Nasıl Yapabildi? Annesi Daha Yenikaybetti, Ama O Artık Bu Kızla mı?

Nasıl yapabilirdi? Annesi sadece birkaç ay önce vefat etmişti, şimdiden o kadını eve getirmişti…

Elif, okuldan koşarak çıktı, spor çantasını sallayarak. Sırt çantası vücuduna çarpıyordu ama umursamıyordu. Babasıyla bugün tiyatroya gideceklerdi!

Evin koridoruna girdiğinde babasının olmadığını anladı—paltosu askıda yoktu. Hemen neşesi kaçtı. Sonra aklına oyunun başlamasına iki saatten fazla zaman olduğu geldi. “Baba mutlaka gelir, zamanında yetişiriz,” diye kendini avuttu.

Üstünü değiştirdi ve beklemeye başladı, arada bir saate bakarak. Normalde saat yavaş ilerlerdi ama şimdi sanki bilerek hızlanmış gibiydi, babası hâlâ yoktu. Geç kalacaklardı. Ya unuttuysa, ya da işte bir şey onu alıkoydu? Elif’in sabrı tükeniyordu. Gözyaşlarına boğulacak gibi olduğu anda kapı anahtarı döndü. Hemen fırladı.

“Sonunda,” diye iç geçirdi. “Saatlerdir bekliyorum, oyunu kaçıracağız,” dedi öfkeli bir tonla.

Babası sakince paltosunu çıkardı, koyu gri takım elbisesiyle dimdik durdu, saçlarını düzeltti. Elif, babasıyla gurur duyuyordu. Her zaman düzgün, tıraşlı, hoş kokulu… Sınıf arkadaşları ebeveynlerinden şikâyet ederdi: Kiminin babası çok sertti, kimi içerdi. Ama Elif’in babası harikaydı. Yersiz azarlamaz, adil davranırdı.

Elif, babasına çekmişti. Aynı uzun boylu, keskin burunlu ve gri gözlüydü. Keşke annesine benzeseydi; gülümseyen, kumral saçlı, minyon… Ama babasını mükemmel görüyordu.

“Tiyatroya gitmeyecek miyiz?” diye sordu üzüntüyle.

“Gideceğiz. Sadece biraz çay içeyim, tamam mı? Yetişiriz.”

Baba mutfağa girdi, yorgun bir şekilde sandalyeye çöktü. “Sen git, hazırlan,” dedi.

Elif odasına koştu. Yeşil elbisesini giydi, aynanın karşısında döndü durdu.

“Hazır mısın?” Babası kapıyı açtı.

“Evet!”

Arabada deri kokusu, oda spreyi ve tanıdık bir şey daha vardı. Camdan dışarı bakarken şehir sanki onun neşesini paylaşıyormuş gibi geldi.

Tiyatroya her geldiğinde Elif büyülenirdi. Avizedeki ışıklar, yansıdığı aynalar, kırmızı halı… Kendini kraliçenin huzuruna çıkıyormuş gibi hissederdi.

Fuayede çiftler dolaşıyor, fısıldaşıyordu. Ayak sesleri halıda yok oluyordu. İlk zil çaldığında heyecanla babasını salona çekti.

“Şimdiden ne acele?” diye güldü babası.

Ama Elif oturup kocaman avizenin yavaşça kararmasını beklemek istiyordu.

“Burda hep güzel kokuyor,” dedi.

“Toz ve makyaj malzemesi,” diyerek burun kıvırdı babası.

Salon doldu, avize söndü. Perde açıldı, Elif nefesini tuttu…

Antraktte babasını bulamadı. Sonra onu balkon kapısında gördü. Koyu makyajlı bir kadınla baş başa konuşuyorlardı.

“Baba!” diye seslendi.

Babası aniden uzaklaştı.

“Kim bu?” diye sordu.

“İş arkadaşım. Tesadüfen karşılaştık.”

Elif inanmadı ama oyun başlayınca unuttu.

Eve dönerken oyunu tartıştılar. Eve geldiklerinde annesi sormuştu:

“Nasıldı?”

“Müthişti! Neden gelmedin?”

Annesi solgun görünüyordu.

Sonradan anladı: Annesi hastaBabalarının güçsüz hâlini görünce, Elif birden anladı ki hayat acılarla dolu bile olsa, gerçekten önemli olan tek şey, birbirimize karşı merhametli olmayı unutmamaktı.

Rate article
Lifequest
Nasıl Yapabildi? Annesi Daha Yenikaybetti, Ama O Artık Bu Kızla mı?