Beni Arayacağını Biliyordum, Anne…

Eski bir hikayedir bu, anlatırım şimdi size…

Telefon, dersin ortasında titreyerek çaldı. Sevda cebinden çıkardı, ekrana baktı ve görmezden geldi. Ama telefon tekrar çaldı.

“Kızım, ya kapat o telefonunu ya da cevapla!” diye sertçe uyardı hoca, kaşlarını çatarak.

“Cevaplayacağım, çıkabilir miyim?” diye sordu Sevda, kapıya doğru baktı.

Hoca iç geçirdi, “Çık.”

Koridora fırlayan Sevda, telefonu kulağına götürdü. “Leyla, ne oldu? Dersim var!”

“Sevda… Anne baban kaza geçirdi,” dedi Leyla, sesi titreyerek.

“Ne?!” diye haykırdı Sevda, yüreği ağzına gelmişti.

“Çabuk gel.”

Solgun ve titreyerek sınıfa döndü, kitaplarını çantasına tıkıştırdı, kapıya yürüdü.

“Hiçbir şey söylemeyecek misin?” diye gürledi hoca arkasından.

“Özür dilerim, acil bir şey var,” dedi Sevda, kapıyı çarparak çıktı.

“Sevda, ne oldu? Nereye?” diye koşarak yetişti Murat, merdivenlerde yakaladı onu.

“Bilmiyorum… Leyla aradı, anne babam kaza geçirmiş, hastaneye kaldırılmış.”

“Yaşıyorlar mı? Ben de geliyorum.”

“Murat, zorunda değilsin…”

“Yardım edebilirim belki. Telefonunu ver, taksi çağırayım.” Sevda ancak o an elinde sımsıkı tuttuğu telefonu fark etti.

“Allah’ım, yaşıyor olsunlar,” diye fısıldadı, telefonu uzatırken.

Yol boyunca çantasının kayışını büküp durdu, avuçları ter içindeydi. Murat elini üstüne koydu, sakinleştirmeye çalıştı.

“Lütfen daha hızlı gidin,” diye yalvardı şoföre, zamanın ağır çekim aktığını hissediyordu.

“Olmaz, her yerde kameralar var,” diye mırıldandı şoför, umursamaz.

“Ceza parası neyse veririm, lütfen hızlan!” dedi, sesi çatallanarak.

Şoför derin bir nefes alıp gaza bastı, önlerine çıkan arabaları geçti. “Öleceksek beraber ölelim.”

Sonunda evlerine vardılar. Murat ücreti öderken, Sevda bahçe kapısından içeri daldı.

Leyla onları pencereden görüp kapıya çıktı. Gözleri şiş, ellerini göğsünde kenetlemişti.

“Yaşıyorlar mı?” diye soluksuz sordu Sevda, merdivenleri ikişer çıkmıştı.

“Ahmet Bey emaneti teslim etti… Ama Emine Hanım hastanede.”

“Neden baştan söylemedin? Hangi hastane?”

“Şehir Hastanesi.”

“Murat, taksi gitti mi?” diye döndü Sevda.

“Hemen çağırıyorum.” Murat telefonu çıkardı, numarayı çevirdi. “Daha gitmediyseniz, geri dönün lütfen…”

Artık Sevda’nın acelesi yoktu. Taksinin arka koltuğunda Murat’ın omzuna yaslanmış, sessizce ağlıyordu.

Annesinin odasına girmesi için yalvardı doktora.

“O benim annem! Bırakın göreyim onu!” diye hıçkırdı, gözleri kıpkırmızıydı.

“Komada, bilinci kapalı.”

“Sadece görmek istiyorum,” diye yalvardı, elleri titreyerek.

Doktor başını salladı. “Tamam. Ama sakin ol, bağırmak yok.”

Sonra eve döndüler, yine taksinin arkasında.

“Annem… Yaşayacak, değil mi?” diye sordu Sevda, Murat’ın eline yapışmıştı. “Başka kimsem yok. Hiç kimse.”

“Leyla Hanım?” diye sordu Murat.

“O bizim yardımcımız. Yıllardır bizimle, aile gibi oldu. Öyle söylüyordum, kimse bilmesin diye.”

“Neden?”

“Sınıfta herkesin yardımcısı var mı? Bilseler bana nasıl bakarlardı sanıyorsun?”

Yol boyunca sustular. Eve gelince Murat da inmek istedi, ama Sevda durdurdu.

“Gerek yok, yarın ararım,” dedi ve içeri girdi.

Leyla mutfaktan çıktı, Sevda’ya sarıldı.

“Gördün mü anneni? Nasıl?”

“Komada… Doktorlar…” Sesini yükseltemedi.

“Allah büyük, Sevda.” Leyla ağlıyordu. “Ümit var, Emine Hanım güçlüdür. Ahmet Bey’in defin işlerini emanetçiler halledecek, aradılar bile.” Sırtını okşadı. “Ah, ne iyi adamdı. Kimseyi incitmez, hep güler yüzlüydü…”

Sevda onu dinlemedi, odasına çekildi, yatağına kapaklandı.

Leyla, seher vakti onu uyandırdı. Gözlerindeki acıyı görür görmez, Sevda anladı.

“Az önce aradılar… Gece vefat etmiş. Allah rahmet eylesin.” Leyla hızlıca gözlerini silip istavroz çıkardı. “Ah, Sevda… Nasıl oldu böyle?”

Sonra mutfakta, çaylarının önünde oturdular.

“Tamamen yapayalnız kaldım,” diye fısıldadı Sevda.

“Ben bir süre kalırım. Ama sonra… Kusura bakma, artık yaşlandım. Emekli olmam lazım. Tam otuz yıl oldu sizinle. Dedenden, Ahmet Bey’in babasından beri…”

Cenazeler, taziyeler, dualar derken ev sessizliğe büründü. Gelen giden kalmadı. Telefon susmuştu.

Sevda derslere gidiyor, sadece Murat zorladığı için. Yoksa duvara dönük yatıp kalırdı. Leyla yemek yediriyordu. “Bir kaşık çorba içmezsen, hemen giderim!” diye tehdit ediyordu. Ama neden kalıyordu ki? Yemek pişiriyor, kimse yemiyordu.

Sevda yiyordu, yalnız kalmamak için.

Bir akşam, Leyla içini döktü.

“Anne babana söz vermiştim, asla söylemeyecektim. Ama artık onlar yok, emanet bitti.” İstavroz çıkardı. “Ahmet Bey, Emine Hanım, affedin beni.”

“Ne sözü? Neyi sakladın?” diye sordu Sevda, gözleri büyümüştü.

“Senin bir annen daha var,” dedi Leyla, kesin bir sesle.

“Ne diyorsun? Annem öldü!” diye bağırdı Sevda, inanmayarak.

“Emine HanEvine döndüğünde, masanın üzerinde duran annesinin fotoğrafına baktı ve artık hayatındaki iki annenin de kalbinde yer ettiğini hissetti.

Rate article
Lifequest
Beni Arayacağını Biliyordum, Anne…