayalini kurdukları gibi, yeni yılı deniz kenarında, sıcakta, kaygısız geçireceklerdi. Ocak başında tencere tava çalmayacak, dinlenecek, belki de otelin havuzunda yüzüp kendilerini masal diyarında hissedeceklerdi.
Ama hep bir engel çıkıyordu. Önce ev için birikmiş paraları vardı, taksitler bitmek üzereydi. Sonra günlük koşuşturmada bilet almayı unutuyorlardı…
Artık kendilerine ait bir evleri vardı. Kalan borçları da azdı. Çocuk yapmayı düşünme vakti gelmişti. Eğer şimdi gitmezlerse, bir çocukla uzun süre bu hayali ertelemek zorunda kalacaklardı. Ayşe de Murat’a yeni yıl için bir sürpriz yapmaya karar verdi.
Tabii ki kaynanası mutlaka bir laf edecekti: “Paraları böyle boş şeylere harcıyorsun, kışın denizde ne işin var?” diye. Ya onlar? Neden fikir almadın? Kırgınlıklar, Ayşe’ye yöneltilecek suçlamalar… Kaynana zaten ondan hoşlanmazdı, şimdi ne yapacağını düşünmek bile korkunçtu. Neyse, öldürmezdi herhalde. Bir şekilde atlatırdı. Ama Murat’ı ne kadar şaşırtacak, ona nasıl bir bayram havası yaşatacaktı!
Eğer danışsaydı, kaynanası hemen bir kavga çıkarır, sürpriz bozulurdu. Muhtemelen deniz gezisi de iptal olurdu. Murat’ın sürprizi beğenmeyeceği ya da başka planları çıkabileceği aklına bile gelmemişti. Murat hep, “Bütün gece televizyon karşısında oturup salata yemek niye?” derdi. O, kalabalığı ve eğlenceyi severdi.
O güne kadar biletler iş yerindeki çekmecesinde duruyordu. Bugün eve getirip Murat’a vermeye karar vermişti. Uçuşlarına iki gün vardı.
Eve gelince zarflı biletleri, Murat hemen görsün diye, yılbaşı ağacının altına bıraktı. Üstünü değiştirip yemek yapmaya başladı, kapının açılma sesini dinleyerek. Saate sık sık bakıyordu.
Saat sekiz buçuk olmuştu, içine bir tedirginlik düştü. Ocakta yemek soğumuştu, ama Murat hâlâ gelmemişti. Keyfi giderek kaçıyordu. Birkaç kez aradı, ama telefonu kapalıydı. Ayşe evin içinde dolanıp durdu, pencereden Murat’ın arabasının gelip gelmediğine baktı. Aklına korkunç düşünceler üşüşüyordu. Murat’ın numarasını tekrar tekrar çevirdi, ama her seferinde otomatik ses, telefonun kapalı olduğunu veya erişim alanı dışında olduğunu söylüyordu.
Kötü düşünceleri kovalamaya çalıştı. Murat’ın bir arkadaşıyla takıldığını, zamanı unuttuğunu düşündü. Ama neden telefonunu kapattı? Neden haber vermedi?
Birkaç kez kapıya bile çıktı. Bir keresinde babası arkadaşlarıyla içmiş, evine bırakmışlardı. Ama annesinin sert tavrını bildiklerinden, kapıya bırakıp gitmişlerdi. Komşu geç saatte gelip uyuyakalmış babasını görünce kapıyı çalmıştı.
Şimdi kapının önünde kimse yoktu, merdivende ayak sesleri duyulmuyordu. Ayşe artık biletleri ve sürprizini düşünmüyordu, sadece Murat’a bir şey olmaması için dua ediyordu.
Uyumak aklının ucundan bile geçmedi. Kanepeye oturup bacaklarını karnına çekti, bütün gece beklemeye hazırdı. Telefonun çalma sesi gece sessizliğinde bir silah patlaması gibi yankılandı. Ayşe irkildi, telefonunu kaptı, nedense ayağa fırladı.
“Murat, neredesin? Ne oldu?” diye bağırdı.
“Bir şey olmadı,” dedi telefonun diğer ucundaki yabancı bir kadın sesi, bal gibi yapışkan. Ayşe şaşkınlıkla telefonu kulağından çekti, ekrana baktı—Murat’ın numarasından arıyordu. “Murat’ın uykusu geldi. Bebek gibi uyuyor şimdi,” dedi o tatlı, ballı ses.
“Nerede uyuyor? Niye? Kimsiniz?” diye sordu Ayşe, aslında cevabı çoktan biliyordu.
Bir arkadaşına, Murat’a yılbaşı sürprizi yapacağını söylediğinde, arkadaşı gülümsemiş ve ablasının başına geleni anlatmıştı. Ablası kocasına çifte spa ve havuz üyeliği almıştı. Birkaç kez gitmişlerdi. Sonra kocası üşütmüş, işler yoğunlaşmış, havuz unutulmuştu.
Ablası bir gün tek başına gitmeye karar vermiş. Resepsiyonda kartını aradı, bulamadı. Görevli kız, yarım saat önce kartın kullanıldığını söyleyince her şey anlaşılmıştı. Yarım saat sonra kocasını, kolunda genç bir kızla soyunma odasından çıkarken görmüştü. İşte ihanet böyle ortaya çıkmıştı. Arkadaşı, “Sürprizler güzel ama dikkatli olmak lazım,” demişti.
Bütün bunlar Ayşe’nin aklından bir saniyede geçti. Kadının sesiyle kendine geldi.
“Murat benim evimde uyuyor. Sağ salim, merak etme. Kim olduğumu tahmin ediyorsun, değil mi? Beni seviyor. Altı aydır görüşüyoruz. Sana acıdığı için söyleyemedi. Ben yardım ettim ona.” Telefondan kesme sesi geldi.
Ayşe’nin gücü tükenmişti, telefon elinde, kanepeye çöktü. Ekran karardı, tıpkı hayatı, umutları, yeni yıl heyecanı ve güney tatili hayali gibi. Bütün duygular sönmüştü, sadece incinme ve dayanılmaz bir acı kalmıştı.
Kaç benzer hikâye duymuştu, internette okumuştu. Onların başına gelmez sanırdı. Altı yıldır birlikteydiler. Bu kadar süre birbirlerO gün, Ayşe’nin içindeki fırtına dindiğinde, yeni bir sayfa açmaya hazır olduğunu fark etti ve cebindeki telefonu çıkarıp, uzun süredir beklettiği o numarayı aradı.




